Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Sözünü Sakınmadan: Bir Tatlı Başarı Hikayesi



Toplam oy: 1079

Her şey, kitap eleştirisinin ülkemizde yeterli olmadığı yönündeki derin hissiyatımızla başladı. Önce Idefix, SabitFikir’in sitesini kurdu; SabitFikir’in sitesi kendini bir basılı dergiye evirdi; basılı dergi Sözünü Sakınmadan’ı yarattı.

 

Sözünü Sakınmadan, kısa bir süre içinde, Türkiye’de edebiyat konuşulan, sözlerin sakınılmadığı en heyecanlı platformlardan biri haline geldi. Murathan Mungan ile başladık; 13 yazarı ve yaklaşık 5000 okuru ağırladık. Hem de, Semih Gümüş ve Ömer Türkeş gibi iki önemli eleştirmenin eşliğinde.

 

İstanbul Modern’in işbirliğiyle düzenlediğimiz Sözünü Sakınmadan, siz konuklarımız için neşeyle başlayıp keyifle biten bir “bir saat” oldu hep. Oysa o “bir saat” bizim için, bir koca ay demek idi! Bir yandan her gün defalarca güncellenen bir site ve aylık bir dergiyle uğraşırken; kal(may)an vaktimizi Sözünü Sakınmadan’a ayırdık. Uzun toplantılar, defalarca aranan konuklar, sandalyeler, fotoğraf- kamera kayıtları, basın bülteni, aydınlatmalar... Her detayı ince ince düşündük. Ne mutlu, emeğimizin karşılığını gani gani aldık.

 

Söylediğim gibi, 1 yılda, yaklaşık 5000 kişiyi ağırladık. 5000 kişi! Telaffuz etmesi kolay, ulaşması zor bir rakam. “Edebiyat etkinliklerine 50’den fazla dinleyici gitmez”, görüşünü kırma yönünde biraz da olsa katkımız olduysa, ne ala.

 

Semih Gümüş ve Ömer Türkeş’in saygınlığından, yaptıklarından, yapacaklarından bilhassa söz etmeye gerek yok herhalde. İstanbul Modern’in bir mekan olarak güzelliğinden de... Ama izninizle konuklara biraz değinmek, isimlerini bir bir sıralamak isterim. Murathan Mungan’la, çim bahçede başlayan bu serüven, Hakan Günday, Elif Şafak, küçük İskender, Sema Kaygusuz, Emrah Serbes, Latife Tekin, Cemil Kavukçu, Enis Batur, Hakan Bıçakcı, Füruzan ve nihayetinde Selim İleri ile devam etti. Ne müthiş isimler, öyle değil mi?

 

En ünlü eleştirmen, sizsiniz!

 

Dinleyicilerimiz de hep aynı şekilde müthişti. Ve biz biliyorduk ki, bir kitap okuduktan sonra, kitabın en azından “iyi” veya “kötü” olduğuna dair bile görüş belirten herkes, biraz eleştirmendi aslında... Herkes kendi dünyasının en ünlü eleştirmeniydi! İşte bu yüzden bol bol yer verdik okurların sorularına. Haksız çıkmadık. Seyircilerimiz de eleştirmenlerimizden feyzalmış olacak ki; yıllanmış cümleleri bir kenara bıraktı; sözünü hiç sakınmadı.

 

Değinmeden geçemem. Gerek yazılı, gerek görsel basında da öyle çok yer aldık ki, nasıl önemli bir boşluğu doldurduğumuzu bir kez, bir kez daha gördük.

 

SabitFikir ekibinden Bora Ekmekçi, Nihan Bora, Didem Çelik ve Mehmet Onur Doğan’ın olağanüstü özverisiyle, bugüne -ama daha da önemlisi- geleceğe, önemli kayıtlar bıraktığımıza eminiz.

 

Bu ay bir yaşını dolduran Sözünü Sakınmadan, her şeyiyle, tatlı bir başarı hikayesi.

 

Herkesi, geçmiş tüm etkinliklerimize bekleriz. Hepsi SabitFikir'in websitesinde.

