Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix'te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alnacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

Üye Eleştirileri // En çok okunanlar



Çevrimiçi Döngüde: AMAT

İhsan Oktay Anar ölümsüz bir döngünün içinde "Amat" efsanesini anlatırken yine kalemini kâğıttan sakınmıyor. Aslında anlatılanlara kimse yabancı değildir, olamaz "2003 yılında Karayip Korsanları"nın ilk filminde karşılaştığımız da buna benzer bir şey değil miydi? Denizciler ne meraklılar ölümsüzlüğe!



Roma'da Şüpheci ve Alaycı Bir Dedektif

Didius Falco, bahsettiğim üzere (zamanının dedektifi anlamına gelen) bilgi toplayıcı olarak çalışıyor. Roma'nın merkezinde ucuz ve araştırma talep etmeye gelen karanlık tiplerin de rahat girebildiği bir çatı katında yaşıyor. Roma döneminde çatı katları en ucuz yerler-miş-. Falco, ilk kitabıyla bile klasik bir dedektif mertebesine ulaşıyor.



Gecikmiş Bir Merhaba

Gecikmiş bir tanışma oldu bizimkisi. Ama bazı kişiler vardır, aslında hep tanıyorsunuzdur onu. Yalnızca karşılaşmamışsınızdır. Görüp konuşunca zaten tanıdığınızı, içinizde yaşattığınızı anlarsınız birdenbire, nasıl olduğunu anlamadan.



Köyden Sürüldüm Şehire

Anadolu köylüsü, "Köylü, milletin efendisidir" vecizesiyle selamlanmasına rağmen Cumhuriyet Türkiye'sinin en çok ezilen kesimlerinin başında yer almıştır. Cumhuriyetle birlikte iktidar sahipleri liberalleşmek, ulusal burjuvaziyi yaratmak için köy sermayesini kullanmak; sanayi sermayesinin dolayımına sokmak istemişlerdi.



Vicdanını Arayan Edebiyat

Bir yazar tek başına koca bir ulusal edebiyatın vicdanı olabilir mi? Böyle örnekler dünya edebiyatında ne yazık ki çok az. Hem resmi söylemle kavga eden, hem geleneğin ne olduğunu bilen, hem de kullandığı dili geliştirmeye çalışan yazarlar, bazen tek başlarına bir ulusun vicdanı olabilirler. Yazarak sadece kendilerini değil, o dille düşünen, yazan, yaşayan herkesi arındırırlar.



Bir Halk Faşizme Gidiyor

"Diktatörlüğümüzü kurmamız için ne yapmamız gerekiyor?"

Bu soru Hitler'e yazıların mektupların birinden alıntı. Alman halkının Hitler'in diktatörlüğünü kabul edecek bir noktaya kadar sürüklenişinin canlı belgesi adeta. İş işten geçtiğinde, her şeyi anladıklarında "eyvah" demeleri işe yaramıyor, kendi elleriyle sonlarını hazırlıyorlar deyim yerindeyse.



Perişanız Gecenin Karanlığında

Cemil Kavukçu´nun her bir karakteri (Kiklop dahil), hem en yalın haliyle insan hem de en cesur haliyle masal kahramanı...Orada olmak, yanımdan hızla geçen motosikletin arkasında bıraktığı tozu-dumanı görmek, Kavaklaraltı Çay Bahçesi´nde bir sandalyeye kurulmak, erkek-çocuk karakterlerin misketlerini bıraktığı ama hayallerini bırakmadığı gün hangisiyse, işte o günün izini tarihlerinde bir misafi



Medya Tekelleri

Günümüz dünyasında küresel devlerin nasıl medya üzerinde de tekellerini kurdukları, bu tekeller vasıtasıyla insanlık dışı, kokuşmuş politikalarını halklara kabul ettirdikleri örneklerle anlatılmış kitapta.Yalan ve çarpıtma üzerine kurulmuş bu kuşatma düzenine nasıl alternatifler bulunabileceği de tartışılıyor; yaşanmakta olan deneyimler ve uygulanabilir teoriler sunularak belli bir umut kapısı



Dimağımdaki Tat, İzleğimdeki İz

Her eser yanıtını izlediğimiz, duyduğumuz, bire bir katılımcı olarak yaşadığımız durum ya da durumların, hayatların sorusudur. Bu soru doğru sorulduğunda ve  sorusu olduğu yanıtını  örtmeden, onu ezmeden içine alabiliyorsa iz bırakır.



Gerçekten kendine özgü mü?

Latife Tekin'i 15- 20 yıldır takip ederim. Hem edebi anlamda hem de Gümüşlük'teki faaliyetlerinden ötürü.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.