Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Zaytung'a inanma, Zaytung'suz da kalma!


Şahane
Toplam oy: 714

Yaptıkları işi "dürüst, tarafsız, ahlaksız haber" olarak tanımlayan Zaytung ekibi, Zaytung 2009-2011 adında, sitenin öne çıkan haberlerinden oluşan bir almanak yayınladı. Milliyet gazetesinden Aydil Durgun, almanak April Yayınları'ndan çıkmadan hemen önce sitenin kurucusu Hakan Bilginer'le konuşmuş.

 

 

 

 

 

 

Zaytung’u yapan adamı biraz tanıyalım...

Elektronik mühendisiyim aslında. Bilişim sektöründe çalışıyordum. Bir sene öncesine kadar da çalışmaya devam ediyordum. Sonra işi bıraktım, şu an sadece Zaytung’la uğraşıyorum. İstanbul’da yaşıyorum, İngilizce konuşuyorum, B sınıfı ehliyetim var (gülüyor).

 

 

 

Bir senedir çalışmadığınıza göre buradan yeterince para kazanmaya başladınız sanırım...

 

Evet. Son 1.5 senedir reklam alıyoruz. Şu anda da ben dahil üç-dört kişi başka iş yapmamıza gerek kalmadan site üzerinde geçinecek gelir sağlıyor.

 

 

 

Nasıl doğdu Zaytung?

 

Benim epeydir takip ettiğim theonion.com diye bir site var. Evde oturuken can sıkıntısından bunun bir benzerini yapayım diyerek ortaya çıkmış bir şey. Herhangi bir iddiası yok. Zaytung’dan önce de popüler olmayan benzerleri vardı. Çok da orijinal bir şey değil Zaytung.

 

 

...

 

 

“Biraz da kendimize hatıra olsun diye almanak hazırladık”

 

 


Almanak yapmaya nasıl karar verdiniz?

 

Epeydir aklımızda olan bir şeydi. Neticede gündemle, o günün ruhuyla ilgili bir şeyler yapılıyor. Bir çeşit günlük tutma durumu da var. 2009-2010’da neler olmuş, ne düşünmüşüz, neler yaşamışız... Bunlar standart bir almanağın işlevini yerine getirebilecek şeyler. Bir de internette yapıyoruz bu işi ama basılı olarak görmek ayrı bir “Bir şey yaptım” duygusu verecektir diye düşünüp böyle bir şey yaptık. Biraz da kendimize bir hatıra, bir ödül olsun düşüncesiyle çıkan bir şeydi.

 

 

Sırada neler var?

 

Sırada bir şarkı var (gülüyor). Çok da önümüze koyduğumuz somut hedefler yok aslında. Belki televizyon için bir şeyler yapacağız. Dizi formatında bir şey olacak ama çok da ete kemiğe bürünmüş şeyler değil.

 

 

 

 

Zaman zaman ünlüler de nasibini alıyor siteden. Onlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

 

Feridun Düzağaç, Emre Aydın, Halil Sezai ile dalga geçtik bayağı ama onlardan hiç tepki gelmedi. Hatta Twitter’da kendi hesaplarından paylaştılar, beğendiklerini söylediler. Enerji Bakanı Taner Yıldız, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in siteyi takip ettiklerini ve sevdiklerini biliyorum.

 

 

 

 

Röportajın tamamını okumak için tıklayın.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Bosna’nın millî şairi ve Aliya İzzetbegoviç’in yakın arkadaşlarından Cemalettin Latiç için Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi tarafından, İBB Kültür Daire Başkanlığı’nın desteğiyle bir saygı programı düzenleniyor.

1965 ile 1975 yılları arasında İstanbul Ansiklopedisi’ne madde hazırlayan arkeolog, müzeci ve yazar Erdem Yücel, Koçu’nun çalışma yöntemleri ve yayının oluşumuna dair tanıklıklarını anlatacak: “Reşad Ekrem Koçu’yu 1952 yılında Vefa Lisesi’nde tanımıştım.

Bu yıl 4.’üncüsü düzenlenecek olan “Uluslararası Türkiye Arapça Kitap ve Kültür Günleri” 22 Şubat’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitapseverlere kapılarını açıyor.

Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nin on birincisi 12 Şubat 2019 Salı günü başlıyor. Onursal Başkanlığı’nı Doğan Hızlan’ın yaptığı Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’ne bu yıl, 12’si yurtdışından, 11’i Türkiye’den olmak üzere toplam 23 şair ve yazar katılıyor.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.