Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix'te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alnacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

Üye Eleştirileri // En çok okunanlar



Çağımızın Ontolojik Çıkmazı

Alain De Botton ülkemizde çok sevilen yabancı yazarlardan. Onu duyulan bu sevgideki en temel belirleyici özellik, süreklilik duygusu. Botton daha önceki örneklerde gördüğümüz gibi rastlantıların ve koşulların yardımıyla sadece tek bir kitabıyla değil, neredeyse tüm külliyatıyla sevildi Türkçe'de. Öyle ki, Çalışmanın Mutluluğu isimli son kitabı kendi ülkesinden önce Türkiye'de basıldı.



Kumru

Okuduğum ilk Tahsin Yücel kitabı. Kitabı okurken bir süre 80'lerde geçtiğini sanmıştım, ancak sonra 2000'lerde geçtiğini farkettim, hikayenin büyük miktarda 80'lerdeki sosyal içerikli Türk filmlerini andırması bunda etkili olmuş olabilir. Kapıcılık, komşuluk, köyden kente göç, sınıf atlama temaları sık sık işlenmiştir bu dönemde. Kumru´ya başından sonuna kadar ısınamadım.



Koleksiyoncu ve Empati

Birisinin dünyasına girebilmenin en kolay yolu kitap okumaktır diyebiliriz; her ne kadar bu durum günümüzde biraz sinemaya kaymış olsa da. Yazarın yaratmış olduğu karakterin düşüncelerine sızar, kendimizi onunla özdeşleştirirerek hiç olmadığımız kadar bir başkası olur ve onun hislerine ortak oluruz.



Kaçan Fırsat

Hakan Günday kendi okuyucusunu yaratmış bir yazar. Her romanı merakla bekleniyor. Ziyan´daki anlatımı göz önüne alındığında kaleminin daha da sağlamlaştığı söylenebilir. Zira ilk romanlarında çok savruk bir Türkçe ve çok fazla düşük cümle vardı. Kinyas ve Kayra çok sevilmesine rağmen, kabul etmek gerekir ki, edebi anlamda pek ekonomik bir roman sayılmazdı.



insan

Jules Verne´nin İki Yıl Okul Tatili´nin tamamen zıddı bir kitap Sineklerin Tanrısı.



İyi bir kurgu

Sanırım Yazar gelecek tepkilere göre kitabın sinemaya uyarlanabileceğinin sinyallerini vererek bir anlatım kullanmış. Evli olan Bunny cinsel yaşamına çok düşkün ve çekiciliği konusunda taviz vermeyen özgüveni yüksek bi adam. Fakat içine girildiğinde ölümü yaklaştıkça korkmaya başlayan, sorumluluk almak istemeyen ve yaptıklarından pişman olan bi adam.



Yakın Arap Tarihi

Yazarın Ortadoğuyu ve politikacılarını tasviri, okuyucunun sanki o coğrafyanın insanıymış giibi hissetirilmesi başarılı. Tabi ki bunda Amin Maalof´un her iki kültürün de etkisinde kalmış olmakla birlikte Arap yanının etkisi büyük.



Bir modern çağ klasiği...

Yaşadığımız çağın doğal bir sonucu ya da dayatması olarak ortaya çıkan insan modelini ıssız bir adada bir arada yaşamak zorunda kalan çocuklar üzerinden büyük bir ustalıkla anlatmayı başarabilmiş çok özel ve önemli bir kitap Sineklerin Tanrısı.



Steinbeck daha daha...

Bana göre John Steinbeck müthiş bir anlatıcı. Kitaplarının filme çekilmesi de bundan olsa gerek. Özellikle Gazap üzümlerini bir numaraya koyuyorum.

Kitabı okuduğum dönemde, ben bu kitabı nasıl daha önce okumamışım dediğimi hatırlıyorum.



Gayet de olmuş...

Gerçekten merak ediyodum bu kitabı bu kadar meşhur yapan ne, malüm internette binlerce fanatiği var. İnsan zevzeklik midir diye bir şüpheye kapılıyor ismini duyunca ama inanın kesinlikle değil. Öyküyü zombileme hadisesi zekice ve çok tadında yapılmış. Ben çok eğlendim okurken, daha da enteresanı bu hali ile sanki daha bile romantik geldi bana.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.