Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Suat Derviş’i artık gotik biliriz!




Toplam oy: 972
Suat Derviş
İthaki Yayınları
Türk edebiyat tarihi unutturulan, unutulmak istenen kadın yazarların da tarihidir malumumuz. Bu unutturulma mücadelesi içinde neredeyse yitirdiğimiz en önemli yazarlardan biri de Suat Derviş’tir. Yazdığı diğer eserleri çok az bildiğimiz gibi yazarın gotik türde eserler verdiğini de bilmez, Türk-Osmanlı edebiyatında gotik eserler yoktur diyerek gelip geçmeyi severiz.

“Bu ev muamma ve güzellik dolu… Loş sofalara, alçak tavanlı geniş salonlara, sonra bu sofaları ve salonları dolduran eski yeni, büyük küçük bütün eşyaya sinmiş garip bir efsun var. Öyle bir şey ki asabı, mefkureyi, muhayyileyi sarhoş ediyor. Tatlı bir uyuşukluk içindeyim.”

 

İnsanı tatlı bir uyuşukluğa sürükler evet, ama ev tekinsizdir. Eşyaya, odalara, sofalara sinmiş garip bir efsun, asabı sarhoş eden bir efsun dolanır etrafta. İnsanlardan, medeniyetten uzak, doğanın, yeşilliklerin, evi saran sarmaşıkların içinde bir köşktür bu ve bir karı kocaya mezar olmuştur… Evet, doğru tahmin ettiniz hemen her şeyiyle gotik türde yazılmış bir romanın başlangıcından söz ediyorum. Ancak tahmin edemeyeceğiniz şeyler de var. Mesela bu romanı yazanın bir Türk kadın yazar olması gibi; o kadın yazarın Suat Derviş olması gibi!

 

Evet elimde, Kara Kitap adıyla basılan ve Suat Derviş’in dört gotik kısa romanını bir araya getiren bir çalışma var. Tam dört gotik roman! Türk edebiyat tarihi unutturulan, unutulmak istenen kadın yazarların da tarihidir malumumuz. Bu unutturulma mücadelesi içinde neredeyse yitirdiğimiz en önemli yazarlardan biri de Suat Derviş’tir. Yazdığı diğer eserleri çok az bildiğimiz gibi yazarın gotik türde eserler verdiğini de bilmez, Türk-Osmanlı edebiyatında gotik eserler yoktur diyerek gelip geçmeyi severiz. Oysa ki Serdar Soydan’ın da dediği gibi Suat Derviş’in de, daha pek çok yazarın da külliyatları tam olarak açığa çıkmamıştır. Hal böyle olunca perdeyi birazcık aralamanın ne kadar şaşırtıcı, ne kadar sürprizlerle dolu olabileceğinin de bir göstergesi oluyor Kara Kitap.

 

Ne gerçeğin yanında, ne gerçeküstünün...

 

http://www.feminet.net/wp-content/uploads/2013/08/suat-dervis.jpgBaşta da dediğim gibi dört kısa gotik roman var Kara Kitap’ın içinde. “Ne bir ses… Ne bir nefes”te Derviş’in hikayesini “babasını öldürmek isteyen oğul” imgesi üzerine oturttuğunu görürüz. Yıllar sonra dönen oğul babanın kabusu olacaktır. Genç ve güzel karısını oğluna kaptırma paranoyasını rüyalarla, olağanüstünün tekinsizliğiyle verir yazar. Büyük bir köşkte yine insanlardan uzak üç insan, gerçek ve gerçeküstü arasındaki o netamali bölgede salınıp duran hayatlarının kabusa dönüşünü izleyeceklerdir. Kitaba adını veren “Kara Kitap”ta da karanlık, boğucu, ölümün kol gezdiği bir evde hayata tutunmaya çalışan genç bir kızın yaşamla ölüm, gerçekle kabus arasında verdiği mücadele vardır. “Buhran Gecesi”nde, kimsesiz bir köşkte yaşanan korkunç ve doğaüstü bir cinayetin izleri kol gezerken, “Fatma’nın Günahı”nda, bir aşk hikayesi içinde kimliği çözülüp yavaş yavaş bir hortlağa dönüşen Fatma anlatılır.

 

Görürüz ki, hemen tüm hikayelerde gotik unsurları başarıyla kullanmıştır Suat Derviş. Ve sözgelimi bu unsurları romanlarında sıkça kullanan Hüseyin Rahmi’den farklı olarak ne gerçeğin ne de gerçeküstünün yanında saf tutmuştur. Romanlar bu anlamda, tam bir belirsizlik içinde biterler ve yazar teşhis konusunda bizimle hemen hiç konuşmaz. Yazarın sesini, döneminin yazarları aksine hemen hiç duymayız. Derviş, taraf tutmaz. Yarattığı gotik atmosferi kesinlikle bozmaz. İşte tam da bu yüzden çok şaşırtıcı, çok büyüleyicidir.

 

Kara Kitap edebiyatımızın içinden yıllar yıllar sonra fırlayan bir mucize gibi. Gotik-fantastik okurlarına ve Türk edebiyatında bu tür üzerinde incelemeler yapan tüm araştırmacılara, eleştirmenler duyurulur.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Siyaset Bilimi Profesörü Mim Kemal Öke’nin tarihi romanı Biat - Bir Turgut Reis Hikâyesi, okuyucularıyla buluştu. Adından da anlaşılabileceği gibi romanın ana ekseninde, yazarın çocukluğundan bu yana “kahramanı” ve “rol modeli” olarak nitelediği, deniz korsanlığından Osmanlı döneminde “Akdeniz leventleri kaptanlığına” kadar yükselen Turgut Reis’in yaşamöyküsü yer alıyor.

 

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.