Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Gölgede Kalanlar// Cinayet, aşk, gerilim ve korku

Cinayet romanları için bir kraliçe seçimine girişilse eğer, bu seçimin sonucunda ortaya çıkacak isim elbette Agatha Christie’den başkası olamazdı.


Okuma Listeniz: İçimde büyümeyen bir okur var

Geçen günlerde bir kitapçının danışma bölümünde istediğim kitabın gelmesini beklerken bir konuşmaya şahit oldum. Bir anne oğlu ile danışmaya geldi ve elindeki listeden aradığı kitapları sıraladı.


Kelebek Etkisi// Ve aralıksız kar yağıyor, kar yağıyor

Açık kalmış penceremin aralığından soğuk bir esintiyle birlikte bizim kelebek de kendini içeri atıverdi. “Uff,” dedi, “kış gelmekte!” Ve sonra bir çırpıda, artık o çok iyi bildiğim trans haline geçerek Pablo Neruda’nın Kış Bahçesi adlı şiirini okumaya başladı: “Kış gelmekte.


Karne: Grinin Elli Tonu, Çıplak Deniz Çıplak Ada, Kara Kedi

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perva tarafından yapılmıştır.

 

 

 

 


 

 

 

 

Grinin Elli Tonu, E.L. James, Pegasus Yayınları

 

 


Yeni başlayanlar için Mo Yan

Madem aramızda yabancı yok, bir itirafla başlayacağım: Hakkında birkaç haftaya kadar hiçbir şey bilmediğim, tek bir kitabını dahi okumadığım, daha fenası adını bile duymadığım ve Nobel almasa muhtemelen de hiç duymayacağım (bana trenler çarpsın) bir yazara dair bir şeyler yazmak için masaya oturmuş biriyim. Lakin sanırım yalnız da değilim.


Sokaktan // Bozkırınız politiktir efendiler

Dümdüz bir çizgi çek, bak bozkır. Sonra çizgi yükselecek, bir ovaya denk düşecek, al sana Haymana. Bozkırın ayazında bir ova, ovanın başında bir mahpushane. Haymana Cezaevi'nden Ulucanlar'a bozkırın alameti teğet geçer bu çizgide. Karanfil Sokağı bürokratik olarak anılır, politiktir aslında. Ankara'lı siyasi meseleler üzerine akıl yürütmek için doldurmuş heybesini.


Kararsız Okur: Siyaset edebiyatın neresinde?

Bizim başımıza gelen her şey, edebiyatımızın da başına gelmiştir. Bizim başımıza en fazla gelen şey askeri darbe olduğuna göre, Türkçe edebiyatta darbe edebiyatı diye bir tür oluşturacak kadar çok eser bulunması şaşırtıcı değil. 60'lar, 70'ler, 80'lerde, edebiyatta bir siyasal tavır mecburiyeti ve tutsaklığı var. Meselesi bu olmayan roman değersiz bulunmuş.


Editörden: Daha çok akşam haberi, daha demli çay

Adınız, cisminiz her ne ise, her ne renk ve kumaştan giyinmeyi seçiyorsanız, yolda yürüyen adama sinirlendiğinizde ağzınızdan hangi kelimeler dökülüveriyorsa... Hep biraz da siyasi. Değil mi ki, bir fabrika işçisini bembeyaz kıyafetler içinde pek de göremezsiniz.


Tarihin edebiyata notu (ne olacak?)

 

 

Görsel çalışma: Selçuk Ören

 

 

 


Roman mı, geleceğin senaryosu mu?

Yayın ve televizyon piyasası gün geçtikçe daha koordineli çalışır hale geliyor. Yaratıcıların ve yapım kuruluşlarının bağlantılarını kuran aracılar çoğaldıkça ve  işbirlikleri taraflara tatmin edici sonuçlar sağladıkça; kitabevi rafından elimize aldığımız bir yapıtın, belki önce belki sonra, elimizin altındaki herhangi bir cihazın ekranına yansıma ihtimali artıyor.

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.