Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Şavkar Altınel eleştirileri yanıtladı: Atayistler ve ben



Toplam oy: 769
Türkiye’de, duymak istemediğimiz şeyler söyleyenlerin kasıtlı olarak ve çoğu kez de yabancı güçlerin yönlendirmesiyle hareket ettiği hepimizin bildiği bir gerçektir. Resmî tarihin doğrularını sorgulayanlar için böyle olan bu durumun resmî edebiyat tarihinin doğrularını sorgulayanlar için başka türlü olması elbette beklenemez.

 

Şavkar Altınel'in Notos'un Oğuz Atay'la ilgili düzenlediği soruşturmada 'Tutamayanlar'ı 'sığ ve yapay' bulmaktan kendini alamadığını söylemesi her yerde olduğu gibi Radikal'in internet sitesinde de ağır tepkilere yol açtı. Altınel Radikal'de eleştirilere yanıt verdi. 'Tutunamayanlar' ve Oğuz Atay hayranlarının tepkisindeki ironiye değinen Altınel'in konuya ilişkin yazısı şöyle:

 

Adamın biri marjinallikle ilgili bir kitap yazmış, çok satanlar arasına girmiş.

 

Fıkrayı iyi anlatmadım galiba; koskoca salonda bir iki kişi dışında gülen yok.

 

Bir de şöyle deneyeyim: Adamın biri, bazıları başkalarına benzemez, onlar gibi yaşayamaz, narin, hassas ‘tutunamayanlar’ olarak kalır diyen bir kitap yazıyor. Elli bin, yüz bin, yüz elli bin, üç yüz bin, beş yüz bin, bir milyon kişi, “İşte bizim hikâyemiz: Tutamayanlar BİZİZ!” deyip kitabı bağrına basıyor. Ne var ki, ‘Tutanamayanlar’ adlı küçücük bir azınlık oluşturduğuna inanan bu kitle hızla büyümeye devam ederken başka bir adam da çıkıp utana sıkıla, “Ben de galiba sizin o kadar sevdiğiniz o kitaba tutunamıyorum,” diyor ve kıyamet kopuyor. Tutanamayanlar hesapça olmaması gereken tırnaklarını çıkartıp bir ağızdan, “Seni namussuz, seni densiz, seni terbiyesiz, tutunamamak da ne demekmiş? Derhal sen de bizim gibi ol, yoksa haddini bildiririz” diye hırlamaya başlıyor. Bana bütün bunlarda sanki komik bir şey varmış gibi geliyor, ama güldürü anlayışımın sapık olduğu hep söylenmiştir.

 

 

Ölçülü görüş, ölçüsüz tepki

 

Oğuz Atay yüz binlerce okuru olan bir yazar, benim okurlarımın sayısı ise bini ya bulur ya bulmaz. Başka bir deyişle, Atay’ın okurlarının ezici çoğunluğunun benim varlığımdan bile habersiz olması gerekir. Bu durumda ben bir ‘Tutanamayanlar’ hayranı olsaydım ve Şavkar Altınel diye daha önce adını bile duymadığım birisinin bu hayranlığı paylaşmadığını öğrenseydim bunun nedenlerine göz atar ve bunlara katılmadığımı görecek olursam, “Ne yapayım, bu da onun görüşü,” deyip sevgili kitabımı okumaya devam ederdim.

 

Ama tabii öyle olmadı, olaylar her zaman olduğu gibi gelişti ve Tutanamayanlar hakkındaki kuşkularımı elimden geldiği kadar ölçülü bir şekilde dile getirmem Radikal’in sitesi ile Ekşi Sözlük’te bir yığın ölçüsüz tepki almama yol açtı. Türkiye’de, duymak istemediğimiz şeyler söyleyenlerin kasıtlı olarak ve çoğu kez de yabancı güçlerin yönlendirmesiyle hareket ettiği hepimizin bildiği bir gerçektir. Resmî tarihin doğrularını sorgulayanlar için böyle olan bu durumun resmî edebiyat tarihinin doğrularını sorgulayanlar için başka türlü olması elbette beklenemez. Dolayısıyla, Şavkar Altınel’in Oğuz Atay’a duyduğu kıskançlıktan gözü dönmüş, hırs dolu, ün peşinde koşan bir İngiliz ajanı olduğunu öğrenmek beni şaşırtmıyor.

 

 

Düşündüğünü söyleyebilmek

 

Evet, bir defa daha, içimize sızmış bir iki yabancı hain dışında hepimizin çok şükür aynı görüş ve değerlere bağlı olduğumuzu ileri süren o eski hayaletle karşı karşıyayız. Ama işte ne yazık ki hayalet özlediği mutlak egemenliği bir türlü kuramıyor. Hakkımdaki onlarca saldırgan ‘yorum’ arasında aykırı sesler de yok değil. Hayır, “Tamamiyle katılıyorum; birisinin çıkıp Tutanamayanlar’ın ne kadar kötü bir kitap olduğunu söylemesinin vakti gelmişti,” diyenlerden değil, Atay’ın romanı hakkındaki görüşlerimi belki paylaşmayan, ama gerçek bir üzüntüyle, “Ne var? İnsan düşündüğünü söyleyemeyecek mi?” diye soranlardan söz ediyorum. Bu komik (ve birçok komik şey gibi, acıklı) fıkranın içinde bir yerlerde bir ‘ışık’ varsa bu insanlardan geliyor.

