Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Zaytung'a inanma, Zaytung'suz da kalma!



Toplam oy: 798

Yaptıkları işi "dürüst, tarafsız, ahlaksız haber" olarak tanımlayan Zaytung ekibi, Zaytung 2009-2011 adında, sitenin öne çıkan haberlerinden oluşan bir almanak yayınladı. Milliyet gazetesinden Aydil Durgun, almanak April Yayınları'ndan çıkmadan hemen önce sitenin kurucusu Hakan Bilginer'le konuşmuş.

 

 

 

 

 

 

Zaytung’u yapan adamı biraz tanıyalım...

Elektronik mühendisiyim aslında. Bilişim sektöründe çalışıyordum. Bir sene öncesine kadar da çalışmaya devam ediyordum. Sonra işi bıraktım, şu an sadece Zaytung’la uğraşıyorum. İstanbul’da yaşıyorum, İngilizce konuşuyorum, B sınıfı ehliyetim var (gülüyor).

 

 

 

Bir senedir çalışmadığınıza göre buradan yeterince para kazanmaya başladınız sanırım...

 

Evet. Son 1.5 senedir reklam alıyoruz. Şu anda da ben dahil üç-dört kişi başka iş yapmamıza gerek kalmadan site üzerinde geçinecek gelir sağlıyor.

 

 

 

Nasıl doğdu Zaytung?

 

Benim epeydir takip ettiğim theonion.com diye bir site var. Evde oturuken can sıkıntısından bunun bir benzerini yapayım diyerek ortaya çıkmış bir şey. Herhangi bir iddiası yok. Zaytung’dan önce de popüler olmayan benzerleri vardı. Çok da orijinal bir şey değil Zaytung.

 

 

...

 

 

“Biraz da kendimize hatıra olsun diye almanak hazırladık”

 

 


Almanak yapmaya nasıl karar verdiniz?

 

Epeydir aklımızda olan bir şeydi. Neticede gündemle, o günün ruhuyla ilgili bir şeyler yapılıyor. Bir çeşit günlük tutma durumu da var. 2009-2010’da neler olmuş, ne düşünmüşüz, neler yaşamışız... Bunlar standart bir almanağın işlevini yerine getirebilecek şeyler. Bir de internette yapıyoruz bu işi ama basılı olarak görmek ayrı bir “Bir şey yaptım” duygusu verecektir diye düşünüp böyle bir şey yaptık. Biraz da kendimize bir hatıra, bir ödül olsun düşüncesiyle çıkan bir şeydi.

 

 

Sırada neler var?

 

Sırada bir şarkı var (gülüyor). Çok da önümüze koyduğumuz somut hedefler yok aslında. Belki televizyon için bir şeyler yapacağız. Dizi formatında bir şey olacak ama çok da ete kemiğe bürünmüş şeyler değil.

 

 

 

 

Zaman zaman ünlüler de nasibini alıyor siteden. Onlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

 

Feridun Düzağaç, Emre Aydın, Halil Sezai ile dalga geçtik bayağı ama onlardan hiç tepki gelmedi. Hatta Twitter’da kendi hesaplarından paylaştılar, beğendiklerini söylediler. Enerji Bakanı Taner Yıldız, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in siteyi takip ettiklerini ve sevdiklerini biliyorum.

 

 

 

 

Röportajın tamamını okumak için tıklayın.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Çağdaş müzeciliği yepyeni bir anlayışla Anadolu’nun kültür varlıkları haritasına katan, geleneği gelecekle buluşturan Baksı projesi, 20. yılını sürprizlerle dolu zengin bir programla kutlamaya hazırlanıyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat’ın internet üzerinden gerçekleştirdiği canlı söyleşileri, yeni konular ve konuklarla devam ediyor. 30 Haziran Salı günü saat 18:00’da herkese açık ve ücretsiz olarak düzenlenecek söyleşinin konukları Osmanlı sufîliği üzerine çalışmalarıyla tanınan Haşim Şahin ve romanlarında Anadolu dervişlerini anlatan Gürsel Korat.

Uluslararası Arapça Kitap Yayıncıları Derneği tarafından bu yıl ilk defa düzenlenen Online Arapça Kitap Festivali 27 Haziran itibariyle başladı.  Dünya genelinde yaşanan pandemi sürecinde yayınevlerini desteklemek ve Türkiye'deki Arapça kitap severlere kitapların kolay ulaşımını sağlamak amacıyla düzenlenen festival 9 gün boyunca devam edecek.

İlyada ve Odysseia destanlarının edebi olarak yeniden yorumlandığı Ben, Kirke ve Akhilleus’un Şarkısı’ndan sonra, zincirin üçüncü halkası da İthaki okurlarını bekliyor: Pat Barker’dan Kızların Suskunluğu / Silence of the Girls. Guardian’ın, “21.

Memleket Hikâyeleri’nin unutulmaz yazarı Refik Halid Karay’ın, 1938-1965 yılları arasında dönemin en çok ses getiren gazete ve dergilerinde yayımlanan eserleri, Memleket Yazıları serisiyle yeniden hayat buldu.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.