Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


Naipaul bilmecesi, çözülür

"Naipaul’u niçin severim? Naipaul’un kitapları bugün ‘üçüncü dünya ülkeleri’ dediğimiz yoksul ülkelere, İngilizleşmiş Hintli bir Trinidadlının bakış açısıyla yaklaşır. Naipaul hem muhafazakar, tutucu ve kuralcı bir İngiliz’in bakış açısını büyük bir istekle kabul eder, hem de tam anlamıyla çok kimlikli, yersiz, yurtsuz, sürekli kimlik değiştirmiş, esnek biridir.


Final, acı ve melankolik bir bohemde bitiyor

"Sana doymak korkunç ahmaklık olur." Aklımda en çok kalan cümle bu sanırım. Yok kitabı okuduktan sonra değil, henüz okumadan, sosyal medyada paylaşılan cümlelerden en çok aklımda kalanı bu. Ahmed Arif, sosyal medyaya paylaşım cümlesi olsun diye mi yazmış bunları yani Leylâ Erbil’e, diye sinirlenenler oldu, ne çok. E, hakları yok değil. Ama evet, neden olmasın diyorum kendi kendime.


Bireyde vicdan, toplumda değer, ne gezer…

İyi yürekli yaşlı adam, çok genç ve güzel bir kızı sever, isterse ne olur? Toplumsal kurallara uymayan bir şey yapan herkes gibi, rezil olur… Modern İtalyan edebiyatının en önemli isimlerinden Italo Svevo’nun İyi Yürekli Yaşlı Adamla Güzel Kızın Öyküsü kısacık ama demir leblebi gibi bir roman.


Suat Derviş’in yüreği kadar fosforlu Cevriye!

“Ben yazar Suat Derviş’im, kimsenin karısı olarak yad edilemem!” İşte tam da bu yüzden unutulmuş olmalı adı...


Cadı niye çarpar?!

Türk edebiyatının kanımca en “garip” yazarlarından biri Hüseyin Rahmi Gürpınar. Etkileyici, sürükleyici, mizahi ve bir o kadar karanlık fantastik romanlar yazmıştır. Neden? Fantastik diye bir şey olmadığını kanıtlamak, fantastiği ortadan kaldırmak için! Ömrünü ve edebiyatını; aklın, bilimin ve mantığın üstünlüğünü kanıtlamaya, dış-somut gerçekliğin mutlaklığını işaret etmeye adamıştır.


Gerekirse evreni mahvetmeyi de biz biliriz!

Evet, başta da dediğim gibi, insanlık nice bin yılların, savaşların ve tüketim çılgınlığının ardından üretimden, sanattan, zaanatten, en önemlisi de topraktan kopmuş, dev paletlerin üzerinde yürüyen şehirlerde yaşamaya başlamıştır.


Aile bir hikayedir, berbat bir hikaye…

Aile insanın cehennemidir… Varlığını kendi kurumsal, duygusal ve genetik devamlılığı için kullanır, kullanır ve işi seninle hiç bitmez. Hem kişisel özelliklerini geliştirmeni, bir birey olarak ayakta kalmanı talep eder hem de günü gelince varlığını varlığına hiç düşünmeden armağan etmeni… Aile insanın cehennemidir.


Ertesi gün hiç kimse ölmedi!

1961 yılında Kuzey Irak’taki Zagros Dağları’nda yapılan kazılarda 60-80 bin yıllık bir mezar bulunur Shanidar Mağarası’nda. Cenin pozisyonunda gömülmüş 35 yaşlarında özürlü bir erkeğin mezarıdır bu. Yapılan incelemelerle, bu Neandertal insanın gömülürken etrafına şifalı bitkiler konulduğu da tespit edilir. Peki ne anlama gelmektedir bu bitkiler ve cenin pozisyonu?


“Aşk bazen insandan çok evveli”

Şair durmuş durmuş durmuş hiç kıpırdamadan öylece, sonra sokmuş elini içine, yüreğinden bir kehanet koparıp atmış ortaya kanlı kanlı ve basıp gitmiş sessizce. Ardında acı bir çığlık kalmış. O çığlık işte meğer, armağanmış. Çığlık çığlığa ve kanlı bir kehanet olabilir evet bazen şiir. Doğum anlarına rastgelir, doğumun öncesinden seslenir.


Bu polisiye niye şahane?

“İçinde polisin olduğu bir roman türünü niye bu kadar çok seviyorum ki,” diye düşündüm kendi kendime. Henüz Katilin Şahidi’nin sayfalarını çevirmeye başlamamıştım.

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.