Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


Şiirden taşan canavar, bize ne yapar?

VII. ile X. yüzyıl arasında bir yerlerde, bugün eski İngilizce ya da Anglo-saksonca denen dille yazılmış bir büyük şiir, bir büyük efsane, bir büyük canavar öyküsü Beowulf. Lirik, kültürel, psinalitik, mitik… Onu yıllar boyunca araştırmacılar, akademisyenler okuyup inceleyip dururlar ama iş edebiyatçılara, hele ki J.R.R. Tolkien’e gelince değişir.


Ortalama ile gayet insani olan arasında: Bir Son Duygusu

“Tarih, zafer kazananların yalanlarıdır.” ya da “Yenilenlerin özyanılsamalarıdır.” Peki şuna ne dersiniz: “Tarih, belleğin kusurlarının, belgelemenin yetersizlikleriyle buluştuğu noktada üretilen kesinliktir.”

 

 

 


Maceracı, hayalci, asi kadın hareketi ve umudun dönüşümü

XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başı, bazıları için çok farklı anlamlar ifade edebilecek bu zaman aralığı, dünya üzerindeki hemen tüm kadınlar için tek bir şeyi işaret eder: Uyanış. Üstelik hem aklın hem de ruhun uyanışı. Nasıl olmuşsa olmuş, kadınlar gündelik yaşamın, toplumsal koşulların değişmesi gerektiğine karar vermiş, değişim için kolları sıvamışlardı.


Saf çok satarsa, ülkenin hâli ne olur?

Bu yılın -daha başlarındayız biliyorum ama- en çok beklediğim romanlardan biriydi İsmail Güzelsoy'un Saf'ı.


İyilerin yanında ya da bir nefes Vandana Shiva

Bu hafta, küçük bir değişiklik yapıp size şahane bir kitaptan değil, şahane kitapları da olan şahane bir kadından söz etmek istiyorum. Adı, Vandana Shiva, uluslararası tanınan bir çevre aktivisti ve bilim insanı.


Dört bin yıllık sitem: “Biliyor musun, insanlık ne kötüleşti”

“Biliyor musun, insanlık ne kötüleşti. Kardeş kardeşi yiyecek. Herkes komşusunu yutmaya çalışıyor. Buraya gelme şerefini bize lütfet. İş mecburiyetlerini kopar. Küçük kızı, Asur’un kucağına yerleştir. Ah! Şehirde yün çok pahalı. Parayı bana tahsis edeceğiniz zaman, 1 mina gümüşü yünün içine yerleştir. Vergi için bana yolladığın 1 mina gümüşü, kontrolörler istediler.


An gelir, edebiyat tarafından yutulur yazar

Ne demek nisyan? Bir şeyi unutmak, kasten terk etmek, gafil olmak… Hatırladıkça, hatırladıklarıyla var olan insan, unuttukça, kasten unuttuklarıyla ölüme yaklaşır, ölür, paradoksal olarak… Hatırlama ve unutma arasında bir cendere, ucu giyotinden yapılmış bir sarkaç gibiyse eğer hayat, yazı bunun neresinde durur peki?


İlk tuğlanın usulca kabuk bağlamasına…

Toplama yazıları hiç sevmem, yazar ve yayıncı bir olmuşlar, sinekten yağ çıkarıyorlar gibi gelir. Toplama yazıları çok severim, belki artık hiç ulaşamayacağım bir kitabın içinden çıkagelen parçalarla gayet zamansız olarak karşılaştığım ve önümde etrafa dağılmış çeşitli parçalardan yeni bir şeylerin inşa edilme sürecine ortak olduğumu hissettiğim için.


Her şeye ve herkese karşı, "aynen" Lacan

Sözcüklerin, şeylerin, listelerin, koleksiyonların, yerlerin, yer değiştirmiş nesnelerin, anlamların terse döndürülmesinin, yarığın, doymaz keyfin, dünyanın kökeninin, bir meydan okuma gibi yaratılan ve başkasına yönlendirilen nefretin oluşturduğu çığın Lacan’ı, yani her şeye ve herkese karşı Lacan… Yirminci yüzyılın hem en zor anlaşılan hem de en etkileyici düşünürlerinden biri Jacques Lacan.


Delikleri tıkamak için yalanları kullanınız

“Gecenin karanlığında yanarak koşan bir köpek görseniz ne yapardınız? Ben iPhone’umla fotoğrafını çekerdim.” demiş, yalan söylemiş. Yoksa İtlaf'ı niye yazsın? Yanan bir köpeğin kendisine niye dönüşsün durduk yere?

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.