Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

Şahane Bir Kitap // En çok okunanlar



Gerçek hayatlarımıza yetmeyen özgürlüğün peşinde

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...



Yeni başlayanlar için “Semboller ve İşaretler”

“İnsanlığın bilinci, uygarlık düzeyine ulaşıncaya kadar sayısız çağları gerektiren bir sürecin sonunda yavaş yavaş, güçlükle gelişebilmiştir; dahası bu gelişim tamamlanmış olmaktan henüz çok uzaktır. İnsan ruhunun büyük bir bölümü hala karanlıklarla kaplıdır; çünkü ‘psike’ dediğimiz, bilincimiz ve onun içeriği ile hiç de eş anlamlı değildir.



Şairin Romanı: Mungan’ın başyapıtı

Ülkenin en sevilen, en iyi şairlerinden biri, bir gün adı Yerküre olan fantastik bir dünya yaratırsa, orası nasıl bir dünya olur?



Leyla Erbil’den kalan...

Hakikatin özü nerede? Kaynağı belirsiz düşlerimizde, bilinçaltımızın bilinçsizliğinde mi; kaderi şahsi bir trajediye dönüştüren mekanlarda mı, binlerce yılın kalıntılarını emen, sokaklarına, evlerinin temellerine karan şehirde mi; yoksa çocukluğumuzda, çocukluğun da gerisinde ötesinde diplerinde mi? Hakikatin bulunduğu yerde mi durur peki zaman?



Son hümanistten Türk halkına serenad…

Zülfü Livaneli, Türk entelijansiyası içinde, Türk toplumun yarattığı kanaat önderleri içinde sanki yaşayan son hümanist gibi gelir hep bana...



Gölgelerin hikayesi

Bir ev düşünün... Büyük, karanlık, kasvetli; soğukla, fısıltılarla, gölgelerle ve kitaplarla dolu... Binlerce ciltli kitap düşünün; sahibi onlara kitap değil, zehir, diyor. Zehirle dolu kitaplar, erotizmle, sapkınlıkla, şehvetle dolu kitaplar... Ve bu kitapların başında iki genç kadın, birbirini seven, birbirinden nefret eden iki kadın.



Suat Derviş’in yüreği kadar fosforlu Cevriye!

“Ben yazar Suat Derviş’im, kimsenin karısı olarak yad edilemem!” İşte tam da bu yüzden unutulmuş olmalı adı...



"Bir şey mi söyledim, kelime mi gürledi?"

Belki de tamamı adında gizli, belki de daha okumadan bütün sırrını “Öyle miymiş?” diye sorarak veriyor. Öyle miymiş, denince bir başkasının anlatıp söyleyip kabul ettiği bir şeyi, ondan duyduklarınla, duyduğun kadarıyla kabullenme, anlaşılıyor. Diğer yandan bu söyleyişte bir inanmazlık, bir istihza da yok mu? Var. Şüphesiz var.



“Aşk bazen insandan çok evveli”

Şair durmuş durmuş durmuş hiç kıpırdamadan öylece, sonra sokmuş elini içine, yüreğinden bir kehanet koparıp atmış ortaya kanlı kanlı ve basıp gitmiş sessizce. Ardında acı bir çığlık kalmış. O çığlık işte meğer, armağanmış. Çığlık çığlığa ve kanlı bir kehanet olabilir evet bazen şiir. Doğum anlarına rastgelir, doğumun öncesinden seslenir.



Kış geliyor, taht oyunları başlıyor...

Onun için Independent, “21. Yüzyılın Tolkien’i” demiş, Time dergisi ise “Amerika’nın Tolkien”i… Öyle mi peki? Bu tür tanımlamalar her zaman kaba ve yanlış olur kanımca. George R.R.Martin, epik fantastik türünün en iyi örneklerinden birini veriyor kuşkusuz “Taht Oyunları” ile.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.