Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

Söyleşi // En çok okunanlar



Aşkın siyah gülü Nazlı Eray’ın elinde

NAZLI ERAY'LA SÖYLEŞİ: AŞKIN SİYAH GÜLÜ NAZLI ERAY'IN ELİNDE


FERHAT ULUDERE

 

 



Hemingway'in kurgu sanatı

Usta yazar Ernest Hemingway'in George Plimpton'la yaptığı söyleşiyi Buket Ketbağa SabitFikir için çevirdi.



"İntifada Yayınları klasik bir yayınevi olmayacak"

Harun Ö. Turgan ile söyleşi: "İntifada klasik bir yayınevi olmayacak"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 



Jonathan Franzen: Kitabına göre

Özgürlük ve Düzeltmeler romanlarıyla tanıdığımız yazar Jonathan Franzen'la bir okur ve yazar olmak üzerine...



Glowacki ile söyleşi: "Kosinski, Dostoyevski karakteri gibiydi"

Glowacki ile söyleşi: "Kosinski, bir Dostoyevski karakteri gibiydi"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 



Henry Miller: "Yazarken yapılacak son şey rahat etmektir"

Henry Miller: "Yazarken yapılacak son şey rahat etmektir"
İlk kitabı Yengeç Dönencesi'ni 42 yaşındayken Paris'te yayınladıktan sonra sansür, pornografi, ve müstehcenlik ile boğuşmak zorunda kalan Henry Miller, roman yazma sürecini ve roman sanatına dair düşüncelerini anlatıyor.
 

 



"Bu kitabın Almancası var mı?" Kesin vardır!

BINOOKI YAYINEVİ: "Bu kitabın Almancası var mı?"  Kesin vardır!

 

Derya Atlas

 

 

 



Pusulamız Kitaplar

100. sayımızla birlikte hazırlamaya başlayacağımız Yayınevi Hikâyeleri’nde sözü alternatif işler üreten, okurları edebiyatın özgün örnekleriyle tanıştıran sevdiğimiz yayınevlerine bırakıyoruz.



Savaş Kılıç ile söyleşi: “İmlayı da devirdik, çok şükür”

Savaş Kılıç ile söyleşi: “İmlayı da devirdik, çok şükür”


MELİSA KESMEZ




Hakan Gerçek ile söyleşi: "Ne de zormuş Cemal Süreya oynamak"

Hakan Gerçek ile söyleşi: "Ne de zormuş Cemal Süreya oynamak"

 

Adalet ÇAVDAR

 

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.