Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


Hazin mukayeseler... Edebiyatı var eden endişenin temeli

1960’ların sonunda Julie Kristeva’nın, yapıtı yoktan var eden bir yaratıcı-yazar kavramını sorgulamak üzere ortaya attığı kavram "metinlerarasılık". Karşılaştırmalı edebiyata asıl anlamını veren ve hatta bugün anladığımız şekilde yaratıcı eleştirinin önünün açan bir kavram.


Görünen köye doğru atılan işaret fişeği

Şu gün edebiyat dünyamızda tartıştığımız birinci gündem konusu eleştiri, eleştirinin kitap tanıtım yazısına sıkışması, kitap tanıtım yazılarının eleştirinin ve edebiyatın içini boşaltma noktasına gelmesi, eleştirmen etiğinin sarsılması… Sorunu yeni gibi tartışıyoruz ama elbette kendini göstere göstere gelen bir sürecin –umarım- sonundayız aslında.


Eleştiri ve güven

New Yorker geçtiğimiz günlerde dijital ortamdaki okur eleştirilerinin/ yorumlarının doğruluğunu, daha doğrusu samimiyetini tartışmaya açmış. Dijital kitap satış ve edebiyat platformlarında ortalık okur yorumundan geçilmiyor malum.


Afili soru işaretleri

 

Bu ay fotoğraflardan yana açıldı şansımız. Elif Şafak’tan sonra ne zamandır karşısına geçip uzun uzun baktığım, beni uzun uzun düşündüren bir fotoğraf daha var sizinle paylaşmak istediğim: Afili Filintalar’ın fotoğrafı…

 


Türkiye’nin gözleri, Elif Şafak’ın göremedikleri…

Modern kesilmiş sarı saçlarının süslediği başını, doğulu olduğunu gizlemeyen, bilakis çektiği sürmelerle daha da vurgulayan iri kahverengi gözlerini hafif yukarıya doğru çevirmiş, arkasına yükselen İstanbul siluetini eklemiş Elif Şafak, Doğuya bakıyor...


Yeni bireylerin derdi: Yeni bireycilik

 

Bir bilgisayarın başına geçmişseniz, internete de bağlanmışsanız ve hatta bu yazıyı okuyorsanız eğer, siz de “yeni bireycilik” derdinden mustaripsiniz demektir. Hoş, bu yazıyı okumasanız, bilgisayarınız olmasa hatta hayatta hiç nete bağlanmamış olsanız da bu dert yakanızı bırakmayacaktır. Zira, insan hayatta pek çok şeyden kaçabilir ama çağının dışında bir yerde yaşayamaz.


Belki bir sonraki romana?

Eskilerin beni en çok kızdıran sözlerinden biridir, şöyle samimiyetsiz, derinliksiz bir şey oldu mu ortamda, “Edebiyat yapma!” derler. Bu tür bir olumsuzlamanın edebiyatı kapsaması kültür dünyamızın alt yapısına dair de acı bir fikir verir, kabullenemez, kızarım, bozulurum konu her ne olursa.


Şeytan Ayetleri, nezih hassasiyetler, okuyup da yazamaz mı olalım infialleri

Sizi bilmem ama Sabit Fikir’in haber bölümünün tutkunuyum ben. Hemen her gün, kimilerinin ölü de dediği, edebiyat dünyamızda olsun, başkalarının edebiyat dünyalarında olsun, olan biteni hevesli bir telaşla okumazsam içim rahat etmez. Dikkatli seçimleri için sitemizin editörlerine minnettar olduğum kadar cümle renkli edebi figüre de borçlu hissederim hep kendimi.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.