Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


George R.R. Martin: "Fantastik romanlardaki Orta Çağ Disneyland gibi!"


Buzların ve Ateşin Şarkısı ya da televizyon dizisi olduktan sonra anıldığı isimle Taht Oyunları serisinin yazarı George R.R. Martin'in, Genç Amerika'nın Sesi radyosunda John Hodgman'la yaptığı söyleşiden bir bölüm...

 

Romanlarınızdaki mekan, dünya ya da zaman çoğ insanın yaşamak isteyeceği bir yer değil. Yazdıklarınızın böyle bir ortam içinde geçmesinin sizin için önemi ne?

 

Pek çok şey okuyorum, sadece bilim kurgu ve fantastik romanlar değil. Çok okuduğum şeylerden biri tarih ve tarihi roman. Tarihi romanların sıkı bir hayranıyım. Oldukça çok da fantastik roman okudum. Okudukça, fantastik romanların çoğunluğunda gördüğüm bir problem oldu: Tolkien takipçilerinin ve diğer fantastik yazarlarının romanlarının büyük çoğunluğunda hikayenin geçtiği yer olarak tercih edilen ortam Orta Çağ ya da Orta Çağ benzeri bir yer oluyor ama durumu doğru anlamaktan uzaklar. Bir çeşit Disneyland Orta Çağı yazdıkları; şatolar, prensesler falan. Bütün bunlar bir sınıf sisteminin kabuğu ama yazarlar bir sınıf sisteminin gerçekte ne demek olduğuna dair en ufak bir fikirleri yok.

 


Ya da yüksek tabaka ya da alt sınıflardan olsun, o kabuğun içinde sıkışmış insanlar için ne anlama geldiğine...



Şimdilerde yapılan rönensans festivallerinin ortaçağı, bizim o kılığa girmemiz gibiydi okuduklarım. Şatolar, prensesler, duvarla çevrilmiş şehirler falan var ama karakterlerin duyguları ve anlayışları 20. yüzyıl Amerikalı'sına ait. İyi tarihi romanlarda bunu görmezsiniz. Bunu yakalayan iyi yazarlar var. Yaptığım türden bir çapraz tür/tür bükme tarzında amacım, en iyi fantastik romanlarda karşılaştığınız hayal gücü ve merakı, en iyi tarihi romanlardaki o pütürlü ve sert gerçekçilikle birleştirmekti. Eğer bu iki farklı halkayı doğru bir şekilde birleştirebilirsem, özgün ve okumaya değer birşey ortaya çıkarabileceğimi düşündüm.

 



Kitaptaki ilginç hayali örgülerden biri, o dünyadaki dinler. Romanlarınızda bir çok din, mezhep var. Yeni gelişen mezhepler var. Bunlar bizim dünyamızdaki din ve mezhepler değil. Merak ediyorum; biri oturup nasıl din yaratabilir?



Onları bükerek ya da genişleterek gerçek dünyadaki dinler üzerine kurdum. Yedi inancı mesela, ortaçağ kilisesinin üzerine kurulu örneğin, ve temel doktrinleri olan “bir tanrı ve onun yedi görünüşü” de Katoliklerin “bir Tanrı ve onun 3 görünüşü” inancına dayanıyor. Fakat Baba, Oğul, Kutsal Ruh yerine Baba, Anne, Bakire, Kocakarı, Demirci, Savaşçı ve ölüm figürü olan Yabancı var.

 

Bu fantastik yazın için genel süreç;  fantazinin köklerini gerçekliğin içine yerleştirirsiniz. Sonra onunla biraz oynar, hayali öğeleri ekler, biraz daha genişletirsiniz. Kitaplarımdaki Duvar gibi. Duvar, Britanya'da Romalıların yaptığı Hadrian Duvarı'ndan esinlenme. 80'lerde Hadrian Duvarı'nı ziyaret ettiğimde, yukarıdan kuzeye baktım ve orada yerleştirilmiş bir Roma askeri olmanın neye benzediğini düşündüm. Bilinen dünyanın sonunda, orada ne yaşadığını ve ne gelebileceğini düşünerek uzakları izliyorsun. Dünyanın sonuna bakıyorsun. O ağaçlıklardan gelebilecekler karşısında medeni dünyayı koruyorsun. Tabii bugün o ağaçların arasından geleceklerin İskoçlar olduğunu biliyoruz, o yüzden bunu bu şekilde kullanamayız. O yüzden Duvar'ı biraz daha büyük ve buzdan yaptım, fantastik yazım süreci budur.



Gayet iyi
Toplam oy: 796

Yorumlar

Yorum Gönder


Yazının tamamını şurada okuyabilirsiniz:

http://www.maximumfun.org/sound-young-america/george-r-r-martin-author-s...

 

 

42%
58%

Yazının tamamını nerede bulabiliriz acaba?

43%
57%

Aynı söyleşide Martin'in kahramanlarının ölmesi üzerine ilginç değerlendirmeleri vardı. Bence Martin'in ortaçağ ve kurmaca anlayışı ile çok güzel örtüşüyor.

48%
52%

Yeni yorum gönder

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.