Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


Düşmüş meleklerin dünyasında

 


"Yapmak bilmektir, bilmekse yapmak"

“Bilişsel inşacılık”... Bilmem aramızda bu kuramı duyan var mı... Ancak şu kadarını söyleyeyim, duymayanlar için, vakit gelmiş de geçiyor bile... Şilili iki ilginç bilim adamı Humberto R. Maturana  ve Francisco G. Varela bundan yirmi yıl kadar önce kafa kafaya verip insanın bilişsel yetileri hakkında çığır açan bir kuram ortaya atmışlardı.


Marguerite Yourcenar adında bir mucize ve Doğu Öyküleri

Marguerite Yourcenar... An’ın içinde geçmişi, tarih içinde yazgıyı arayan bir izsürücü; latif, zarif ve bir o kadar vahşi; sözdeki müziği arayıp bulan bir dil büyücüsü, edebiyat için bir mucize...


Gerçek tuhaftır, kurmacadan daha tuhaf!

Edgar Allan Poe; tuhaf, karanlık, oyunbaz, nüfuz edilemez… Ve hepsi bir yana her şeyden önce modernist imgelemin en dikkate değer habercisi… Bu, anlatı sanatını 19.yüzyılda yaşamış tüm yazarlarından daha iyi kavramış, ancak yaşadığı dönem itibariyle anlaşılamamış deha, bugün de kimi eleştirmenlerce basit ve hafif gotik devamı


Hazin bir kaybediş öyküsü: Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın

Foucault der ki; beden, güç ilişkilerini ve hiyerarşiyi bağrında taşıyan toplumsal, tarihsel ve imgesel bir uzamdır. Düşünür pek güzel ifade ettiğinden olsa gerek, türban yine ülke gündemimizin başkonusu.


Lily Bart’ın suçu ne?

Eski bir masal vardır, çocuk masalı değil de daha çok hazin bir kadın masalı: Kırmızı Pabuçlar. Öylesine fakir bir kızdır ki kahramanımız, ayakkabılarını bile kendi yapmıştır; topladığı kumaş parçalarını dikerek, kaba, tuhaf ama yine de işe yarayan pabuçlardır bunlar...


Yeniden “Diyarlar”a bekleriz...

Aslında Kanadalı yazar ve oyun tasarımcısı Ed Greenwood’a ait bir fantastik evrendir Unutulmuş Diyarlar.


‘Hakikate ulaştıran sahte bilinç’in izinde...

“Uyuyan kişi, saatlerin akışından, yılların ve dünyaların sıralanmasından oluşan bir halkayla çevrelenmiştir. Uyanırken içgüdüsel olarak bunlara başvurup yeryüzünün hangi noktasında olduğunu, uykuya daldığından beri ne kadar zaman geçmiş olduğunu bir çırpıda okuyuverir; ne var ki sıralamalarda karışıklıklar, kopukluklar olması mümkündür.


Masal tadında terapi, ilaç olarak öykü

“Ne zaman bir öykü anlatılsa gece olur. Nerede oturulursa oturulsun, zaman ve mevsim ne olursa olsun, masal anlatmak saçaklardan sessizce yıldızlı bir gökyüzünün ve beyaz bir ayın çıkıp süzülmesine ve dinleyenlerin kafalarının üstünde asılı durmasına neden olur.


Akutagava’yla tanışma fırsatı

Ryunosuke Akutagava… Biz Türk okurları kendisini neredeyse hiç tanımıyoruz, Avrupa ve Amerika onu ölümünden sonra keşfetmiş, içinden çıktığı Japon edebiyatının ise bugün en ünlü, en önemli yazarlarından

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.