Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Jonathan Safran Foer ile vejetaryenlik üzerine


Her Şey Aydınlandı ve Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın kitaplarının parlak yazarı Jonathan Safran Foer'in 2009'da yayımlanan Hayvan Yemek isimli kitabı yakın zamanda Türkçeye çevrilerek Siren Yayınları tarafından okurlara sunuldu. Foer yıllarca vejetaryenliği denemiş bırakmış, tekrar denemiş ve tekrar bırakmış. Oğlunun dünyaya gelmesiyle beraber kendisine, oğlunu et ile beslemenin doğru olup olmadığını sormaya başlamış. Sonucunda ortaya çıkan kitap ise Hayvan Yemek. USA Today'den Elizabeth Weise'nin kitabı ve vejetaryenlik ile ilgili Foer ile yaptığı röportajı sizin için çevirdik.

 

 

 

 

 

Jonathan Safran Foer

 

 

 

 

 

Yani, şimdi herkes vejeteryan mı olmalı?

 

Benim kitabım bir vejetaryenlik kitabı değil. Fabrika ürünü ete karşı çıkmamı anlatan bir kitap. Hayvanların kapalı yerlerde yetiştiği, güneş görmeden, toprağa temas etmeden, hasta olmamalarını ve daha hızlı büyümelerini sağlayan ilaçlarla neredeyse sürekli beslendikleri bir yapı bu. Hayvan eti yiyip yememek konusunda bir çok farklı ve duyarlı çözüm bulunduğunu düşünüyorum. Güvenilir üreticiler tarafından üretilen etleri tüketmek ya da vejetaryen olmak. Saygı duyamadığım tek şey, kasıtlı bir vurdumduymazlık hali ve “bu konuda düşünmek istemiyorum” diyen insanlar.

 

 

 

Fabrika ürünü domuz ve tavuklarla ilgili gördüğünüz -kitabın da odak noktasını oluşturan- en büyük ahlaki sorun nedir?

 

En basit ifadeyle, hayvanların hareket dahi edemedikleri ufacık kafesler içinde tutulmaları. 50 milyon hayvanın fabrikalarda üretilmesi ve bu endüstrinin büyüklüğü beni ürkütüyor.

 

 

 

Sizi bu konuda bir şeyler yapmaya/ yazmaya iten neydi?

 

Hayvanları, yemek amacıyla üretmek, bünyesinde bir şekilde şiddet ve umursamazlık barındırıyor. Bu kitabı yazma sürecimde, böyle olmayan az sayıda üreticiyle de tanışma fırsatı buldum. Eğer kitabımın kahramanları varsa, onlar, bu bahsettiğim küçük üreticilerdir. Beni bu denli etkilemelerine çok şaşırdım. İstatistiksel olarak çok az sayıda olmalarına da.

 

 

 

Bu tür üreticilerden kaç tane var?

 

Bu tür üreticilerin, toplamın yarısını ya da çeyreğini oluşturduğunu düşünüyordum. Ancak gerçekte, %1'den bile daha az. Kitaptaki trajik nokta da, bu tür üreticilerin istisna olmaları. (Foer kitabında, domuz ve büyükbaş hayvanların yetiştirildiği, hayvanların doğal davranışlarını rahatça sergiledikleri geniş alanlara sahip küçük ve butik çiftliklerden bahsediyor.)

 

 

 

 

 

Jonathan Safran Foer

 

 

 


Peki,  maddi durumu bu tarz küçük çiftliklerden pahalı et almaya elvermeyen insanlar ne olacak?

 

Aslında durum bunun tam tersi. Seçkinci olan bu fabrika ürünü etler; şirketlerin CEO'larına insanların sırtından milyonlarca dolar para kazandıran yiyecekler. Evet, süpermarketlerdeki etler tüketicilere ucuz geliyor, ancak bunun nedeni maliyetler konusunda yanlış bilgilendirilmemiz. Bu maliyetleri, sağlık hizmetleri ücretleriyle, çevrenin ve değerlerimizin yok edilmesiyle ödüyoruz. 'Ucuz yiyecek' denen şey, bugün Amerika tarihindeki en pahalı yiyecek.

 

 

 

Fakat insanların, sırf bu ahlaki duruş yüzünden, et tüketmeyecek olmalarını ummak gerçekçi mi?

 

Değişmesi imkansız gibi görünen, fakat zamanla yanlış olduğunu kabullenip düzelttiğimiz durumlar var. Çok yakın bir zamana kadar bu ülkede köleliğin olduğunu, kadınların oy hakkı olmayan ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerini ve hala ırkçılık gibi konularla uğraşıyor olduğumuzu, zaman zaman unutabiliyoruz. Uzun bir süre mücadele ettiğimiz bu gibi sorunlar, bazen çok hızlı bir biçimde çözüme kavuşabiliyor.

 

 

 

Yaptığınız araştırmayı ve kitabınızı ciddiye alan insanlara ne gibi önerileriniz var?

 

Bir tanesi, et yemeyi tamamen kesmek. Diğeri de “Böyle koşullarda üretilen eti yemek istemiyorum ama hala et yemek istiyorum, bu yüzden de hayvanlarını açık alanlarda yetiştiren küçük üreticileri araştıracağım” diyebilmek.

 

 

 

Siz hangi tercihi yaptınız?

 

Et yememeyi. Fabrika üretimi eti reddederken et yemeye devam etmek benim için çok zor olurdu, çünkü bu etin nereden geldiğini öğrenmek için ne zamanım, ne enerjim ne de uzmanlığım var. (Foer, zamanı olanlara, etlerini küçük üreticilerin çiftliklerini ziyaret ettikten sonra, buralardan ve direkt olarak üreticilerden almayı salık veriyor.)

 

 

 

Sizce herkes eninde sonunda vejetaryen olacak mı?

 

Büyük ihtimalle fabrika ürünü et üretimine bir karşı çıkış olacaktır. Bunun benim hayatta olduğum süre içinde olacağını düşünüyorum. Et yeme eğilimi azalıyor. İnsanlar her yıl daha az et tüketiyor.

 

 

 

Siz bir romancısınız. Böyle bir bilimsel inceleme yazmanıza gelen tepkiler nasıldı?

 

Aldığım tepkilerden çok çok memnunum. “Et yemeye devam edeceğim ama bana hakkında düşünecek çok fazla bilgi verdiniz” gibi tepkiler olsa bile.

 

 


Bundan sonra da bunun gibi kitaplar yazacak mısınız?

 

Hayır, sadece romanlar.

 

 

 

Çeviren: Elif İlik

 

 

 

 




Toplam oy: 1001

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.