Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Edebiyatı görmek!




Toplam oy: 507
Kolektif
Kolektif Kitap

"Genç ve hevesli bir yayınevinin titizliği, aynı derecede genç, hevesli ve başarılı çevirmenler, ana akımın dışında kendine yer bulmuş çok önemli illüstratörler ve uygarlık tarihine damgasını vurmuş edebi anlatılar buluyorum Grafik Kanon'un sayfalarında."

 

Üç cilt olarak tasarlanmış çalışmanın ilk cildi için böyle yazmışım vakti zamanında. Şimdi elimde üçüncü Grafik Kanon var ve aynı hevesle, aynı düşünceler içinde geziyorum sayfalarında. On dokuzuncu yüzyılın sonundan yirmi birinci yüzyıla uzanıyor edebiyatın içinde bu sefer... Peki, bu zaman aralığına düşen edebiyat kanonları hangileridir? Neye göre belirlenebilir? Kanon tartışması uzundur uzun olmasına ve net yanıtlar vermek başlangıçta güç gibi görünse de eserler kısa bir bakış attığınızda bile suda yüzen tahta parçaları gibi birer birer gelip takılıverirler ağınıza.  Edebiyatın üzerine topyekun düşen bir huzursuzluk, bir endişe gölgesidir kanon, evet ve bu endişeden beslenip çoğalır. Muhafazakarlık ve değişim arasındaki o gerilim, ciddi bir eğlence duygusu da taşır içinde üstelik. Grafik Kanon’a seçilmiş eserlere baktığımızda hem bu gerilimi hem de sözünü ettiğimiz keyif duygusunu içinde taşıdıklarını görüyoruz.

Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği’yle başlıyor söz konusu zaman aralığındaki görsel-edebi gezinti. Hani Conrad’ın Kongo’da nehir gemisiyle ve yaya olarak seyahat ettiği altı ay boyunca gözlem ve deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı Karanlığın Yüreği... Vahşetle, kötülükle ilgilenen ama bütün bunları doğrudan kınamayan, büyüleyici, tartışmalı bir metin.    
Medeni insanın, modernleşmeye başlamış bireyin içindeki karanlığı anlatan Karanlığın Yüreği’ni Matt Kish sayfa sayfa resimlemiş bir ilüstratör. Grafik Kanon da onun çalışmasının içinden seçilmiş on sayfayla açılıyor. “Burası da, dedi Marlow ansızın, dünyanın en karanlık yerlerinden biri”, diye başlayan ve “yeryüzünün en ücra köşelerinden birine uzanan durgun suyolu kapalı göğün altında, kederle, hudutsuz bir karanlığın yüreğine akıyordu sanki”, diye biten on sayfayla.

 

İlginçtir ki, Grafik Kanon’un açılışını yapan metinlerden biri de, aslında bir edebiyat eseri olmayan, Sigmund Freud’un Rüyaların Yorumu... Bastırılmış anılar, Oedipus kompleksi, libido, cinsel enerjilerin yüceltilmesi, serbest çağrışım, nevroz, haz ilkesi, ölüm dürtüsü, penis hasedi, Freudyen dil sürçmesi, bilinç ve bilinçdışı, id, ego gibi hem bu zaman aralığında insanlık tarihine hem de edebiyata, sanata damgasını vurmuş kavramların yaratıcısı Freud’un kendi üzerine yaptığı bu destansı analiz, yirminci yüzyılın kanonları arasında yer alıyor.  
    

Diğer bir açılış metni olan, Oz Büyücü’sünde ise nefis bir sürpriz var. Hikayeyi çizen Graham Rawle, Dorothy’nin meşhur ayakkabılarını kitaptaki orijinal gümüş rengine çeviriyor ve kitabın filminde yasaklanan Çekiçkafa gibi karakterleri görsel olarak geri getiriyor. Çalışmadaki diğer süprizlerden biri, yirminci yüzyılın dil bakımından en hayranlık verici eserlerinden biri olan Lolita’yı Sally Madden’ın sözsüz olarak çizmesi. Bir diğeri, Pulitzeri ilk alan kadın şair Edna St. Vincent Millay’in Orman Kıyısında Şarkı Söyleyen Kadın’ıyla karşılaşmak.

