Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

"biterken bir yılın son günleri..."




Toplam oy: 913
Şüphesiz kitap en güzel hediye fakat yayınevleri "Ne hediye alsam" diye düşünenlere farklı alternafitler de sunuyor artık: Ajandalar, takvimler, defterler... "Biterken bir yılın son günleri" kendinizi onlarla şımartır, sevdiklerinizi onlarla şaşırtırsınız belki.

2014 yılının son ayını da yarıladık, yeni yıla sayılı günler kaldı... İki gün önce, her yıl mutlaka edindiğim Peanuts takviminin siparişini de verdim. Her şeye rağmen, daha umutlu bir yıl olsun diye sevdiklerimize yeni yıl kartları almak, hazırlamak, yazmak, pul yapıştırıp postalamak; yeni yılda okunacak kitaplar; izlenecek film ve diziler; daha çok görüşülecek arkadaşlar; edinilecek hobiler; vazgeçilecek alışkanlıklar; mutlaka/belki gidilecek yerler listesi yapmak için son iki hafta... Bir de yayınevlerinin peş peşe yayınladıkları takvimlere, ajandalara ve defterlere göz atıp yeni yıla daha planlı programlı girmenin ilk adımını atmanın da tam zamanı aslında...

 

 

 

"Bir tutam mizah, hunilerimiz elde, buyrun hayırlara vesile olmasını dilediğimiz bir yola, yeni yıla..." dileğiyle!

 

Metis Yayınları’ndan "Metis Ajanda 2015: Beni Siz Delirttiniz" 

 


 

2005 yılından bu yana her yıl farklı bir temayla çıkan "Metis Ajandası," bu yıl da yine yaratıcı ve oldukça manidar bir temayla karşımızda: “Beni Siz Delirttiniz.” Kimilerine göre Cem Karaca şarkısı, bana göre çocukken ablamla kavgalarımız sonrası annemin yakarışı, artık Metis Ajanda 2015 teması.

 

Müge Gürsoy Sökmen, Eylem Can ve Özde Duygu Gürkan’ın hazırladığı "Metis Ajanda 2015: Beni Siz Delittiniz”, tasarımı, boyutları ve 2. hamur kağıdıyla önceki yıllardaki çizgisini koruyor. Ajandada deliliğe dair 23 metin var. Ayrıca haftalık olarak planlanmış her iki sayfada bir, deliliğe dair edebi alıntılara, atasözlerine ya da bizi güzelce delirten politikacıların konuşmalarından alıntıların yanı sıra önemli günler/haftalar ile Ay’ın hareketlerine de yer verilmiş.

 

Ajandanın başında 2015-2016 takvimi ile yıllık planlayıcı, ajandanın sonunda ise ulusal/uluslararası telefon kodları, önemli telefonlar, hastaneler, büyükelçilikler, konsolosluklar, plaka numaraları, radyo istasyonları, saat farklılıkları, telefon defteri ile not tutabileceğiniz sayfalar bulunuyor.

 

“En değerli hazinemiz olan aklımızı korumak" için hayli ihtiyacımız olan 9 Ocak, “Kafaya Huniden Başka Bir Şey Takmama Günü”nüz şimdiden kutlu olsun!

 

2005’ten bu yana Metis Ajandası temalarını hatırlayalım:

 

2005 / Edebiyat 

2006 / Doğa 

2007 / Cadılar 

2008 / Yaratıcı Direniş 

2009 / Hayvanlar ve İnsanlar 

2010 / İnanmama Özgürlüğü 

2011 / Irkçılığa Ayrımcılığa ve Nefret Suçlarına Karşı 

2012 / Olmayan Kelimeler 

2013 / Ayvayı Yedik 

2014 / #direndireniş

 

(224 sayfa, 10 x 14 cm, karton kapak)

 

 

 

Masalarınızda ve/veya arşivlerinizde yer açın!

 

İletişim Yayınları’ndan bir ilk: "2015 Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi"

 


 

12 Aralık cuma günü satışa sunulan "Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi"ni incelemek için heyecanla kitabevine koştum. 50’den fazla yazar ve 15 çizerin katkılarıyla hazırlanan bu takvime dair ilk düşündüğüm şey; tasarımı, karton kapağı, ikinci hamur kağıdı ve içeriğiyle Saatli Maarif Takvimi’nin nostaljik havasını yansıtması oldu.

