Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

"Bence mükemmel kadın..."




Toplam oy: 446

Mükemmel kadın ya da erkek tasviri kişiden kişiye göre değişir elbet. Peki ya yazar erkekler "mükemmel kadın"larını nasıl anlatırlar? Bazen romanlarında, satır aralarında rastlarız onlara, bazen de söyleşilerinde bahsederler hayallerindeki kadından. Bakalım bu 10 yazar, o kadını nasıl anlatmışlar?

 

 

 

 

 

 

 


"Mükemmel kadın, emekçi kadındır; boş gezen biri değil, hanım hanımcık biri değil. Ellerini, beynini ve kalbini başkalarının iyiliği için kullanandır."

 

 

Thomas Hardy

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

"Eğer Fransız kadınları olmasaydı, hayat yaşamaya değer olmazdı."

 

 

Friedrich Engels

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

"O benim istediğim her şeydi. Güzel ve çekiciydi, harika bir espri anlayışına sahipti ve yaptığım her şeyde beni destekledi."

 

 

 

   Nicholas Sparks 'ın Denizden Gelen Mektup romanından.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 


"O, onurlu ve zeki bir kadın, risk almayı seviyor ve yüzünde, yalnızca onun aynaya baktığında görebileceği bir şeyler var. O parlak siyah saçlarıyla mükemmel! İnsanlar ona aşık oluyorlar. O, yeterince tanımadığım için, kanatlarım altına alabileceğimden emin olmadığım biri. Eğer yazarların kanatları varsa, ben ona hayatım boyunca bir liman olmak isterdim."

 

 

 

Michael Ondaatje, İngiliz Casus romanından.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

"Sen, içinde müthiş bir sevinç taşıyan kadın, bilgece toleransın var- beni resmen sana ihanet etmeye teşvik ediyorsun. Seni bunun için seviyorum. Senden ne beklemem gerektiğini bilmiyorum, ve bu sanki bir mucize gibi gerçekleşiyor. Senden neredeyse en imkansız şeyleri isteyeceğim, çünkü bunu teşvik ediyorsun. Çok güçlüsün. Hilekarlıkların ve ihanetlerin bile hoşuma gidiyor. Tüm bunlar bana çok asil geliyor."

 

 

 

Henry Miller'dan Anais Nin'e.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 


"Güzel bir at, güzel kadına benzer. İkisi de, değerlerinin çok üstünde belalara sebebiyet verirler. Her erkeğin bir taneye ihtiyacı vardır ve sonrasında işi bitmiştir."

 

 

 

Cormac McCarthy

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

"Siz, bakirelerinizi yanınızda tutabilirsiniz, bana ise kalçaları yaşlanmayı unutmuş, yaşlı ve ateşli kadınlar verin, yüksek topuklu ayakkabılarının üzerinde."

 

 

 

Charles Bukowski

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 


"Aradığım kadın şu erdemlere sahip değilse eğer, saygınlığımı kazanması zor. Zengin olmalı, bu kesin; akıllı olmalı, bu da olmazsa olmaz; erdemli olmalı, hakkniyetli ve yumuşak başlı olmalı, yoksa yanıma yaklaşmasın; soylu olmalı ve harika bir müzisyen olmalı; saçlarının Tanrı'yı memnun edecek bir rengi olmalı."

 

 

 

William Shakespeare

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DDD

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Havaların ısınmaya başladığı şu günlerde, masa başında kapalı yerlerde zaman geçirmek giderek güçleşiyor. Dolayısıyla kısa bir süreliğine de olsa İstanbul’dan kalkıp Bodrum’a gitmek konusunda çok kolay karar verdik ama masa başından vazgeçmedik yine de. Üstelik Mine Söğüt’ten sonbaharda, yani havaların yavaşça soğumaya başlayacağı dönemde çıkacak yeni bir roman müjdesi de aldık!

Konu entelektüalite olduğunda hemen hepimizin olduğumuzdan iyi görünmek istediği aşikar. Öyle ki kimi zaman alakamız olmayan konularda bile fikir beyan edip ilgimiz olmayan konularda gülümseyerek kafa sallıyoruz. Bu elbette insan doğasının bir sonucu ve son derece normal. Ne de olsa hepimiz içinde bulunduğumuz topluluk tarafından kabul görme ve onaylanma eğilimindeyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle basılı kitap diye bir şey kalmayacak, deyişini eminim siz de duymuşsunuzdur. Başta bu savı öne sürenlerin haklı olduğuna ben de inanmıştım. Ama görünen o ki, zannedilenin tersi oldu. Yakın bir zaman önce, dünya çapında toplanan verilere göre e-kitap satışlarında yüzde 4’lük bir düşüş görülürken, basılı kitap satışlarında da yüzde 4’lük bir artış görüldü.

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kitap okumaya ayırabildiğimiz zaman git gide kısalıyor. Hele ki kalınca bir romanı okumak eskisine göre çok daha fazla vaktimizi alıyor, hatta kimi zaman uzun bir hikayeyi takip etmekte zorlanıyoruz ve kitabı ne yazık ki yarıda bırakıyoruz.

Paris Rewiev kendisine ona göre 20. yüzyılın en büyük romanlarının hangileri olduğunu sorduğunda onlara şöyle yanıt vermişti Vladimir Nabokov:

 

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.