Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

"Muzır Kurul”un tek kadın üyesi Nilüfer Voltan Acar anlatıyor!



Toplam oy: 755

Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Başkanı Nilüfer Voltan Acar; çok karşı çıkılan, farklı kesimler tarafından farklı nedenlerle suçlanan “Muzır Kurul”un tek kadın üyesi. Kendisine e-posta ile ulaşıp birkaç soru ilettiğimde, “Bir insanı ipe göndermeden önce en azından sorduğunuz için teşekkür ederim.” diyor. Böyle bir nedenle teşekkür alıyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum kısa bir an, ne ki, hemen ardından sitemle dolduğumu hissediyorum. “Keşke biz de size aynı cümleyi kurabilseydik...” diyorum içten içe, “İpe gönderdikleriniz adına.”

 

 

 

Tepkiler, birebir bu kuruma olmaktan ziyade, yasakçı zihniyete karşı. Sizin “yasakçılık”a ilişkin görüşünüz nedir?


Maalesef  basın yayın organlarında birçok konu çarpıtılıyor. Bu yasa 1920'li yıllarda Mustafa Kemal döneminde çıkmış, sonra Özal döneminde tekrar düzenlenmiş. O dönemde iptal için Anayasa mahkemesine yollanmış. Yasa iptal edilmemiş. Bilmiyorum, özgeçmişimi okudunuz.mu? Bilim uzmanlığı derecelerimden bir tanesi evlilik-aile danışmasıdır. Bu dereceyi alırken seks terapi, evlilik danışması, aile terapisi, boşanma terapisi v.s gibi konularda yurt dışında dersler aldım.

 

Kurulun tek kadın üyesi olarak üzerinizde nasıl bir sorumluluk var?


Sorumluluk getiriyor, ama aynı zamanda  kurul üyeleri benim dediklerime saygı gösteriyorlar. Kurulun tek kadın üyesi olarak “Beyler, çıplaklığı dergilerde yasaklamayın, gözler alışsın, yoksa milletin karısına, kızına ve hatta hayvanına tebelleş oluyorlar'' diyen benim. Ayrıca yıllar önce Hande Ataizi'nin de oynadığı “Mum Kokulu Kadınlar”da ensest işleniyordu. Orada da bilirkişiydim ve karşı oy verip toplumun kanayan yarasına değinilmiş diyen de benim. Daha önce de belirttim, ben nesebi geniş biriyimdir, kurul üyeleri de çoğunlukla benim düşüncelerime değer verir.

 

Bir yapıtın edebiliğine dair görüş bildirmeniz, özellikle edebiyat çevrelerinden çok tepki alıyor. Sizce yeryüzünde, bir kitabın edebiliğine, papatya falı bakarcasına karar verebilecek bir makam var mıdır?


Ceza yasasında maddeyi bilemiyorum. Muzırlıkla, müstehcenlikle ilişkili olarak edebiliği de bize soruluyor. Ne ise, tam anlamıyla entelektüel olan bir kişi, okuduğu eserin edebi mi, yoksa pis bir pornografik yazılar topluluğu mu olduğunu kolaylıkla anlayabilir, hele ki benim gibi 1970 yılında Üsküdar Amerikan Lisesi’nin edebiyat bölümünden derece ile mezun olmuşsa. Bu kitapları okumanızı öneririm. Mide bulandırıcı. Eş cinsellikle ilgili yıllar önce bir film vardı, ismini anımsayamıyorum. Ama çok güzeldi, kişilerle rahatça empati kurulabiliyordu. Burada kişiler bile belli değil, kitabın başı sonu yok, sadece amiyane deyim ile ...iş,tıkış, ve sabun... Okumanızı öneririm.

Kitabın müstehcenliği onu edebilikten uzaklaştırmaz. Nabokov'un Lolita'sı, Lady Chatterley'in Aşkı v.s gibi. Ancak bu bir acayip bir şey... Birine ceza vermek istiyorsanız, ya da aleyhte yazanları cezalandırmak niyetindeyseniz, çoluk çocuklarına ve kendilerine bu kitabı okutmak uygun olur.

