Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Doğu Yücel ile müzik üzerine: Hem büyücü, hem büyübozucu

Doğu Yücel ile söyleşi: "Yazdığım öykülere hayali bir soundtrack katıyorum"

HASAN CÖMERT

 



Gülenay Börekçi ile söyleşi: "Kitaplar ve başka güzel ihtimaller"

Dergicilik, artık herkesin el attığı, ucundan tuttuğu mecralardan biri. İnternet sayesinde arttıkça artan dergiciler arasından sıyrılan ve işini hakkıyla yapan Gülenay Börekçi ile Egoist Okur'u yani "misafir odasını" konuştuk:

"Kitaplar ve başka güzel ihtimaller"


DİDEM ÇELİK

 

 


Fırat Demir ile söyleşi: "Adlandırılmak; ehlileşmektir"

Fırat Demir'le ilk şiir kitabı Yeni Cüret Çağı üzerine konuştuk: "Sen kendini toplumun yalanına alet etmezsen, toplum seni kendi iç çemberinin dışına iter; gönüllü bir göçtür bu."

DİDEM ÇELİK

 

 


Truman Capote ile söyleşi: Hiç huzurlu bir anım olmadı

Tiffany'de Kahvaltı, Soğukkanlılıkla gibi eserleri beyazperdeye uyarlanan ABD'li yazar Truman Capote'nin Paris Review'da yayınlanan söyleşisi:

 

“Hiç huzurlu anım olmadı”

 

 


Ece Temelkuran'la söyleşi: "Çok temiz değildik; iyice kirlendik"

Ece Temelkuran'la söyleşi: "Çok temiz değildik; iyice kirlendik"

HASAN CÖMERT

Bir meslek olarak gazetecilikten çok, gazetecilik kavramının ana gündem maddesi olduğu bir dönemdeyiz. ‘İçeri’de olan gazeteci sayısı bir hayli korkutucu.


Ayfer Tunç'la Sözünü Sakınmadan (Video)

 

 

Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan, 21 Şubat 2012 akşamı, yeni kuşak Türk edebiyatının öne çıkan isimlerinden Ayfer Tunç'u ağırladı.

 


Kültürel gerilla hareketi

MonoKL İLE SÖYLEŞİ: KÜLTÜREL GERİLLA HAREKETİ 

DİDEM ÇELİK


Hasbelkader öykücülük

KEREM IŞIK'LA SÖYLEŞİ: HASBELKADER ÖYKÜCÜLÜK

ONUR KOÇYİĞİT

 


Aşkın siyah gülü Nazlı Eray’ın elinde

NAZLI ERAY'LA SÖYLEŞİ: AŞKIN SİYAH GÜLÜ NAZLI ERAY'IN ELİNDE


FERHAT ULUDERE

 

 

Kulis

Ercan Kesal: ''Edebiyat, Dünyaya Tahammül Gücü Verir''

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değiş ...

ŞahaneBirKitap

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Editörden

Bugün “lüzumsuz”, “aylak” ya da Benjamin’in tabiriyle “flaneur” (boşta gezen, dolaşan) diye tarif ettiğimiz adam, bizzat şehrin insanıdır aslında. Bir şeyi “yapmamayı” tercih eder bu adam. Modernlikle yaralanmıştır ama yarasının neresinde olduğunu göstermekten acizdir. Çalışmayı da iş düzenini de reddeder. Uzun bir baygınlık hali yaşamaktadır. Her ilgisi gelgeçtir. Tutunamaz bir türlü.