Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix'te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alnacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

Üye Eleştirileri // En çok okunanlar



Roma'da Şüpheci ve Alaycı Bir Dedektif

Didius Falco, bahsettiğim üzere (zamanının dedektifi anlamına gelen) bilgi toplayıcı olarak çalışıyor. Roma'nın merkezinde ucuz ve araştırma talep etmeye gelen karanlık tiplerin de rahat girebildiği bir çatı katında yaşıyor. Roma döneminde çatı katları en ucuz yerler-miş-. Falco, ilk kitabıyla bile klasik bir dedektif mertebesine ulaşıyor.



Köyden Sürüldüm Şehire

Anadolu köylüsü, "Köylü, milletin efendisidir" vecizesiyle selamlanmasına rağmen Cumhuriyet Türkiye'sinin en çok ezilen kesimlerinin başında yer almıştır. Cumhuriyetle birlikte iktidar sahipleri liberalleşmek, ulusal burjuvaziyi yaratmak için köy sermayesini kullanmak; sanayi sermayesinin dolayımına sokmak istemişlerdi.



Bir Ruh Macerası

Ayşe Hanım ile aynı kuşaktan olmasak da, benim de mensubu bulunduğum kuşağın gençliğinde kıvrandığı anlamsızlık deryalarından Sartrelar, Kierkegaardlar ve bol bizden olmayana duyulan hayranlıkla geçmiş hatta heba olmuş hayatımı anlatıyor adeta kitap! Ve bir de "niçin İbni Arabi'yi bu kadar geç yaşımda keşfetmek zorunda bırakıldığımın" isyan çığlıklarını sanki duymuş gibi bana geri fısıldıyor..



Gecikmiş Bir Merhaba

Gecikmiş bir tanışma oldu bizimkisi. Ama bazı kişiler vardır, aslında hep tanıyorsunuzdur onu. Yalnızca karşılaşmamışsınızdır. Görüp konuşunca zaten tanıdığınızı, içinizde yaşattığınızı anlarsınız birdenbire, nasıl olduğunu anlamadan.



Bir Halk Faşizme Gidiyor

"Diktatörlüğümüzü kurmamız için ne yapmamız gerekiyor?"

Bu soru Hitler'e yazıların mektupların birinden alıntı. Alman halkının Hitler'in diktatörlüğünü kabul edecek bir noktaya kadar sürüklenişinin canlı belgesi adeta. İş işten geçtiğinde, her şeyi anladıklarında "eyvah" demeleri işe yaramıyor, kendi elleriyle sonlarını hazırlıyorlar deyim yerindeyse.



Vicdanını Arayan Edebiyat

Bir yazar tek başına koca bir ulusal edebiyatın vicdanı olabilir mi? Böyle örnekler dünya edebiyatında ne yazık ki çok az. Hem resmi söylemle kavga eden, hem geleneğin ne olduğunu bilen, hem de kullandığı dili geliştirmeye çalışan yazarlar, bazen tek başlarına bir ulusun vicdanı olabilirler. Yazarak sadece kendilerini değil, o dille düşünen, yazan, yaşayan herkesi arındırırlar.



Gerçekten kendine özgü mü?

Latife Tekin'i 15- 20 yıldır takip ederim. Hem edebi anlamda hem de Gümüşlük'teki faaliyetlerinden ötürü.



Dimağımdaki Tat, İzleğimdeki İz

Her eser yanıtını izlediğimiz, duyduğumuz, bire bir katılımcı olarak yaşadığımız durum ya da durumların, hayatların sorusudur. Bu soru doğru sorulduğunda ve  sorusu olduğu yanıtını  örtmeden, onu ezmeden içine alabiliyorsa iz bırakır.



Medya Tekelleri

Günümüz dünyasında küresel devlerin nasıl medya üzerinde de tekellerini kurdukları, bu tekeller vasıtasıyla insanlık dışı, kokuşmuş politikalarını halklara kabul ettirdikleri örneklerle anlatılmış kitapta.Yalan ve çarpıtma üzerine kurulmuş bu kuşatma düzenine nasıl alternatifler bulunabileceği de tartışılıyor; yaşanmakta olan deneyimler ve uygulanabilir teoriler sunularak belli bir umut kapısı



Perişanız Gecenin Karanlığında

Cemil Kavukçu´nun her bir karakteri (Kiklop dahil), hem en yalın haliyle insan hem de en cesur haliyle masal kahramanı...Orada olmak, yanımdan hızla geçen motosikletin arkasında bıraktığı tozu-dumanı görmek, Kavaklaraltı Çay Bahçesi´nde bir sandalyeye kurulmak, erkek-çocuk karakterlerin misketlerini bıraktığı ama hayallerini bırakmadığı gün hangisiyse, işte o günün izini tarihlerinde bir misafi

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.