Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Antoine de Saint-Exupéry'nin orijinal Küçük Prens çizimleri




Toplam oy: 488

Antoine de Saint-Exupéry ömrü boyunca yalnızca bir çocuk kitabı kaleme almıştı ama o kitap hem çocukların hem de yetişkinlerin yüreğinde yer etmeyi başardı. Tabii ki Küçük Prens'ten bahsediyoruz.

 

Takvimler 1943 yılını gösterirken 43 yaşındaki Saint-Exupéry yakın arkadaşı Silvia Hamilton'a kahverengi bir çanta uzattı ve şöyle dedi: "Sana görkemli bir şey vermek isterdim, ama sahip olduklarım bundan ibaret." O kahverengi çantanın içinde Küçük Prens'in el yazmaları vardı. Bu olayın ardından Saint-Exupéry Serbest Fransız Hava Kuvvetleri ile birlikte, askeri pilot olarak yola çıktı. Takvimler 31 Temmuz 1944'ü gösterirken ise Saint-Exupéry asla dönmeyeceği bir keşif görevine çıktı, ardında sandığından çok daha görkemli bir eser bırakarak.

 

1968 yılına geldiğimizde ise el yazmaları New York'ta bulunan The Morgan Library'ye geçmişti. El yazmaları kitabın yayımlanan versiyonunun neredeyse iki katı, yaklaşık 30,000 sözcükten oluşan bir taslak ve  suluboya çizimler içeriyor ve yazarın yaratıcı sürecini ortaya koyuyordu. The Morgan Library 2014 yılında düzenlediği bir sergi ile elinde bulundurduğu el yazmalarını halka sergiledi.

 

Küçük Prens ile her yaştan okurun yüreğini ısıtmayı başaran Antoine de Saint-Exupéry'yi ölümünün 73. yılında kendi elinden çıkan orijinal Küçük Prens çizimleri ile anıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Brainpickings

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.