 

Diğer yorum sahiplerine ise (kıskanç ve hırslı bir adamdan beklenileceği gibi) gıpta ediyorum. Tutanamayanlar’ın iyi bir kitap olmadığına eminim, ama Atay’ın akıllı bir insan olduğuna da eminim. Bu özellik, görebildiğim kadarıyla, hayranları arasında o kadar yaygın değil. Ama olsun: akıl insanı tedirgin ve mutsuz etmekten başka neye yarar? Yobazlık ise paha biçilmez bir hazinedir. Körü körüne bağlandıkları inançları olanların bir daha bu inançları da, başka herhangi bir şeyi de sorgulamalarına gerek kalmaz. İnanılan eğer bir kitapsa giderek bu kitabı okumak (ve belki de yobazlıkla o kadar bağdaşmayan mesajını görmek) bile gereksiz hale gelir. Geriye yalnızca muska gibi boynumuza astığımız kitabın bizi otomatik olarak aydınlığa boğduğuna ve kitaba dil uzatanların haç görmüş vampirler gibi oracıkta çarpılıvereceğine inanmanın derin huzuru kalır. Umarım bir gün ben de kendime böyle bir kitap bulurum.

 

(Radikal, 20/07/2011)

Yorumlar

Yorum Gönder


şavkar ne demek ?

48%
52%

şavkar bey,"mavı defter"kıtabınız her zamankı gıbı çok guzel ve zavkle okuyorum...bazı kıtaplarınız bulamadım pıyasada ama bulacağım..esas sormak ıstedığım "mavi defter"deki descartesın oğlu olduğunuz yazdığınız bılım adamını ınceledım ama hış bır yerde oğlu olduğuna daır bılgı bulamadım...ama sız daha detaylı bılgı sahıbı olabılırsınız ...bırde "nna frank"hıkayesının bana bıraz "duygu somurü "edebıyatına gırdığını herzaman duşunmuşumdur ve hıç sevmemıştım..bılmıyorum neden??? çok yapay gelmıştı..bılmem bıraz haklı değilmiyım??? saygılar

37%
63%

Şimdi de yeni modamız Oğuz Atay'ı yerden yere vurmak. Bakınız elbette eleştirebilir ancak bunun için iyice araştırmış olmak lazım. Bu üslüp ile eleştiri yapılmaz. Siz milyonların başucu kitabı yaptığı kitabın yazarını yerden yere vurursanız tabiki tepki alır. Üstelik Şavkar Altınel, Oğuz Atayın sadece Tutunamayanlar kitabını okuduğu söylüyor. Siz milyonlarca okura 'cahil, ahmak, aptal' muamelesini yaparsanız efendim, tepkiye yok açması normaldir. Hakkında pek şey bilmediğimiz yazar ve kitapları eleştirmek son derece yanlış. Öyleyse ben de 'Şavkar Altınel'in kitabının sadece arka kapağına baktım biraz. Çok basit abi, okuyanlarda cahil zaten.' diye bir eleştiride bulunsam pek farklı olmaz Şavkar Altınel'in eleştirisinden. Binler okuyormuş sizi efendim. Halkın okumasına pek ihtiyacınız yok bence, yazar arkadaşlarınız okusa yeter. Samimiyet ve derinlik bu kadar sizin için herhalde. İyi günler

44%
56%

ben de atay'dan pek hazzetmem. altınel ile aynı görüşleri paylaşıyorum.

49%
51%

ben olaya biraz daha farklı bir yerde yaklaşmak istiyorum.Chuck Palahniuk in dövüş kulübü adlı romanı bir eraltı edebiyatı eseridir. adı üstünde yeraltı diyoruz fakat şu anda gerek film gerek roman herkesin dilinde.ama soruyorsunuz okudun mu ölüm pornosu nu yok. tıkanma ,görünmez canavarlar ya da gösteri peygamberi bunların hiçbiri yok.. ya da beat kuşağı hayranıymış gibi dolaşanlar soruyorsunuz okudun mu ulama yı yok. en son bi duymuşlar yumuşak makine yi o. onu okudun mu diye soruyorsunuz o da yok.diğer bir taraftan bunlar ve bir çoğunu okuyanlarda var.fakat çoğu popülerleşen kitapları okuyorlar.ve kitabın felsefesinden o kadar az nasipleniyorlar ki günlük edebiyatın kafasını gözünü seve seve kırabiliyorlar.tutanamyanları okuyamayanlar bitiremeyenler vb. birşekilde siteler açıp kendilerini tiye alan bir roplum oğuz atay ı okusa ne okumasa ne.İletişim basıyor kitapları.yüzbinlerce baskısı oldu.oğuz atay bu kadar popülerleşmek istemezdi.çünk bu zaten tutanamayanların felsefesine aykırı bir şeydeline sağlık şavkar altınel..bu toplumun tabularını yıkmak için büyük bir adım attınve son olarak umarım bu toplumun medyatik,koca koca yayınevlerinin ve dergilerin sahibi okur yazar cahillerimiz yani eleştirmenlerimizde bazı şeyleri anlar. bu toplum aydın sıkıntısından dolayı bu haldedir.

