Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Sıkıntına sahip çık, onu kalem kahve ve klavyeyle besle



Toplam oy: 961

2010'da Koray Sarıdoğan'ın blogu olarak açılan KalemKahveKlavye, başka yazarların, çizerlerin ve fotoğrafçıların da katkısıyla zamanla online dergiye, ardından sürekli yayın halindeki bir edebiyat sitesine dönüştü. Üstelik bir de radyo ayağı var. Sitede Umberto Eco ve Orhan Pamuk'un söyleşi kayıtlarından “Albert Camus'nün Yabancı'sında Saçma Kavramı” adlı makaleye, Hakan Günday röportajından TÜYAP 2013 notlarına kadar pek çok içerik bulmak mümkün.

 

Sarıdoğan'la KalemKahveKlavye'yi konuştuk:

 

"Tüm içerikler özgün"

 

Sizi diğer edebiyat haber sitelerinden ayıran ne?

 

En önemli fark; haberler, incelemeler, edebi metinler olarak ayırmaksızın, tüm içeriklerin özgün olması. İlla alıntı yapılacaksa akademik titizlik içerisinde kaynak gösterilmesine olan hassasiyetimiz.

 

Daha önce birkaç yüz kez söylenmiş sözler veya tespitler yerine mümkün mertebe dokunulmayan yerlere dokunmak amacımız. Yani “Falanca Yazardan 7 Önemli Tavsiye” yerine “Edebiyat ve Yazar Müzeleri”ni derlemek ya da Ahmet Midhat’ın “Tartışmalardan Faydalanma Yöntemleri”ni anlatan hiç çevirisi yapılmamış bir Osmanlıca metni çevirmek daha önemli bizim için.

 

“İçerik olsun da, her şeyi yayınlarız” demek yerine nitelikli, belli bir zevkin ve tavrın ilgileneceği metinler yazıyoruz, hatta haberleri de bu şekilde seçiyoruz. Öncelikle nitelikli edebiyatı gözetiyoruz. Sözgelimi, çok tıklansın diye bir derleme veya alıntı metin yazmıyor ya da inceleme yapmak için ticari kaygılarla yazılmış kitaplarla, salt kâr amaçlı etkinliklerle zaman kaybetmiyoruz.

 

"Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir"

 

Sizi kimler okumalı? Hangi okurun ilgisini çekeceğinizi düşünüyorsunuz?

 

Sitenin mottosu “Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir” olarak yazıldı vaktiyle. Kastettiğimiz sıkıntı, boş zaman sıkıntısı değil; aksine, hayatın sınırlı ve sonlu oluşu karşısında “Daha fazla ve daha iyi ne üretebilirim” sıkıntısı. Üretemeyenler için de şöyle dedik: “Sıkıntına sahip çık, onu kelimelerle besle...” Çünkü kendi hayatlarımızda tecrübe ettik ki başka hazlar silikleşse bile kelimelerden alınan haz, diriliğini koruyabiliyor.

 

Seçtiğimiz haber konularında da, edebi içeriklerde de göstermeye çalıştığımız tavır bu.

 

Bir bakıma bu “varoluşçu” yaklaşımla diyebiliriz ki KalemKahveKlavye, yazılmış ve basılmış her şeye “edebiyat” muamelesi yapmayanların, varoluşunu sorgulayan, duygu ve fikirleri pazarlanmış haliyle yutmayıp bireysel ve manevi soslarla süsleyenlerin algılarına hitap edebilecek bir mecra.

 

KalemKahveKlavye'nin Facebook sayfasının adında "4k" ifadesi de var. Aynı şekilde radyonuzun adında da... Dördüncü k nedir peki?

 

Dördüncü k, başlangıçta kişisel blog olduğu için blog sahibinin adını simgeliyordu ama artık ekip işi olduğu için 4k ifadesini her yerden kaldırdık. Yalnızca Facebook kuralları gereği, oradaki adı değiştiremiyoruz. Dördüncü K artık yok yani. Ama dileyenler "kitap, kağıt" gibi şeyler koyabilirler.

 

 

Önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladığınız bir proje var mı?

 

İlkbahardan geç olmamak üzere sokağa ineceğiz, diyebilirim. Ayrıntılar sır olarak kalsın şimdilik.

 

Koray Sarıdoğan kimdir?

 

1987 yılında Ankara'da doğdu, Alanya'da büyüdü. 2009'da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin (ÇOMÜ) Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olup İstanbul'a yerleşti. Bir yılık edebiyat öğretmenliğinden sonra, üç yıldır freelance metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. 2010'dan beri kurucusu olduğu KalemKahveKlavye'deki yazıların yanında bazı mecralarda hikayeler, denemeler ve incelemeler yazıyor. Yeni Türk Edebiyatı alanındaki yüksek lisans macerasını tamamlamaya çalışıyor. 2007'den bu yana yazdığı iki roman denemesini çöpe attı. Bu aralar ise yeni romanının son bölümlerini kaleme alıyor. Yalnızca metinleri değil hayatı da bir önceki günden daha iyi okumak ve yazmaktan başka pek bir amacı yok.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Günümüzün en başarılı genç Bulgar yazarlardan biri olarak kabul edilen Georgi Gospodinov’un “Hüznün Fiziği” adlı romanı Angelus Avrupa Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu. Angelus Edebiyat Ödülü, modern zamanların güncel konularını ele alan, düşünceler uyandıran ve diğer kültürlerle köprü oluşturan” Orta Avrupa’dan yazarlara veriliyor. 

Önümüzdeki yıl Oscar yarışında En İyi Yabancı Dilde Film dalı için Türkiye’nin adayı olan Bağlılık Aslı filmi 7. Boğaziçi Film Festivali Ulusal Uzun Metraj yarışma kapsamında seyircilerinin karşısına çıktı. Atlas Sineması’nın 19:30 seansında gösterilen filmin ardından başrol oyuncuları Kübra Kip, Ece Yüksel, Almina Kavcı ve film ekibinin katılımıyla bir soru-cevap etkinliği gerçekleşti.

Türk edebiyatının önemli isimlerinden, “Kudüs şairi” olarak tanınan Nuri Pakdil’i kaybettik.

Dünyanın en büyük kültürel ve sosyal etkinliklerinin başında gelen Frankfurt Kitap Fuarı bu yıl “Dünyayı hareket ettiren fikirler” sloganıyla açıldı. Sektörün buluşma noktası olarak değerlendirilen fuarda dünyaca ünlü yazarlar, çok satan büyük isimler, yayıncılar, gazeteciler, yazar menajerleri, edebiyat ajanları, edebiyat dünyasının büyük isimleri ve edebiyat tutkunları bir araya geliyor.

Hollywood’un büyük ismi Quentin Tarantino geçtiğimiz ay vizyona giren 9. filmi Once Upon a Time in Hollywood üzerine konuştuğu bir söyleşide, şu sıralar bir roman üzerine çalıştığını söyledi. 10. filmiyle yönetmenliğe veda edeceğini açıklayan yönetmen şimdilik yeni bir film üzerine çalışmayı rafa kaldırmış durumda.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.