Zaten, yasa gereği muzır sayılan dergiler yasaklanmıyor, naylon şeffaf torbaya (poşet demeyi Türkçe olmadığı için kullanmıyorum) giriyor ve bu durumda Maliye Bakanlığı’na vergi ödeniyor. Esas gürültü vergi ödememek için.


Gelelim cut-up yöntemiyle yazılmış olan Yumuşak Makina’ya.  Eşcinsel pornografi, okumanızı öneririm. O zaman ne demek istediğimi anlarsınız. Anal ilişkiler, sabunlar v.s, v.s. Biliyorsunuzdur, James Joyce'un, daha sonra da Faulkner'ın kullandığı “aklın akıcılığı” diye (stream of counciousness) diye bir edebi bir akım vardır. Bu cut-up yöntemi öyle bir şey olsa çok  güzel olurdu, ama değil.



Son iki örnek üzerinden konuşacak olursak; Yumuşak Makine ve Ölüm Pornosu, birer yetişkin kitabı. Çocuklara zarar verip vermemesi bağlamında değerlendirilmesinin nedeni ne?


Yetişkin kitabı, ancak daha önce de yazdığım gibi mahkemeden çocukla ilgili soruyorlar, biz de yasa çerçevesinde ona göre yanıt vermek durumundayız. Daha önce de dedim: yasa varlığını sürdürüyor, ona göre değerlendirmek durumundayız. Ölüm pornosu da rekorlar kitabına girmek isteyen bir kadının sayısını tam hatırlayamayacağım, ama galiba 200'ün üstünde erkekle üst üste girdiği cinsel ilişkiyi pornografik bir şekilde anlatmasıdır.  Daha önce de yazdığım gibi, bu yasa Özal zamanında revize edilmiş, ama hala yürürlükte, değildir denirse yasaya aykırı davranılmış olur.

 

Bugüne dek, tarihin hiçbir döneminde, baskıcı rejimlerde dahi, yasaklanmaya çalışayan hiçbir kitabın dağılması, okunması engellenemedi...


Kurulumuzun resmi bilirkişilik görevi var, biz raflarda duran kitapları alıp da muzır demiyoruz, bize mahkeme kanalıyla gelenleri inceliyoruz.Verdiğimiz karar bilirkişilik özelliği taşır, savcı uyar uymaz, bizi ilgilendirmez. Yasa yürürlükte olduğu sürece bu iş böyle, yasa iptal edilirse iş değişir. Kurulun verdiği kesin karar değil, mahkeme soruyor.

 

Söyleşi: Elif Bereketli

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Beykoz’un en güzel tarih, doğa ve insan manzaralarının amatör ve profesyonel fotoğrafçıların objektifinden yansıdığı “Beykoz Belediyesi 1. Fotoğraf Yarışması”nda ödüller törenle sahiplerine kavuşuyor.

Türkiye’nin ilk kurumsal dergilerinden biri olan Türk Kızılay dergisi, yayım hayatına kısa bir süre ara verdikten sonra, yeni bir solukla yeniden Türk halkının beğenisine sunuldu. Türk Kızılay’ın dergisinin yeni adı ise 1868 oldu.

Türk edebiyatının dünyada en çok okunan kitaplarından biri olan “Benim Adım Kırmızı”nın yayımlanmasının üzerinden 21 yıl geçti. Bütün dünyada beş milyona yakın satan kitap, dünya çapında akademisyenler, sanatçılar ve eleştirmenler tarafından kaleme alınan birçok makaleye ve araştırmaya konu oldu. Kitabın yayınlanmasının 21.

Kayseri’de bulunan Meryem Ana Kilisesi, belediyenin gerçekleştirdiği restorasyon çalışmaları sonucunda Şehir Kütüphanesi’ne dönüştürülüp hizmete açıldı. 19. yüzyılda yapıldığı belirtilen kilisenin restorasyon çalışmaları bir süredir devam ediyordu. Kütüphane 25 bin basılı, 22 bin elektronik, 3 bin sesli olmak üzere 50 bine yakın kitapla hizmet sunuyor.

Sarah Jio’nun Türk okurlarına ithaf ettiği yeni kitabı “Acı Tatlı Hayat Hikayem”, Pena Yayınları etiketiyle yakın zamanda raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Romantik edebiyatın çok satan popüler ismi Jio’nun yeni kitabının kapağını sevenleri belirleyecek.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.