Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Necip Mahfuz’u okuyabilme özgürlüğü!




Toplam oy: 1063
Necib Mahfuz
Kırmızı Kedi Yayınevi

Çağdaş Arap edebiyatının tartışmasız en büyük yazarı Necip Mahfuz ve onun en tartışmalı romanı Cebelavi Sokağı’nın Çocukları... 1959 yılında El-Ahram gazetesinde tefrika edilirken İslam dünyasının kalelerinden El Ezher üniversitesi tarafından aforoz edilmesiyle başlar “Cebelavi Sokağı’nın Çocukları”nın macerası. Eleştirmenlerin karalama kampanyaları, romana karşı yapılan gösteriler, Başkanlık Sarayı’na bildirilen şikayetler ve nihayetinde yazılışından sekiz yıl sonra Lübnan’da yapılan Arapça ilk ve tek baskısı... 1994 yılında Mahfuz’a yapılan ve yazarın ciddi bir şekilde yaralanmasına yol açan bıçaklı saldırının bile ardında hala bu romanı vardır... Yazarın ve romanının ülkemizdeki macerası da İslam ülkelerini aratmayacak nitelikte olur, yazılışından ancak elli sene sonra Türkçeleşen roman, yayınevi tarafından sessiz sedasız bir şekilde toplatılır. Necip Mahfuz’un diğer eserlerinin de oldukça geç tarihlerde Türkçeleştiğini görürüz. Peki neden bu korku, uzun yıllara yayılan, uzun yıllar boyu aşılamayan sansür anlayışı? Sanırım bu zihniyeti kavramak, en mühimi de aşmak, ancak ve ancak okumaktan, korkularla sonuna kadar yüzleşmekten geliyor, buyurun birlikte yüzleşelim...

Çölün bir ucunda gizemli şekilde kurulmuş devasa bir konak, onu cennet misali sarıp sarmalayan mest edici bahçeler, küçük göller ve hepsini çölden ayıran koca duvarlar... Duvarların içinde konağın ve her şeyin sahibi Cebelavi yaşıyor, kudretli ve gizemli bir adam... Farlı kadınlardan olma dört tane de erkek çocuğu var. Ve bir gün geliyor, konağın ve diğer malların yönetimini Cebelavi oğullarından birine, en beklenmedik olanına, küçük oğlu Edhem’e devrediyor. Diğer çocuklar şaşırmakla beraber babalarının kararına itaat edeceklerini söylerken büyük oğlan İdris, Edhem’i ve babasının aldığı kararı reddettiğini öfkeyle haykırıveriyor. Hal böyle olunca da konaktan sonsuza dek kovuluyor. İyi yürekli, adaletli, yumuşak huylu Edhem’i kandırarak onun da konaktan kovulmasını kısa sürede sağlıyor İdris. Her iki kardeş ve karıları konağın hemen yanında kuruveriyorlar barakalarını, geri dönme ümitleri hep yüreklerinde, gücün ve iktidarın bir adım ötesinde, sefil Cebelavi Sokağı kurulmuş oluyor böylelikle.  Edhem’in iki oğlundan biri, Hümam, büyükbabası tarafından beklenmedik bir şekilde konağa çağrılınca, diğer oğlu, amcaları İdris gibi öfke ve kıskançlık içinde kardeşini öldürüyor. Edhem’in katil oğlu ve İdris’in fahişe kızı, işte Cebelavinin lanetlenmiş çocuklarından gelen bu soy kuşaklar boyu devam edecek Cebelavi Sokağı’nın kaynağı oluyor; kuşaklar boyu bir yanda terk edilmiş çocuklar olmanın verdiği eziklikle aranan adalet ve özgürlük arzusunun, bir yanda da akılsızlığın, ahlaksızlığın ve pisliğin her türlüsünün yaşandığı bir hayatın kaynağı.

Tek tanrılı dinlere dair derin kazı
“Cebelavi Sokağı’nın Çocukları” tamamen alegorik bir anlatıdır. Cebalavi Tanrıdır, İdris şeytan, Edhem Adem, onun oğulları Hümam’la Kadri ise Habil ile Kabil. Anlatı Musa gibi kendi halkını bir araya getirmek için her yolu deneyen Cebel, İsa gibi yumuşak başlılıkla direnen Rıfat ve Muhammed gibi sevgi ve adalet duygusuyla beslenen bir düzenin kuruculuğunu yapan Kasım’la devam eder. Necip Mahfuz, tek tanrılı dinlerin yaradılış efsaneleri ve peygamberleri aracılığıyla seslenir okurlarına. Bunca çabaya, verilen bunca kurbana rağmen neden hiçbir düzenin üzerimizde dikiş tutturamadığını sorgular. Ve bu sorgulamayı, ki roman etrafında bunca kızılca kıyametin kopmasının da bir sebebi budur, cesurca tek tanrı düşüncesi üzerinde de yapmaktan çekinmez.   

Başlı başına bir tek tanrı dinler yorumu olarak okunabilecek romanda Mahfuz, 7000 yıllık Mısır uygarlığı ile 1400 yıllık İslam uygarlığının etkileyici bir sentezi olarak kabul ettiği halkına dair de çok şey söyler. Cebelavi sokağı her şeyiyle günümüz Mısır’ının da küçük bir incelemesi niteliğindedir aynı zamanda.

Romanın belki de en çok tepki çeken bölümü ise herkesin ardından gelen Arif döneminin anlatıldığı bölümdür. Sihir yoluyla tüm kötülüklerin üstesinden gelmeye çalışan Arif, bilimsel bilginin, akıl çağının habercisidir. İstemeden de olsa büyükbabası Cebelavi’yi öldürür Arif, Cebelavi’nin gizemli kitabının aslında bir sihir kitabı olabileceğini düşünen ilk insan olur. Yanlış yollara sapar, bilgisi yanlış ellere düşer, gücün ve iktidarın elinde oyuncak olur belki, ama o aynı zamanda insanlığın çıkış kapısını da işaret eder inatla, umudun yolunu gösteren kişi olur: “Umutlarına tutundular, zulme uğradıkları zaman da şöyle dediler: ‘Gecenin ardından gün nasıl doğuyorsa adaletsizlik de bir gün son bulacaktır. Zorbalığın ölümünü de göreceğiz, ışığın ve mucizelerin doğuşunu da.’

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Sanat eleştirmeni, sanat tarihçisi, ressam, şair, toplumbilimci, düşünür John Ruskin, On Dokuzuncu Yüzyılın Fırtına Bulutu eserinde sanayi devriminin sonuçlarını çevresel yönden ele alıyor.

Gazeteci-yazar Ahmet Kekeç, uzun bir aradan sonra gelen yeni romanıyla kıyıda köşede kalmışlara sesleniyor. İçine sığmadığı bir yaşama hapsolmuş Mehmet Ali, bir gün elbet sevdiği kadına, Ulufer’e kavuşacak, şiirlerini dergilerde yayınlatacak ve bu toprakları terk etme kudretini kendinde bulacaktır.

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.