 

Editörlüğünü Levent Cantek’in yaptığı takvim, siyah-beyaza ek olarak koyu bir sarının kullanıldığı ilgi çekici bir tasarıma sahip. Takvimin ön sayfasında Necdet Dümelli, Fırat Deniz, Emre Bayın ve Duygu Çayırcıoğlu’nun araştırmaları sonucu derlenmiş edebiyat tarihinden seçme bilgiler ve farklı kitaplardan seçilen alıntılar yer alıyor. Arka sayfada ise yine bir alıntı ile farklı yazarların yepyeni öyküleri var. Hem ön hem de arka sayfada çizimler ve/veya karikatürlere yer verilmiş.

 

"Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi"ne masalarınızda geniş bir yer ayırın ve sene boyunca güne Barış Bıçakçı’dan Hasan Ali Toptaş’a, Şule Gürbüz’den Behçet Çelik’e, Mahir Ünsal Eriş’ten Sinan Sülün’e, Burcu Aktaş’tan Kıvanç Koçak’a kadar birçok yazarın yepyeni mini öyküleri; Ethem Onur Bilgiç, Berat Pekmezci, Onur Atay, Zeynep Atalay ve daha birçok çizerin çizimleri/karikatürleri; okuduğunuz kitaplardan alıntılar ya da 2015 okuma listenize ekleyeceğiniz keşifler; edebiyat tarihinden seçme bilgilerle başlayın! Saatlerce sayfalarını karıştırdıktan sonra içimden “Bir edebiyat müptelası daha ne ister!” dediğim takvim, 2015’te kullanmayacak olsanız bile tam arşivlik bir çalışma olmuş ve belki de en önemlisi, bir ilk...

 

(730 sayfa, 13 x 19,5 cm, karton kapak)

 

 

 

"Her Güne 1 Sayfa"sıyla Sinek Sekiz’den "2015'in Defteri!"

 


 

Sinek Sekiz Yayınları benim için hep, bireysel çabalarla yapılan özenli işin karşılığı olmuştur. Tüm kitapları ve bugüne dek yaptıkları her iş gibi, “2015’in Defteri” de özenle hazırlanmış... Aslında uzun lafın kısası, tam anlamıyla “dokunması, bakması, taşıması, mutluluk veren” sade bir tasarıma sahip, ince detaylarla bezenmiş zarif bir defter…

 

İrem Çağıl’ın hazırladığı “2015’in Defteri”nde her gün için, üst kısmında tarih ve günün yazılı olduğu, gönlünüzce dolduracağınız bomboş bir sayfa ayrılmış; sayfanın sağında ise Ay’ın hareketlerine yer verilmiş. Defterin en başında 2015 takvimi ile “Doğanın Takvimi” yer alıyor ve her ay başında o ay için aylık planlayıcı bulunuyor. Kapaklardaki serigrafi baskı ise tek tek elde yapılmış. İçinde de belirtildiği ve tüm Sinek Sekiz kitaplarında olduğu gibi bu defter için de sürdürülebilir bir orman kaynağından elde edilen ve asit içermeyen FDC-PEFC sertifikalı kağıt kullanılmış.

 

Bu deftere dair benim en çok sevdiğim ayrıntı ise, defterin sonunda 2015’in bitiminde geçirdiğiniz yıla acısıyla tatlısıyla dönüp bakmanızı sağlayan “2015’ten aklımızda kalanlar”, “Bu sene okuduğum kitaplar”, “Bu sene keşfettiğim yerler”, “Bu sene en çok dinlediğim müzikler”, “2015’in en güzel filmleri”, “2015’te tanıştığım insanlar”, “Bu sene doğanlar, gidenler”, “2015’in doğa olayları”, “Bu sene diktiğim tohumlar”, “Bu sene yürüdüğüm en güzel yollar”, “Bu sene pişirmeyi öğrendiğim yemekler”, “2015’te paylaştıklarım”, “2015’te ürettiklerim”, “2015’te vazgeçtiklerim” başlıklı listeler oldu. Bu listelerin devamında ise notlarınızı alabileceğiniz çizgili ve kareli boş sayfalar yer alıyor.

 

Ayrıca defterin geçirdiği aşamaları ve diğer Sinek Sekiz ürünlerini merak ediyorsanız tüm bu bilgilere www.sineksekiz.com adresinden ulaşabilirsiniz. Bu arada, yeşil severlerin rehberi “Yeşil Kaplinin Defteri”nin de yeni bölümleri ve kesip katladığınızda tohumlarınızı saklayacağınız paketlere dönüşen sayfaları ile güncellendiğini de duyurmuş olalım!

