Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Sıkıntına sahip çık, onu kalem kahve ve klavyeyle besle



Toplam oy: 910

2010'da Koray Sarıdoğan'ın blogu olarak açılan KalemKahveKlavye, başka yazarların, çizerlerin ve fotoğrafçıların da katkısıyla zamanla online dergiye, ardından sürekli yayın halindeki bir edebiyat sitesine dönüştü. Üstelik bir de radyo ayağı var. Sitede Umberto Eco ve Orhan Pamuk'un söyleşi kayıtlarından “Albert Camus'nün Yabancı'sında Saçma Kavramı” adlı makaleye, Hakan Günday röportajından TÜYAP 2013 notlarına kadar pek çok içerik bulmak mümkün.

 

Sarıdoğan'la KalemKahveKlavye'yi konuştuk:

 

"Tüm içerikler özgün"

 

Sizi diğer edebiyat haber sitelerinden ayıran ne?

 

En önemli fark; haberler, incelemeler, edebi metinler olarak ayırmaksızın, tüm içeriklerin özgün olması. İlla alıntı yapılacaksa akademik titizlik içerisinde kaynak gösterilmesine olan hassasiyetimiz.

 

Daha önce birkaç yüz kez söylenmiş sözler veya tespitler yerine mümkün mertebe dokunulmayan yerlere dokunmak amacımız. Yani “Falanca Yazardan 7 Önemli Tavsiye” yerine “Edebiyat ve Yazar Müzeleri”ni derlemek ya da Ahmet Midhat’ın “Tartışmalardan Faydalanma Yöntemleri”ni anlatan hiç çevirisi yapılmamış bir Osmanlıca metni çevirmek daha önemli bizim için.

 

“İçerik olsun da, her şeyi yayınlarız” demek yerine nitelikli, belli bir zevkin ve tavrın ilgileneceği metinler yazıyoruz, hatta haberleri de bu şekilde seçiyoruz. Öncelikle nitelikli edebiyatı gözetiyoruz. Sözgelimi, çok tıklansın diye bir derleme veya alıntı metin yazmıyor ya da inceleme yapmak için ticari kaygılarla yazılmış kitaplarla, salt kâr amaçlı etkinliklerle zaman kaybetmiyoruz.

 

"Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir"

 

Sizi kimler okumalı? Hangi okurun ilgisini çekeceğinizi düşünüyorsunuz?

 

Sitenin mottosu “Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir” olarak yazıldı vaktiyle. Kastettiğimiz sıkıntı, boş zaman sıkıntısı değil; aksine, hayatın sınırlı ve sonlu oluşu karşısında “Daha fazla ve daha iyi ne üretebilirim” sıkıntısı. Üretemeyenler için de şöyle dedik: “Sıkıntına sahip çık, onu kelimelerle besle...” Çünkü kendi hayatlarımızda tecrübe ettik ki başka hazlar silikleşse bile kelimelerden alınan haz, diriliğini koruyabiliyor.

 

Seçtiğimiz haber konularında da, edebi içeriklerde de göstermeye çalıştığımız tavır bu.

 

Bir bakıma bu “varoluşçu” yaklaşımla diyebiliriz ki KalemKahveKlavye, yazılmış ve basılmış her şeye “edebiyat” muamelesi yapmayanların, varoluşunu sorgulayan, duygu ve fikirleri pazarlanmış haliyle yutmayıp bireysel ve manevi soslarla süsleyenlerin algılarına hitap edebilecek bir mecra.

 

KalemKahveKlavye'nin Facebook sayfasının adında "4k" ifadesi de var. Aynı şekilde radyonuzun adında da... Dördüncü k nedir peki?

 

Dördüncü k, başlangıçta kişisel blog olduğu için blog sahibinin adını simgeliyordu ama artık ekip işi olduğu için 4k ifadesini her yerden kaldırdık. Yalnızca Facebook kuralları gereği, oradaki adı değiştiremiyoruz. Dördüncü K artık yok yani. Ama dileyenler "kitap, kağıt" gibi şeyler koyabilirler.

 

 

Önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladığınız bir proje var mı?

 

İlkbahardan geç olmamak üzere sokağa ineceğiz, diyebilirim. Ayrıntılar sır olarak kalsın şimdilik.

 

Koray Sarıdoğan kimdir?

 

1987 yılında Ankara'da doğdu, Alanya'da büyüdü. 2009'da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin (ÇOMÜ) Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olup İstanbul'a yerleşti. Bir yılık edebiyat öğretmenliğinden sonra, üç yıldır freelance metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. 2010'dan beri kurucusu olduğu KalemKahveKlavye'deki yazıların yanında bazı mecralarda hikayeler, denemeler ve incelemeler yazıyor. Yeni Türk Edebiyatı alanındaki yüksek lisans macerasını tamamlamaya çalışıyor. 2007'den bu yana yazdığı iki roman denemesini çöpe attı. Bu aralar ise yeni romanının son bölümlerini kaleme alıyor. Yalnızca metinleri değil hayatı da bir önceki günden daha iyi okumak ve yazmaktan başka pek bir amacı yok.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Türkiye kütüphaneleri giderek daha çok seviyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2018 yılına ilişkin açıkladığı kütüphane istatistikleri de bu doğrultuda. TÜİK verilerine göre, ülke genelinde geçen yıl itibarıyla biri milli, 1162 halk, 598 üniversite, 29 bin 690 örgün ve yaygın eğitim kurumu olmak üzere toplam 31 bin 451 kütüphane faaliyet gösteriyor.      

 

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.