Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Virginia Woolf’un kişisel fotoğraf albümü dijital ortamda



Toplam oy: 118

Virginia Woolf’un döneminde fotoğraflarla ilişkimiz bugünkü düzeyinden çok uzaktı elbette, ancak Woolf bir bakıma şanslıydı, zira etrafında, o dönem fotoğraf konusunda nam salmış isimler vardı. Örneğin, Britanya fotoğrafçılığının en önemli figürlerinden Julia Margaret Cameron, Woolf’un annesi Julia Jackson’ın kuzeniydi ve ailenin pek çok fotoğrafına imza atmıştı. Cameron dışında, Woolf’un yakın çevresinden Ottoline Morrell ve Vita Sackville-West de fotoğrafla ilgileniyordu.

Woolf’un günlüklerinden ve mektuplarından anladığımız kadarıyla, dostları ve akrabalarıyla sık sık fotoğraf deği ştokuşunda bulunurdu; fotoğraflar onun için bazen sığınılacak bir liman, eskiyi yad etmek için vesile olurdu.

 

 

 

Woolf, bir keresinde kız kardeşine yazdığı mektupta mektupta, birinin portresini çizmeyi, boyalarla onlarca fotoğraf karesini bir araya getirmeye benzetmişti.

Harvard Üniversitesi tarafından dijital ortama aktarılan kişisel albüm, Virginia Woolf edebiyatı üzerine çalışan akademisyenleri olduğu kadar okurlarını da heyecanlandırabilecek, onun hayatına, son dönemini yaşadığı eve ve yakın çevresiyle ilişkilerine dair fikir verebilecek fotoğraflar barındırıyor. Albümde 1890 yılından Woolf’un ölümüne dek uzanan genişçe bir dönemden fotoğraflar görüyoruz.

 

 

 

Woolf, eşi Leonard’la birlikte yaşamının önemli bir bölümünü Londra'dan uzakta, kırsal alandaki Monk's House'ta geçirmiş, burada pek çok önemli yazarı konuk etmişti. Woolf, 1919 yılından, Ouse nehrine atlayarak intihar ettiği 1941 yılına dek burada sık sık kalmıştı. İnzivaya çekilmeye uygun bir ortam sağlayan, geniş bahçelerle çevrili bu ev de fotoğrafların öznelerinden biri.

 

 

Kaynak: Open Culture

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Bu yıl yedinci kez gerçekleştirilecek Diyarbakır 7. Kitap Fuarı, 28 Eylül - 6 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde olacak. Bölgenin kültürel yaşamına önemli katkıları olan Diyarbakır Kitap Fuarı, yedinci yılında dokuz gün boyunca kitapseverleri ağırlayacaktır.

Trendeki Yabancı, her ay yayımlanan bir öykü dergisi olarak yayın hayatına başladı. Türkiye’nin ilk öykü app’i olan uygulama basılmıyor, gazetecide-kitapçıda bulunmuyor, doğrudan telefona geliyor. Uygulamayı indirip her sayıda yayımlanacak 20 öyküyü okuyabilir, beğendiğiniz kısımlarının altını çizip paylaşabilirsiniz. Dergiye abone olunduğunda her sayının içeriği çevrimdışı da okunabiliyor.

Türk edebiyatının yeni kuşak seslerinden üç kadın yazar 28 Eylül Cumartesi Minoa Kitabevi’nde okurlarıyla buluşuyor. Kanayak kitabının yazarı Gamze Arslan, Ay Eskir Gün Işırken’in yazarı Fadime Uslu ve Bilinmeyen Sular’ın yazarı Mevsim Yenice’nin katılacağı etkinlikte üç yazarla Melike Koçak moderatörlüğünde “Parçalanmalar” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirilecek. 

 

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın klasik eseri Gulyabani, yeni sezonda Devlet Tiyatroları (DT) sahnesinde izleyiciyle buluşacak. Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konulacak oyunun orta oyunu tadında, az dekorlu olması ve seyircilerin de zaman zaman oyunun içinde yer alması hedefleniyor. İzleyicileri 100 yıl öncesinin İstanbul’una götürecek oyun 4 Ekim’de sahnede. 

 

Hatay Devleti döneminde meclis binası olarak kullanılan Fransız mimar Leon Benju imzalı tarihi bina, yanındaki konakla beraber kültür-sanat merkezi haline getirilecek. Hatay’da 1927 yılında tarafından Köprübaşı olarak anılan meydanda inşa edilen bina 1938’den Hatay Devleti’nin Türkiye’ye katıldığı 29 Haziran 1939’a kadar meclis binası olarak hizmet vermişti.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.