 

(386 sayfa, 12 x 17 cm, karton kapak)

 

 

 

"Ne ajandasız, ne kedisiz," diyenler için…

 

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan "Kedili Ajanda 2015"

 

 

İlknur Özdemir’in hazırladığı "Kedili Ajanda 2015", sert kapak ve karton kapak olmak üzere iki farklı seçenekle Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından satışa sunulmuş.

 

İç tasarımları aynı olan ajandalardan sert kapaklı olan ilk bakışta Moleskine ajandalarını andırıyor. Her iki versiyonu da 2015-2016 Takvimi ile başlıyor. Haftalık olarak ayrılmış ajandanın her haftasına bir kedi görseli ile kedilere dair Cervantes’ten Enis Batur’a, Bilge Karasu’dan Neil Gaiman’a, Hemingway’den Raymond Chandler’a kadar birçok yazar ve ünlüye ait alıntı denk düşüyor. Ajandanın en arkasında ise Ulusal/Uluslararası telefon kodları ile notlar için ayrılmış sayfalara yer verilmiş. Kedi severler için her günlerini, haftalarını şenlendirecek hoş bir alternatif sayılabilir.

 

(192 sayfa, 11 x 15 cm, karton kapak /sert kapak)

 

Biterken yılın son günleri, hepinize, yeni yılın ilk günlerine daha rahat alışacağınız, böylece tarih atarken 2015 yerine 2014 yazmayarak iyi bir başlangıç yapacağınız harika bir sene dilerim!

 

Takvimleriniz, ajandalarınız neşeli günlerle, planlarla dolu olsun!

 

 


 

 

“biterken bir yılın son günleri

 biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini

 gençlik ikindilerini”

 

(Murathan Mungan, "Bir Yılın Son Günleri", Mırıldandıklarım, Metis Yayınları, 2000, s. 19)

Yorumlar

Yorum Gönder


Ajandaları size en yakın kitapçıdan temin edebilirsiniz. Sevgiler...

42%
58%

Bu yazıyı yılbaşına kadar birkaç eklemeyle güncelleyeceğiz. Mitoloji ajandası da eklenecekler arasında bulunuyor. İlginize teşekkürler...

42%
58%

Yazınızı çok beğendim ama ben bu ajandaları nasıl ve nerden alabilirim yardımcı olabilir misiniz

37%
63%

pinhan yayınlarınin mitoloji ajandasına neden yer vermediniz.ilginç..?!

53%
47%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Son birkaç yıldır sanata olan ilgi ülkemizde gitgide artıyor. Bu durumun farkında olan yayıncılar da daha fazla sanat kitabı yayınlıyorlar. Özellikle Batı resmi/sanatı hakkında ülkemizde genel kültür az olduğu için bu alana hitap eden kitapların sayısında ciddi bir artış var.

Edebiyat kelimesinin en büyük talihsizliği zaten biliniyor olması. İnsanların “zaten biliyorum” deyip sözlüklere müracaat etmediği talihsiz kavramlardan biri edebiyat. Hiç okumasak da, elimizden romanlar, öykü kitapları düşmese de edebiyat orada bir yerde aşikâr olarak durur zaten. Edebiyat kelimesinin ilk anlamı ile mecaz anlamı arasındaki tezat ise rahatsız edicidir.

Amin Maalouf, Türkiye’de çok az yazara nasip olabilecek bir sevgi halesiyle sarmalanmış bir yazar. Her kitabı sadece çok okunmakla kalmıyor aynı zamanda edebi çevrelerde tartışılmaya değer görülüyor. Hatta edebi çevrelerin dışına çıkıp düşünce dünyasına da ilham veriyor. Eleştiriler de ardından geliyor tabii ki.

Yeni bir yıl, yepyeni bir yıl… Başlangıçlar önemlidir ve nasıl başlarsan öyle gider. Her pazartesi başladıkların küçük bir adımdır ama ocak ayında yaptığın başlangıçlar daha büyüktür. Geçen yılı unut, kaç yaşında olduğunu da… Pırıl pırıl bir yıl var önünde… 365 gün, 12 ay, 52 hafta, 8.760 saat, 525.600 dakika… Bunları, seni sayılarla sıkmak için söylemiyorum.

Şule Yayınları’ndan çıkan son öykü kitabı Fantastik Şeyler ile okuyucu ile yeniden bir araya gelen Naime Erkovan, edebiyatın toprak sahasına adını ilk olarak Beşinci Düğme ile yazmıştı. Aynı eserinde “Her şey gezegenlerin konumu yüzünden’’ diyordu Erkovan. O sebepten mi yoksa başka nedenle mi bilmem, ama önemli bir mevzu bence de.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.