41%
59%

Unutmayınız, sanat, her anlamda eleştiriye açık olmalıdır, yoksa ilerleyemez. Oğuz Atay'ın da bir zamanlar yaptığı, aslında kendinden öncekilerden ayrılmak; yani onları sığ görmekti. Sonuç: Çığır açtı! Şavkar Altınel'i yerden yere vuranlar, aslında bilmeden, savunmaya çalıştıkları Oğuz Atay'ın bizzat kendisine haksızlık ediyor. Birileri kendinden öncekileri yetersiz, sığ vs bulmasaydı, şu anda hala Klasisizm hüküm sürüyor olurdu. Sanatı biraz doğru anlamak gerek. Zira tabuların en olmaması gereken alanda, bir eleştiriye karşı bu kadar tahammülsüz olunmamalı.

48%
52%

Tutunamayanları gerçekten anlamayan ve popülerleştirip içini boşaltan insanlar yüzünden Oğuz Atay'a bu denli yaklaşan bir kimse; hem Oğuz Atay'ın diğer kitaplarını okumamıştır, hem de bu tüketim ve gösteri toplumunu henüz kavrayamamış demektir. Okuyucularının içi boşluğunu Oğuz Atay'a mal etmiş ve bu zeka ürünü bambaşka bir şey anlatan romana tam da romanın içinde bir karekter olacak edayla yaklaşmıştır. Şavkar Altınel, sen Tutunamanayalaar romanını son sayfasında bitmediğini bilmeden anlamışsın sadece, o kadar...

33%
67%

şavkar altınel'in kalemine sağlık. ne de güzel cevap vermiş.

50%
50%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından ödüllendirilen "Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları" 2020 yılının son gününde açıklandı. 

 

221B, 29. sayısında, yeni bir kapak dosyası “Dedektifin Dünyası” ile çıktı. Her yıl, üç farklı ülkeden üç farklı kurgusal dedektifi kapağına taşıyacak dergi, bu dedektiflerin A’dan Z’ye tüm özelliklerini detaylarıyla inceleyecek. “Dedektifin Dünyası” kapak dosyası kapsamında ilk konukları Cormoran Strike, Sean Duffy ve Benjamin Malaussène...

Film sanatına ve kültür hayatına kısa filmler ile destek olan Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali bu yıl 11 Aralık’ta başlıyor. Türkçe’nin ve Türk Şiirinin kurucusu Yunus Emre anısına düzenlenecek festival, 11-12-13 Aralık 2020 tarihlerinde gerçekleşecek. 3.

Yüzüklerin Efendisi’nin yazarı J. R. R. Tolkien’in ailesiyle birlikte 1930’dan 1947’ye kadar yaşadığı Oxford’taki iki katlı ev geçen sene satılığa çıkarıldı. İngiltere’nin mimari veya kültürel açıdan özel öneme sahip yapılara verdiği Mavi Plak’a da sahip olan evin bir kültür merkezine dönüşmesi için ise ciddi bir kampanya başlatıldı.

Hessen Eyaleti Kültür ve Bilim Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Frankfurt Belediyesi ve Türkiye Cumhuriyeti Frankfurt Başkonsolosluğu’nun katkıları ile düzenlenen Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’nin kazananları belli oldu.  Nuh Tepesi En iyi film dalında birinci olurken, Kız Kardeşler filmindeki performanslarıyla Cemre Ebuzziya, Helin Kandemir, Ece Yüksel en iyi

Kulis

Mİm Kemâl Öke: ''Engelin Hakikati ‘İçimiz’dekidir. Nefsimiz!''

ŞahaneBirKitap

Reenkarnasyon, tarih boyunca birçok coğrafyada bazı farklılaşmalarla olsa da kendisine yer buldu. Dilimize de ruh göçü adıyla aktarılan bu kavram, ruhun bir bedenden diğerine geçerek varlığını sürdürdüğüne dair bir inanç.

Editörden

“Ev ki ayrıntıdır. Susmalar, küçük sevinçler, küçük acılar, küçük konuşmalar, küçük yalnızlıklar...Hepsi hepsi.” Tüm dünyayı eve sığdırmaya çalıştığımız şu günlerde İlhan Berk’in evle ilgili metnine bile küçük şeyleri konu etmesi o kadar güzel ki. Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama bana göre de evle ilgili olan her şey “küçük”tür.