Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Brezilyalı yazar Tatiana Salem Levy: Odysseia’yı yazmış olmak isterdim


İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali'nin üçüncü yılında, Sabit Fikir her hafta festivalin katılımcısı olan bir edebiyatçıyla söyleşi yayımlayacak.  Hollandalı cinayet romanı yazarı Charles den Tex'in ardından, ikinci söyleşimiz İzmir’den Brezilya’ya göç eden bir ailenin torunu ve diktatörlük döneminde Portekiz’de sürgünde olan Brezilyalı bir ailenin kızı olan Tatiana Salem Levy ile...

 


Sizi okumamış olanlar için eserlerinizi tanıtmak istesek, genel anlamda bir bütünlük yaratabilir miyiz? Ne yazarsınız, neyi yazarsınız?

 

Yalnızca bir romanım yayımlandı. “İzmir’in Anahtarı” Brezilyalı bir kadının Türkiye’ye, İzmir’e, atalarının yaşadığı evi aramaya gidişini anlatıyor. Büyükbabamlar İzmir’den gelmiş ve kitabımda bu öykülerle kendi yarattıklarımı harmanlıyorum. Kitapta seyahat, diğer kültürlerle ilişki, bir insanın kendi kökenini araştırması, geçmişe dair her şey ve miras var. Ve elbette, çoğu romanda olduğu gibi, aşk ve ölüm de var İzmir’in Anahtarı’nda.

Şu sıralar ikinci romanımı bitirmekle uğraşıyorum. İlkinden oldukça farklı, ayrıca geçmiş ve günümüz arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Ve yine aşk ve ölümü keşfetmenizi sağlıyor.

 


Bu yıl İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nde sizi davetli yazar olarak göreceğiz. Festival teması “Şehir ve Yemek”ten yola çıkarak, bize bağdaştırdığınız bir şehir ve yemek örneği verebilir misiniz?

 

Feijoada ve Rio de Janerio. Bobó de camarão ve Salvador.

 

 


Gastronomiyle aranız nasıl? Yemek yapma sanatı ve edebiyat arasında bir bağlantı kurulabilir mi?

 

Yemek pişirmeyi bilmiyorum ama yemekten büyük zevk alırım. Her zaman aşçılığa yeteneğim olmadığını, ama etrafımda muhteşem yetenekli aşçılar bulundurma yeteneğine de sahip olduğumu söylerim. Edebiyat, hayat hakkında, hayatın zevkleri ve acıları hakkındadır. Yemek yapma – ve yeme  – sanatı harikulade bir zevk olarak kabul edilirse, şüphesiz edebiyatla yakından ilgisi de vardır. Aynı zamanda yemek yapmak, edebiyat ve diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi, yalnızca kendinizi ona adayarak, yetenek ve sadakatle yapıldığında güzel sonuçlar doğuruyor. Bir yemek, tıpkı bir kitap gibi, bu üç malzeme ile yapıldığında güzel hale geliyor.

 

 


Salt yazarak hayat kazanmak mümkün mü? Hayatınızı yazarak kazanabiliyor musunuz? Ya da kazanıyorsanız, bu bir tercih mi sizin için?

 

 

Bu soruya genel bir yanıt vermek oldukça zor. Yazarın yaşadığı ülkeye, hangi dilde yazdıklarına, yeteneklerine ve şanslarına göre değişiyor bence. Şu sıralar, edebiyatla alakalı şeyler – yazar telif haklarına ek olarak söyleşiler, gazeteler için makaleler, ısmarlama yazılardan sağlıyorum geçimimi. Brezilya gün geçtikçe zenginleşiyor ve yazarlara yapmaktan zevk aldıkları şeylerle geçinmelerine olanak sağlayacak derecede bir optimizm yaşıyor. Günümüzde, yazarlara iyi rakamlar sunabilen bir çok edebiyat festivali var, hatta yazarlara burs ve benzeri yardımlarda da bulunuyorlar. Öte yandan, Portekizce hala pazarda zorluklar yaşıyor, yani İspanyolca, İngilizce ve Fransızca eserlere kıyasla uluslararası satışlarda daha düşük getirisi oluyor. 

 

 


Okurlar genelde, okudukları yazarların okuduklarıyla da ilgilenir. Siz kimleri okuyorsunuz?

 

 

Bence bu soru çok zalimce, çünkü birçok ismi saf dışı bırakmanız bekleniyor ama yine de deneyeyim. Portekizce yazan yazarların içinde özellikle Machado de Assis, Guimarães Rosa, Clarice Lispector, Fernando Pessoa e Eça de Queiroz. Portekizce yazmayan olarak da; Henry James, Virginia Woolf, Alejandra Pizarnik, Rimbaud, Marguerite Duras ve dediğim gibi, saf dışı bıraktığım birçok isim.




Yazarların her okuyucudan daha çok başucu kitabı vardır. Siz hangi kitabı yazmış olmayı isterdiniz?

 

Odysseia’yı.




Alelâde bir obje hakkında yazarak, bir çok şeyi değiştirebileceğinizi söyleseler, hangi objeyi kullanırsınız?

 

Yoksulluğu.

 


Okuyucular, yazarların kendilerini gördüğünde farklı tepkiler veriyor. Kimi şaşırıyor, kimi hayal kırıklığına uğruyor, kimi hayatının aşkını bulmuş gibi oluyor. Okuyuculara önsöz takdim etmek adına bize, ne giyersiniz, ne yersiniz, ne içersiniz kısaca anlatabilir misiniz?

 

Günlük şeyler giymekten hoşlanıyorum, jeans ve t-shirt. Çok fazla yediğim de söylenir ama kilo almıyorum. Ve şarap, votka, bira, caipirinha, meyve suyu, su, çay, süt ve şampanyaya bayılırım!

 

 

Söyleşi: Sevgi Demir

 


 

 

Tatiana Salem Levy kimdir?

 

 

Brezilyalı yazar, Tatiana Salem Levy, Rio de Janerio’da yaşıyor. Aynı zamanda bir çevirmen  ve Edebiyat alanında doktora yaptı. İzmir’den Brezilya’ya göç eden bir ailenin torunu ve diktatörlük döneminde Portekiz’de sürgünde olan Brezilyalı bir ailenin kızı olan Horn, 1979 yılında Lizbon’da dünyaya geldi. Rio de Janerio Federal Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdikten sonra doktora çalışmaları için bir süre Fransa ve ABD’de kalmıştır. Çok sayıda makalesinin yanı sıra birçok öyküsü yayınlanmıştır. Türk okuyucusuyla 2007 senesinde buluşan, İzmir’in Anahtarı adlı ilk romanı 2008’de Sao Pauolo İlk Roman ödülüne layık görülmüştür. Şimdiye kadar birçok dile çevrilen yazarın ikinci romanı Dois Rios 2011’de yayınlanmıştır.




Toplam oy: 1205

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.