Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Şiirin kızkardeşi: Füruzan

 

 


“Katil kim?” sorusuna cevap bulamamak

 


Her şey Constance Chatterley’nin yüzünden

Bu ay D.H. Lawrence’ın kaleme aldığı Lady Chatterley'in Sevgilisi/ Lady Chatterley’s Lover’ı seçtim. Bu kitap hem İngiltere’deki aristokratlara ve yaşamlarına bir saldırı olduğu, hem de açıklıkla anlattığı cinsel ilişki anları yüzünden bir zamanlar yasaklanmıştı.


Polisiye romanım hiç bitmesin...

Neden polisiyeyi yaz mevsimine yakıştırdığımı bilemiyorum. Polisiye, hafif kitapların bence en ağırı olduğu, yaz için de hep “hafif kitap okunur” dendiği için ben yazın polisiyeyi tercih ediyorum sanırım. Kumsalda, kahvede, pansiyon odasında varoluşumdan uzaklaşmaya çalışırken, içine en rahat girip çıkabileceğim dünyayı polisiye sağlıyor.


Yaz kokan kitaplar

 

 


Palahniuk ve Burroughs: Türkiye'nin yeni 'şüpheli yazarları'

 

 

Chuck Palahniuk ve William Burroughs, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uzayan “şüpheli yazarlar” listesine eklenen yeni isimler.  Marquis de Sade, Philip Roth, Noam Chomsky ve Robert Fisk gibi önemli isimleri de içeren bu liste, gittikçe Katolik Kilisesi’nin Index Librorum Prohibitorum’una (Yasaklı Kitaplar Listesi) benzemeye başladı. 

 


Alerji duyulan yazarın kitabı: Sırça Köşk

Okuduğum ilk kitabı olduğundan mıdır, yoksa onun dağların gölgesinde öldürülmeden önce yayımlanan son kitabı oluşundan mı nedir, Sabahattin Ali’nin Sırça Köşkü apayrı bir duygu yaratır bende. 

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.