 

Geriye ise Halil Cibran’ın Deli’si, Colette’in Caniko’su, Joyce’un Ulysses’i, Faulkner’ın Ses ve Öfke’si,  D.H. Lawrence’ın Tırpancılar’ı, Hemingway’in Renk Meselesi, Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı, Sartre’ın Bulantı’sı, Camus’nun Yabancı’sı, Kerouac’ın Yolda’sı, Beckett’ın Godot’yu Beklerken’i, Sylvia Plath’in Sırça Fanus’u, Anais Nin’in Günlükleri, Eco’nun Foucauld Sarkacı, Ballard’ın Çarpışma’sı ve tüm diğerleri kalıyor…

Çalışmanın kapanış yazarıyla sonlandırayım ben de. David Foster Wallace’ın Türkçede ne yazık ki yayımlanmayan Tükenmeyen Nükte’si edebi kanon olarak kabul edilen en yeni edebiyat metni olarak kabul ediliyor eleştirmenlerce. “Bak arkadaşım, yaşadığımız dönemin karanlık ve aptalca olduğunun hepimiz farkındayızdır herhalde ama her şeyin ne karanlık ve aptalca olduğunu sahnelemekten başka bir şey yapmayan bir edebiyata ihtiyacımız var mı? Karanlık dönemlerde iyi sanat dediğin dönemin karanlığına rağmen hayatta kalan ve parıldayan insaniyeti ve büyüyü bulup ona kalp masajı yapan sanattır. Gerçekten iyi bir edebi eser, yansıttığı dünya görüşü ne kadar karanlık olaursa olsun o dünyayı yansıtırken onun içinde insanca hayatta kalabilme olasılıklarına ışık tutar”, diyen ve 2008 yılında kırk altı yaşında, intihar eden Wallace… Daha az yalnız hissetmek için okumak gerektiğini düşünen Wallace. Eserleriyle de yaşamıyla da iyi bir kapanış yazarı oluyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

Bir ev düşünün... Büyük, karanlık, kasvetli; soğukla, fısıltılarla, gölgelerle ve kitaplarla dolu... Binlerce ciltli kitap düşünün; sahibi onlara kitap değil, zehir, diyor. Zehirle dolu kitaplar, erotizmle, sapkınlıkla, şehvetle dolu kitaplar... Ve bu kitapların başında iki genç kadın, birbirini seven, birbirinden nefret eden iki kadın.

Mercé Rodoreda ile tanıştınız mı? Ve onun Natalia’sıyla... Çok kıymetli ama çok geç bir tanışma olacak bu hepimiz için. Çünkü Türkçeye yeni çevrilen Güvercinler Gittiğinde, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri. Aynı zamanda edebiyatta kadın dilini arayan yazarların yoluna ışık tutacak yetkinlikte bir dile, romanın insan ruhunu arayan doğasını kavrayan güçte bir anlatıma sahip.

Kadere başkaldırmak şüphesiz bir kahramanlıktır. Hatta kahramanlık dediğimiz şey, her şeyden önce kadere başkaldırmakla başlar belki de. Hikayelere bakacak olursak, sonu da iyi biter genellikle; kader değişir, kahraman olgunlaşır, bir anlamda mutlu son yakındır. Kahraman hem dünyayı hem de kendisini değiştirmiş olacaktır büyük ihtimalle.

Nick Hornby, küçük takıntıların, sıradan insanların sıradan hikayelerinin yazarı... Onu çağdaş dünya edebiyatı içinde erkek ruhundan anlayan ve bu ruhu en iyi kaleme alan yazarlardan biri olarak da tanıyoruz. Ancak Hornby, Türkçeleşen son kitabı Komik Kız ile bu defa kendisini tanımlayan tüm çerçevelerin dışına çıkıyor, hem de çok dışına! 

 

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.