Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Uyuşturucu deneylerinin tutanakları




Toplam oy: 938
Walter Benjamin
İmge Kitabevi Yayınları
Esrarla, felsefi zeminin altını üstüne getirir ve görme biçimleri üstünde bir kelebek gibi uçarken Benjamin, yukarıda söz ettiğim gibi şiirin alanına da kanatlarını değdirmektedir zarifçe.

Esrar yavaş yavaş etkisini göstermeye başlar. İlk işaretlerinden biri, kasvetli bir önsezi ve huzursuzluk hissi, tuhaf, kaçınılmaz bir şeyin yaklaşıyor olduğu duygusudur… İşte bu ilk işaretlerin peşinde, gittikçe yaklaşmakta olan o tuhaf kaçınılmaz şeyin ne olduğunu anlama, ona ulaşma ya da onu bekleme nöbetindedir, Walter Benjamin; esrar içmektedir, esrarın ona yaptıklarını yazmaktadır.  “İmgeler ve imgeler silsilesi, uzun süredir gizli kalan hatıralar belirir; tüm görünümler ve durumlar tecrübe edilir. (…) Renkler daha çok parlamaya, ışık saçmaya; nesneler daha güzel, ya da biçimsiz ve korkutucu görünmeye başlar. Bütün bunlar sürekli bir gelişim takip etmez; tersine, düş görme ve uyanıklık durumlarının almaşıklığını simgelerler –bilincin tamamen farklı sözcükleri arasında salınan sürekli ve nihai bir tükenişin tipik örneği. Bu batan ve yüzeye çıkan durum, bir tümcenin tam ortasında gerçekleşir.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Alın size bir sebep daha; bir tümcenin ortasında gerçekleşen, irtifası bellisiz durum. Benjamin’e göre esrar aslında bir zehirdir. Bunu hep dile getirir zaten ancak,  20. yüzyılın en önemli Marksist estetikçilerinden ve kültür yorumcularından biri olarak kabul ettiğimiz bu adam, özne-nesne ilişkisinin esrarın etkisiyle yeniden düzenlenişine vurulmuştur bir kere. Ve  Esrar Üzerine'de çıktığı kontrollü uyuşturucu deneylerini ayrıntılı bir şekilde yazar. Benjamin’in bu metinleri için, şiirseldir diyemem ya, şiirin izlerini takip eder; felsefidir diyemem, felsefenin dibini kazar; fiziksel bir deneydir diyemem,  metafiziğin içine dalar.

 

 

 

 

Okunacak onca şey varken Benjamin’in uyuşturucu deneyimlerini okumak niye, diye merak edenler için hemen söyleyeyim. Benjamin’in felsefi dünyasının temel kavramları esrar üzerine yaptığı deneyimlerle ortaya çıkmıştır. Varoluşun yeniden üretilebilir işaretlerinin dışında nesnenin tarihsel mevcudiyeti olarak tanımladığı anahtar kavram ‘aura’yı geliştirmeye, esrar deneyleriyle beraber başlar. Aynı şey benzerlik/ aynılık için de geçerlidir. Uyuşturucunun etkisiyle nesnelerin veya mekanların görünmez bir anlam yaydığını keşfeden ilk insan değildir ancak, diğerlerinden farklı olarak Benjamin, bu algıyı hem nesnenin aurasının ortaya çıkması hem de saklı metafizik güçlerin tarihi içindeki mevcudiyete işaret eden aynılığın kavranması olarak görmüştür.  Ve flaneur, taklit, empati. Ayrıca,  uyuşturucuların ilahi bir vahiy bahşettiğini düşünen pek çok yazarın aksine, Benjamin dindışı bir aydınlanıştan söz etmektedir ısrarla.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kağıdın üzerine düşen gölgenin, kağıdı yaralayacağından korkar. Bir yazgıyı tutar, ya da bırakır düşsün diye. Düşünmeyi, düşün gücüne aşılamaya çalışır. Düşünmenin tenselleştiğini hisseder.  Her imge başlı başına bir uykudur.  Gülümserken küçük kanatlarının çıktığını duyumsar. Düşüncenin patikalarında güller açar… Kanatlı olmakla kararsızlık hissinin bir arada varoluşunu anlar. Sözün kısası, esrarla felsefi zeminin altını üstüne getirir ve görme biçimleri üstünde bir kelebek gibi uçarken Benjamin, yukarıda söz ettiğim gibi şiirin alanına da kanatlarını değdirmektedir zarifçe. Ondandır ki Esrar Üzerine en çok şairleri ilgilendirir, en çok şairlere tavsiye edilir.   

 

 

 

 

 

“Esrar üzerine: Ölüm hali egemenlik haliyle aynıdır”. Eğer öyleyse sorarım sessizce kendime: Benjamin hayatına neden uyuşturucuyla son verdi, diye.

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Siyaset Bilimi Profesörü Mim Kemal Öke’nin tarihi romanı Biat - Bir Turgut Reis Hikâyesi, okuyucularıyla buluştu. Adından da anlaşılabileceği gibi romanın ana ekseninde, yazarın çocukluğundan bu yana “kahramanı” ve “rol modeli” olarak nitelediği, deniz korsanlığından Osmanlı döneminde “Akdeniz leventleri kaptanlığına” kadar yükselen Turgut Reis’in yaşamöyküsü yer alıyor.

 

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.