Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Savaş Kılıç ile söyleşi: “İmlayı da devirdik, çok şükür”

Savaş Kılıç ile söyleşi: “İmlayı da devirdik, çok şükür”


MELİSA KESMEZ



"Ali ile Ramazan" ekibiyle söyleşi: Amacımız "öğretmek" değil, hatırlatmak

"Ali ile Ramazan" ekibiyle söyleşi: Amacımız "öğretmek" değil, hatırlatmak

SUZAN DEMİR

 

1990’larda İstanbul’da yaşanan bir "üçüncü sayfa hikayesi"ydi Ali ile Ramazan'ınki. Birbirlerine âşık olmuşlar, birilerinin ahlakına ters düşmüşler ve bu yüzden canlarından olmuşlardı.

 


Kitap tasarımcılarıyla söyleşi: Beş soru ve kitabın bir "başka boyut"u

Okur olarak kitaplarla kurduğumuz ilişki, bir süre sonra başka bir boyut kazanıyor; kitabevlerinde saatlerce vakit geçirmeler, okunup sevilen kitabın ilk baskısını aramalar, “başucu” yazarımız yayınevi değiştirdiğinde kitaplarının yeni kapak tasarımlarını dört gözle beklemeler ise; kitaplar ile okurlar arasında kurulmaya başlanan bu “başka boyutun” gözle görülen delilleri bir bakıma.


Gülsün Karamustafa ile söyleşi: “Modernist baskı bitti, dayatma kültürü devam ediyor”

Biz, onlar, biz, onlar, biz… Başbakan'ın şiar edindiği bu söylem maalesef sokaklardan en diplomatik sohbetlere, kahvehanelerden sosyal medya platformlarına kadar her kesime yayılmış vaziyette. Cumhuriyet tarihi boyunca inşa edilmiş kalın çizgiler günümüzde yumuşamadığı gibi, tam tersine kutuplaşma korkutucu bir düzeye gelmiş durumda.


Der Spiegel'in Mo Yan söyleşisi: "Konuşmaya karar verirsem, kimse beni durduramaz"

Der Spiegel'in Mo Yan söyleşisi

 

"Konuşmaya karar verirsem, kimse beni durduramaz"

 


Foti Benlisoy ile söyleşi: Halkı kurtarıcılardan kim kurtaracak?

Foti Benlisoy ile söyleşi

 

"Halkı kurtarıcılardan kim kurtaracak?"


Aksu Bora ile söyleşi: "Normal algısı, Doğan görünümlü Şahin gibi"

AKSU BORA İLE SÖYLEŞİ

"Normal algısı, Doğan görünümlü Şahin gibi"

Hasan Cömert


İskender Savaşır ile söyleşi: "Kaçış edebiyatı mı? Peki..."

Dalgın Sular, görmeye alışık olduğumuz dergilere hiç benzemiyor. Öncelikle bir proje olarak, İskender Savaşır tarafından geliştirilmiş; çizgi roman motifini kullanarak travmatik deneyimler yaşayan gençler ve çocuklar için rehabilite edici bir iletişim ortamı yaratabilmek amacıyla.


"LGBT içinde trans erkekler görünmez durumda"

Türkiye’de “öteki” çok muallakta bir kavram. Çünkü her an yanınızdakine göre “öteki” olabilirsiniz. Sağınızdakinin ötekisi, solunuzdakinin, dilinizin, cinsiyetinizin, inancınızın… Genellikle “öteki” kavramı daha çok ayrımcılığı temsil eder. Ama bunun dışında egemen olanın diline karşı duruş da “öteki” olarak tanımlanır; öteki medya, öteki kuram, öteki düşünce gibi.


Berrin Karakaş ile söyleşi: "Transfer denince aklıma Drogba geliverdi"

Ahlakçılık yapmayalım ama olmuyor işte, sevdiğimiz bir yazar, sanatçı reklamlarda oynamasın, politik duruşunu bozmasın, “saçma” demeçler vermesin istiyoruz. Yazdığından, söylediğinden farklı yollara çıkmasın, kafamızda onu nasıl yarattıysak öyle kalsın istiyoruz. Biraz hastalıklı bir durum, biraz da haklı bir istek galiba. Bazen abartılıyor, bazen az bile söyleniyor.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.