Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Yazarlar


Cengiz Alkan

1965 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. 11 yıldır Radikal Gazetesi'nde düzeltmen olarak çalışıyor.
 
Beyazperde, Müzik, Stüdyo İmge, Virgül, Karga, İyi Kitap dergilerinde; Cumhuriyet Kitap, Radikal Futbol, Radikal İki ve Radikal Kitap eklerinde çeşitli konularda yazıları ve kitap tanıtımları yayımlandı.

Tüm Yazıları

Lacan, “Aşk, sizde olmayan bir şeyi, bunu sizden istemeyen birisine vermeye çalışmanızdır” demiş. Aynı Lacan "aşkın yüce anından" bahsetmiş: "aşkın iade edildiği", âşıkın maşuktan aşkının karşılığını aldığı an.

Sadece Tahir M. Ceylan’ın yazılarının yayımlandığı gün Cumhuriyet alan, ‘Cumhuriyet okuru’ olmayan bir kesim var.

‘Ân’ın geçmişin ve geleceğin içinde devinim halindeki zaman olduğu fikrine uzak olanlar ya ‘geçmiş’in ya da ‘gelecek’in mitleştirilmesine yaklaşan bir moebius sarmalında dönüp dururlar. ‘Geçmiş’e yakın duranlar “Evvel zaman içinde ve ne güzel evvel zamanlardı onlar” hisleriyle donakalıp ân’dan kaçarlar ki bunlara sözcüğün olumsuz anlamıyla nostaljik diyoruz.

Lise Felsefe Ders Kitabı’nda ‘Varlık Felsefesi’ ünitesinde ‘Nihilizm’ başlığında Nietzsche anlatılır. Kitaba göre Nietzsche Nihilizm’in temsilcisi yani. ‘Tanrı’yı öldüren adam’ olarak biliyoruz Nietzsche’yi karıştırmış olabilirler mi diye düşünüyor insan. Nietzsche Nihilist değil, nihilist de değil. ‘Trajik insan’a yaklaşırken aşılması gereken bir safha nihilizm ona göre.

Antonio Negri, otonomist hareketin kuramcılarından. Daha çok Michael Hardt’la birlikte yazdıkları ‘İmparatorluk’la (devamla ‘Çokluk’ ve yakın zamanda Türkçede de yayımlanan ‘Ortak Zenginlik’) tanınıyor bizde.

Biraz kişisel olacak ama bir bağı var diye anlatacağım.

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor. 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.