Üye Eleştirileri Arşivi

Üye Eleştirileri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Yazar Türk insanının hayata bakışını belirleyen bu üç olguyu anti-emperyalizm temelinde birleştirme ve birbirine yaklaştırma çabasını vermiş bu kitapta. Üç olgunun da iyi ve kötü yönlerini sıralamış, bunu yaparken de suçu olgularda değil,olguları yanlış yorumlayanlarda bulmuş.

//php print_r ($fields); ?>
Roman hakkında bir şeyler yazmak gerektiğinde “bizde” izlenen usul, çoğunlukla yazarın dünyası ve kendisi hakkında oluşmuş genel kanaat üzerinde kanat çırpmayı gerektirmeyen bir uçuşla yazarla (ya da politik olarak mahkum edilmiş bir yazarsa “çoğunlukla”) aynı gökyüzünü paylaştığı izlenimi veren satırlar arasında süzülmektir. Ne de olsa böyle bir usulde romanı okumak da gerekmez.

//php print_r ($fields); ?>
Kitabın ismindeki aşkı görünce hem ilgimi çekmiş hem de romantik bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okumaya başlayınca hiç de öyle olmadığını görüp, bir günde okuyup bitirdim. Çok az kitapta yaşadığım o nefessiz kalmayı yaşadım. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza´sında ki çarpıcılığı hissettim. Tam evet tam bir aşk romanı! Aşkı en çarpıcı ve vurucu biçimde anlatmış.

//php print_r ($fields); ?>
'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.

//php print_r ($fields); ?>
Suç ve ceza Dostoyevski tarafından ilmek ilmek ayrıntılarla işlenmiş büyük romanlarından biridir, zira söz konusu Dostoyevski olunca basit bir romandan bahsetmek söz konusu bile olamaz. Kitabı okurken Dostoyevski´nin kelimelerinin bakış açısından suç unsuruna; suçun, kitabın baş kahramanı Raskalnikov üzerinde oluşturduğu baskıların gerçekliğine şaşırarak tanıklık ediyorsunuz.

//php print_r ($fields); ?>
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu bir kitap tanıtımı ya da bir eleştiri değil. Sadece romanı okudum ve okurken bir yandan notlar aldım. Sadece, bu notların biraz derlenip toplanmış hali. Bunları paylaşmak istiyorum.

//php print_r ($fields); ?>
´´Mevlana ve Şems´in diliyle Aşk´ı anlatmak yürek ister´´ kitabı almadan önce zihnimden geçirdiğim cümle aynen buydu.

//php print_r ($fields); ?>
Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.

//php print_r ($fields); ?>
Felsefe devrimsel değil birikimsel bir süreçtir ancak bu birikimli yapının bazı devrimcileri vardır. Marquis de Sade işte bu devrimci filozoflardan biridir, hatta en başta gelenlerindendir, çünkü de Sade dokunulması en güç şeye dokunmuştur, en büyük tabuyu devirmiştir.

//php print_r ($fields); ?>
Uzun İhsan Efendi'nin Düşünden İhsan Oktay Anar'ın Gerçeğine...














Facebook
FriendFeed
Twitter
RSS