Yorumlar

Yorum Gönder


Sevgili Erte Oyar,

Idefix ve Sabit Fikir'in Facebook ve Twitter hesaplarını takip edebilirsiniz, haftalar öncesinden duyuruyoruz. Linkler şöyle:

 

 

http://www.facebook.com/sabitfikircom

https://twitter.com/SabitFikir

 

---

 

http://www.facebook.com/idefixcom

https://twitter.com/idefixcom

 

 

38%
62%

Son söyleşi gene bana bildirilmedi. Eh öyle olsun bakalım!...

47%
53%

Her ay sabırsızlıkla beklediğim ve kaçırdığım zamanlar(ki çok sayılıdır) üzüntü duyduğum etkinliğiniz için hepinize çok teşekkürler,yüreğinize sağlık...

50%
50%

Ziyaretçi (Misafir) "yarım iş yapıyorsunuz" demiş. Yola çıkışı da internet sitesinde videoların eksik olması. Videolar eksik, bu da EBI'ye (teknoloji şirketi) hiç yakışmıyor, hatta utanç verici. Ancak bu yazıda internet sitesinden bahsedilmiyor, etkinliklerden bahsediliyor. El insaf. Sözünü Sakınmadan'lar Türkiye'de yapılmış en iyi seri edebiyat etkinlikleridir. Değeri bilinmezse Tüyap'ın "Hazır Gelmişken" etkinliklerine mahkum kalırız. Nokta.

36%
64%

Selamlar,

vallah niye yalan söyleyeyim yarım iş yapıyorsunuz. Hemen her programa internet üzerinden ancak ulaşabiliyorum. Doğru dürüst tek bir programınızı hatırlayamıyorum ki teknik bir hatanızi seslendirmeyle ilgili bir sorununuz olmasın. Saygınlık gerektırecek bir iş yapıyor olabilirsiniz ama becerebiliyor musunuz, ne İdefix'e, ne ekibinize ne de o kacaman bir aylık hazırlanma sürenize yakıştırabiliyorum. Heniz övünebilecek bir aşamaya bence daha gelmediniz.
Selamlar, daha sorunsuz seslendirmeler.

33%
67%

oralarda olamayan edebiyat tutkunları için buralarda bulabileceğimiz nefis kayıtlar. yüreğiniz dert görmesin.

38%
62%

Haklı bir gurur bu! Emeğinize sağlık!

33%
67%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Beykoz’un en güzel tarih, doğa ve insan manzaralarının amatör ve profesyonel fotoğrafçıların objektifinden yansıdığı “Beykoz Belediyesi 1. Fotoğraf Yarışması”nda ödüller törenle sahiplerine kavuşuyor.

Türkiye’nin ilk kurumsal dergilerinden biri olan Türk Kızılay dergisi, yayım hayatına kısa bir süre ara verdikten sonra, yeni bir solukla yeniden Türk halkının beğenisine sunuldu. Türk Kızılay’ın dergisinin yeni adı ise 1868 oldu.

Türk edebiyatının dünyada en çok okunan kitaplarından biri olan “Benim Adım Kırmızı”nın yayımlanmasının üzerinden 21 yıl geçti. Bütün dünyada beş milyona yakın satan kitap, dünya çapında akademisyenler, sanatçılar ve eleştirmenler tarafından kaleme alınan birçok makaleye ve araştırmaya konu oldu. Kitabın yayınlanmasının 21.

Kayseri’de bulunan Meryem Ana Kilisesi, belediyenin gerçekleştirdiği restorasyon çalışmaları sonucunda Şehir Kütüphanesi’ne dönüştürülüp hizmete açıldı. 19. yüzyılda yapıldığı belirtilen kilisenin restorasyon çalışmaları bir süredir devam ediyordu. Kütüphane 25 bin basılı, 22 bin elektronik, 3 bin sesli olmak üzere 50 bine yakın kitapla hizmet sunuyor.

Sarah Jio’nun Türk okurlarına ithaf ettiği yeni kitabı “Acı Tatlı Hayat Hikayem”, Pena Yayınları etiketiyle yakın zamanda raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Romantik edebiyatın çok satan popüler ismi Jio’nun yeni kitabının kapağını sevenleri belirleyecek.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.