Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Gabriela Adameşteanu: Bestseller yazmak niyetim yok, yalnızca iyi kitaplar yazmak istiyorum


İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali'nin üçüncü yılında, Sabit Fikir her hafta festivalin katılımcısı olan bir edebiyatçıyla söyleşi yayımlayamaya devam ediyor.  Bu haftaki söyleşimiz, Romen yazar Gabriela Adameşteanu ile…



Sizi okumamış olanlar için eserlerinizi tanıtmak istesek, genel anlamda bir bütünlük yaratabilir miyiz? Ne yazarsınız, neyi yazarsınız?


Yazılarımda hafıza, tarih ve kader gibi genel temalar var ve bunlar arasında sık sık etkileşim bulabileceğinizi söyleyebilirim.



Bu yıl İTEF - İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nde sizi davetli yazar olarak göreceğiz. Festival teması “Şehir ve Yemek”ten yola çıkarak, bize bağdaştırdığınız bir şehir ve yemek örneği verebilir misiniz?


Romenlere özgü dana, koyun ve domuz etinden yapılan rulo köfte. Güzelce harmanlanıp, sac ızgara üzerinde iyi pişirilip, bol hardalla servis edilen bu tarif, Bükreşlilerin geleneksel yemeğidir. Şu sıralar rulo köfteyle, Shaorma adlı bir başka Romen tarifi arasında ateşli bir rekabet var diyebilirim. Yine de yurtdışında yaşayan Romenler için rulo köfte, açık hava partilerinin vazgeçilmezi halâ.



Gastronomiyle aranız nasıl? Yemek yapma sanatı ve edebiyat arasında bir bağlantı kurulabilir mi?


Evdeyken, bir ev kadınının yapması gerekenleri düşünürsek yemek yapmayı tercih ederim. Bu da muhtemelen yemek yapma sanatının, yaratıcı olmakla olan alakası yüzünden tercih ettiğim bir şey olabilir. Ama bir şeyler yazdığınız andaki yaratıcılık farklı. Eğer okuyucunun dikkatini dağıtmak istemiyorsanız, yazarken fazla deneysel davranmamak gerekir.



Salt yazarak hayat kazanmak mümkün mü? Hayatınızı yazarak kazanabiliyor musunuz? Ya da kazanıyorsanız, bu bir tercih mi sizin için?


Sanırım mümkün, ancak benim için değil. Ben tam bir mükemmeliyetçiyim ve bu yüzden yavaş bir yazar olduğum doğrudur. Üstelik Romen yazarlara öyle muhteşem paralar ödenmiyor. Evet, kendi paramı yazarak kazanabiliyorum. Ama bestseller yazmak gibi bir niyetim yok, yalnızca iyi kitaplar yazmak istiyorum.



Okurlar genelde, okudukları yazarların okuduklarıyla da ilgilenir. Siz kimleri okuyorsunuz?


Mario Vargas Llosa, Orhan Pamuk, Phillipe Roth, Ian Mc. Ewan, Joyce Caroll Oates, Eugene Ionesco, Marcel Proust, Lev Tolstoy, Honore de Balzac sayabileceğim isimler.



Yazarların her okuyucudan daha çok başucu kitabı vardır. Siz hangi kitabı yazmış olmayı isterdiniz?


Lev Tolstoy - Anna Karenina.



Alelâde bir obje ya da konu hakkında yazarak, bir çok şeyi değiştirebileceğinizi söyleseler, ne hakkında yazarsınız?


Yaşadığım şehir olan Bükreş hakkında yazmak isterdim.



Okuyucular, yazarların kendilerini gördüğünde farklı tepkiler veriyor. Kimi şaşırıyor, kimi hayal kırıklığına uğruyor, kimi hayatının aşkını bulmuş gibi oluyor. Okuyuculara önsöz takdim etmek adına bize, ne giyersiniz, ne yersiniz, ne içersiniz kısaca anlatabilir misiniz?


Genellikle siyah takımlar ve kırmızı veya pembe bluzlar görürsünüz üzerimde. Balığa bayılırım. Sebze ve meyvelere de. Alkol konusunda da çok nadir diyebilirim.

 

Söyleşi: Sevgi Demir

 

 

 


 

 

Gabriela Adameşteanu kimdir?

 

1942 yılında doğan Gabriela Adameşteanu, bugün Romanya'nın en öne çıkan yazarlarından biridir. Edebiyat bölümünden dereceyle mezun olmuş ve 1965-1989 yılları arasında ansiklopedi ve yaratıcı edebiyat editörlüğü yapmıştır. 1989 devriminden sonra, Adameşteanu, 1991-2005 yılları arasında haftalık mecmua olarak çıkan ve şimdilerde Bucureştiul Cultural'ın edebiyat ilavesi olarak çıkarılan 22 dergisini çıkartıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından, kendisini Romanya'nın demokratikleştirilmesine adamasından dolayı, 2002 yılında Hellmann Hammet Grant'e layık görüldü. Ayrıca 2004-2006 yılları arasında Romanya Kalem Kulübü'nün başkanlığını yürüten Adameşteanu, 2007-2009 yıllarında Latin Birliği Ödülü'nde jüri üyesi olarak görev aldı. Adameşteanu'nun kurguları birçok ulusal ödül kazandı. Çok satan bir yazar olarak, yazıları defalarca basıldı ve on dile, ülkelerin önde gelen yayınevleri tarafından yayımlandı. Çok satan kitapları; 1975 yılında yazdığı, 2010 yılında Jean Monnet Avrupa Ödülü finalisti olan The Equal Way of Every Day; 1984 yılında yazdığı, 2007 yılında Latin Ödülleri'nde finale kalan Wasted Morning (iki kitap da yakın zamanda Gallimard's France tarafından basıldı); 2003 yılında yazdığı The Encounter ve 2010 yılında yazdığı Provisional. Ayrıca kısa öykü derlemeleri ve denemeleri bulunmakta. Leyla Ünal tarafından Türkçe'ye çevrilmiş olan Wasted Morning kitabıysa yakın zamanda Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından yayınlanacaktır.




Toplam oy: 718

Yorumlar

Yorum Gönder


çok iyi ama yan başlıktaki çok kötü

51%
49%

Bu yazarı istanbul'daki etkinliklerde dinlemeyi dört gözle bekliyorum.
Teşekkürler Sabit Fikir ve İTEF.

43%
57%

Yeni yorum gönder

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.