Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sokaktan // Bozkırda, başka bir edebiyat mümkün




Toplam oy: 1659

Ankara'nın memur şehri hüviyetinden yazlıkçı şehri hüviyetine trans olduğu bir yabancı ağustos. Yabancı ağustosun aksine Ankaralılar transedebiyata oldukça aşikar ve bu edebi dönüşümün ülkemizde de hızlanması konusunda hayli talepkar. Mürekkebin nem tutuğu bozkırdan 'başka bir edebiyat mümkün' sesleri.

 

 

 

 

“Sadece benim için yazılmış gibi”

 


Metin Soyoğlu (42, Yazılım Geliştirme Uzmanı)



Twitter'dan Tuna Kiremitçi'nin hikayelerini okumuştum. Çok ilginç ve özel bir deneyimdi. Merakla hergün yeni bir cümleyi okuyordum. Yazar sadece benim için yazmış gibi hissediyordum. Kişiye özel hikaye gibi. Transedebiyatın ülkemizde daha da fazla yayılmasını istiyorum. Ben aynı zamanda bir oyun tutkunuyum. Bir oyun tutkunu olarak severek okuduğum bir kitabın karekterleriyle, mekanlarıyla, tarihi dokusuyla oyununu da oynamak çok isterim. Kitap okurken o kitapla ilgili bir oyuna başlamak, oyunun bölümlerine kitap sayfalarında devam etmek harika bir deneyim. Çağımız şartlarında edebiyatın buna dönüşmemesi düşünülemez.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

“Daha zahmetsiz, daha ekonomik”

 

 

Ayşegül Çakmak Genç (34, İşletme sahibi)



Okuma alışkanlığı figürlerinin maalesef yerlerde süründüğü ülkemiz için internet edebiyatı ve transedebiyat değişik edebiyat türlerine ilgiyi arttırıcı, daha zahmetsiz, daha ekonomik, daha eğlenceli alternatif bir yol olarak düşünülebilir. Ayrıca zamansızlıktan şikayet edenler için de, günümüzde her an her yerde internetin kolay ulaşılabilmesi ile kişiyi fiziksel engellerden, bahanelerden kurtarabilir. Umarım bu tür imkanlar ülkemizde bir an evvel yaygınlaşır, popülerleşir ve daha çok bunları takip eder hale geliriz.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

“Bu teknoloji basılı kitaplar kadar pahalı olmasın”

 

 

Ömer Yıldız (27, Muhasebeci)

 

Tablet bilgisayardan kitapları e-kitap olarak okuyorum, Yüzüklerin Efendisi'ni okuduktan sonra filmini hemen izleyerek transedebiyata ısınmaya çalıştım. Türkiye'de örneklerinin daha fazla gelişmesini ve bu teknoloji çağında edebiyat alanlarının ülkemizde de gelişmesini umuyorum. Ayrıca umarım bu teknoloji basılı kitaplar kadar pahalı olmaz ve çok sayıda kişiye ulaşabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

“Farklı okuma alışkanlıkları yaygınlaşmalı”

 

Tuğçe Coşkun (21, Katip)


İş yoğunluğundan dolayı sadece işten eve, evden işe otobüste kitap okuyabiliyorum.  Farklı okuma alışkanlıklarının ülkemizde yaygınlaşması benim de kitaba ayıracağım zamanı daha da arttırmamı sağlayacaktır. Benim için kitap okumak yeni edebiyat arayışlarıyla bilgilenmenin yanı sıra eğlenceli vakitler geçirebileceğim bir yer olacak. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.