Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Virginia Woolf’un kişisel fotoğraf albümü dijital ortamda



Toplam oy: 87

Virginia Woolf’un döneminde fotoğraflarla ilişkimiz bugünkü düzeyinden çok uzaktı elbette, ancak Woolf bir bakıma şanslıydı, zira etrafında, o dönem fotoğraf konusunda nam salmış isimler vardı. Örneğin, Britanya fotoğrafçılığının en önemli figürlerinden Julia Margaret Cameron, Woolf’un annesi Julia Jackson’ın kuzeniydi ve ailenin pek çok fotoğrafına imza atmıştı. Cameron dışında, Woolf’un yakın çevresinden Ottoline Morrell ve Vita Sackville-West de fotoğrafla ilgileniyordu.

Woolf’un günlüklerinden ve mektuplarından anladığımız kadarıyla, dostları ve akrabalarıyla sık sık fotoğraf deği ştokuşunda bulunurdu; fotoğraflar onun için bazen sığınılacak bir liman, eskiyi yad etmek için vesile olurdu.

 

 

 

Woolf, bir keresinde kız kardeşine yazdığı mektupta mektupta, birinin portresini çizmeyi, boyalarla onlarca fotoğraf karesini bir araya getirmeye benzetmişti.

Harvard Üniversitesi tarafından dijital ortama aktarılan kişisel albüm, Virginia Woolf edebiyatı üzerine çalışan akademisyenleri olduğu kadar okurlarını da heyecanlandırabilecek, onun hayatına, son dönemini yaşadığı eve ve yakın çevresiyle ilişkilerine dair fikir verebilecek fotoğraflar barındırıyor. Albümde 1890 yılından Woolf’un ölümüne dek uzanan genişçe bir dönemden fotoğraflar görüyoruz.

 

 

 

Woolf, eşi Leonard’la birlikte yaşamının önemli bir bölümünü Londra'dan uzakta, kırsal alandaki Monk's House'ta geçirmiş, burada pek çok önemli yazarı konuk etmişti. Woolf, 1919 yılından, Ouse nehrine atlayarak intihar ettiği 1941 yılına dek burada sık sık kalmıştı. İnzivaya çekilmeye uygun bir ortam sağlayan, geniş bahçelerle çevrili bu ev de fotoğrafların öznelerinden biri.

 

 

Kaynak: Open Culture

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İş Sanat Kibele Galerisi, Nâzım Hikmet’in 63 yıllık yaşamından kesitler taşıyan ‘Nâzım’a Yolculuk’ sergisine ev sahipliği yapıyor.Nâzım Hikmet’in Selanik’ten Moskova’ya kadar uzanan büyük yolculuğuna eşlik etme çabası olan sergide, genç yaşından itibaren hayal

Dünyanın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Uluslararası Dublin Edebiyat Ödülü bu yıl ABD'li yazar Emily Ruskovich’e verildi.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde 21 Eylül’e kadar devam eden “Aralıktan Bakmak” sergisi, 19 yy’da İstanbul’un geçirdiği değişim ve dönüşümün en belirgin yaşandığı bölgelerden biri olan Pera’ya odaklanıyor.

Türkçe’de ilk kez VakıfBank Kültür Yayınları’nın yayımladığı “101 Anekdotta Felsefe Tarihinde Yolculuk” isimli kitabında filozofları, yaşadıkları dönemleri ve düşünce tarihine iz bırakan felsefecilerin fik

Akdeniz, Orta Doğu ve Balkanlar’da üç semavi dinin bir aradalığına dair yapılan antropolojik ve tarihsel araştırma projesi “Paylaşılan Kutsal Mekânlar” Paris, Marakeş ve

Söyleşi

100. sayımızla birlikte hazırlamaya başlayacağımız Yayınevi Hikâyeleri’nde sözü alternatif işler üreten, okurları edebiyatın özgün örnekleriyle tanıştıran sevdiğimiz yayınevlerine bırakıyoruz.

ŞahaneBirKitap

Sanat eleştirmeni, sanat tarihçisi, ressam, şair, toplumbilimci, düşünür John Ruskin, On Dokuzuncu Yüzyılın Fırtına Bulutu eserinde sanayi devriminin sonuçlarını çevresel yönden ele alıyor.

Editörden

Ütopya fikrinin ortaya çıktığı Ortaçağ Batı’sı, insanlığa karanlık bir gelecek vaat etmesine rağmen, kendi topraklarında doğmuş “rahatsız ruhlar” eliyle her zaman temize çekildi. Birilerinin ütopyası, başka birilerinin distopyası oluyordu çünkü. Batı’nın en parlak ütopyası İngiltere’dir ve ne hikmetse ütopya dediğimiz tür de İngilizler eliyle pazarlanmıştır tüm dünyaya.