Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Editörden // "Ekolojik kıyamet" uyarısı




Toplam oy: 503

“Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa, insanlığın yalnızca 4 yıl ömrü kalmış demektir.” Çoğunlukla Einstein’a atfedilen bu sözün, gerçekten de Einstein’a ait olup olmadığı tartışmalı. Hatta birçok Einstein uzmanı araştırmacıya göre, muhtemelen bu sözü söylemedi Einstein. Peki cümlenin iddiası tartışmalı mı? Einstein tarafından diye getirilmemiş olması, onu daha mı az önemli hale getiriyor?

 

20 Ekim’de Hürriyet’te, DHA kaynaklı şöyle bir haber yayımlandı: “Yapılan bir araştırmanın kanatlı böceklerin sayısının son 25 yılda yüzde 75 azaldığını göstermesi üzerine, bilim insanları ‘ekolojik kıyamet’ uyarısı yaptı. Böcekler bitkiler için polen taşıyıcı ve hayvanlar için av olması sebebiyle insanlık için hayati önem taşıyor. Bilim insanları şimdiye kadar sadece arılar ve kelebeklerin sayısının düştüğünü kanıtlamıştı fakat Almanya’nın tabiat koruma alanlarında görülen kanatlı böceklerin sayısındaki düşüş bilim insanlarını çok şaşırttı. Bu keskin düşüşün tam nedeni bilinmemekle birlikte, bilim insanları tarım alanlarının yok olmasının ve böcek ilaçlarının yaygın kullanımının en önemli nedenler olduğu düşünülüyor. Araştırma sonuçları, iklim değişikliğini de potansiyel nedenlerden biri olarak gösteriyor. Sussex Üniversitesi Yaşam Bilimleri Profesörü ve araştırmanın ortak yazarlarından Dave Goulson, ‘Böcekler yeryüzündeki  yaşamın üçte ikisini oluşturuyor fakat sayılarında korkunç bir düşüş gözlemliyoruz’ dedi ve ekledi:‘Yeryüzünde çok fazla araziyi birçok yaşam formu için yaşanamaz hale getiriyoruz ve ekolojik bir kıyamete doğru gidiyoruz. Eğer böcekleri kaybedersek her şey çöker.’” Einstein ya da Sussex Üniversitesi’nden bir profesör ya da İsviçreli bilimadamları…

 

Önlemler almak, gidişatı tersine çevirmek üzere topyekün bir hareketlenme olmadığına göre; pozitif bilimlere mensup isimlere pek de inanmıyoruz demektir. Peki durum böyleyse, “kurgu” eserlere ne kadar inanılabilir ki zaten! Sezgin Toska ise, farklı düşünenlerden: “Çevre krizlerinin insan eylemlerini şekillendiren kültürel ideolojilerle doğrudan bağlantısının kabul edilmesi doğal olarak bu krizlerin çözümünde sosyal bilimlerin en az fen bilimleri kadar, hatta kimi zaman daha da önemli olduğunun ileri sürülmesine yol açmaktadır. Bu gerçekten hareketle insanların kültürel mücadelelerini, ihtiyaçlarını, arzularını vb istek, düşünce ve durumlarını deneyimleyebildikleri en etkin alanın sanat ve daha dar anlamıyla edebiyat olduğu söylenebilir. (…) Edebiyat aracılığıyla insanların dikkati bir kez daha doğanın, çevrenin ve diğer varlıkların üzerine çekilebilir.”

 

SabitFikir’in bu ayki dosya konusunu kaleme alan Sezgin Toska, “ekolojik sorunların çözüm yolu olarak” edebiyatın nasıl önemli bir rol oynayabileceği ve özellikle de “ekokurgu” kavramı üzerinde duruyor; 21. yüzyılda yazılan Amerikan ekokurgu eserlerden örnekler eşliğinde… (Kendisinin, bu konuda yakın bir zaman önce, doktora tezinin yeniden düzenlenmiş halini içeren bir kitabının yayımlandığını da hatırlatalım – Ekokurgu, Yeni İnsan Yayınevi, Haziran 2017.)


Üzücü olansa, “piyasanın,” diğer alanlarda olduğu gibi bu konuda da “organik” kavramının içini boşaltmaya çalışmasına rastlamak...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Ülkesini savaş nedeniyle terk edenlerin acısını, hüznünü çocuklara anlatmak zor iştir. Suriye’deki savaş nedeniyle ülkemize gelen milyonlarca göçmenin yaşadıklarından elbette yüzlerce kitap, onlarca film çıkar. Ve onların yaşadıklarını buradaki çocuklara samimi ve içten bir dille anlatmak, empati kurmalarını sağlamak da kolay iş değildir.

“Belki de hepimiz arada sırada biraz deliriyoruzdur.”

 

Ölümün soğuk nefesi üzerimizde esip durdukça ürpermeye bile vakit bulamadan bir bakmışız ki hayat denen süre sona ermiş ve apar topar sonsuz yolculuğa doğru gitmeye başlamışız bile. Ölüm vardır sözü özellikle bu günlerde derin soluk alış verişlerde hepimizin üzerinde dönüp duruyor. Ölüm vardır ama biz kendimize hiç yakıştıramayız bunu.

Bazı kitaplar vardır, ilk sayfasından itibaren okuyucuyu sıkı sıkıya tutar, son cümlesine kadar bırakmaz. Okurun bir sayfayı bitirmeden diğerine geçmek için sabırsızlandığı, böylesine sürükleyici kitaplarla özdeşleşen bir yazar; Harlan Coben. 1962 doğumlu Amerikalı yazar Harlan Coben, polisiye, suç, gizem ve korku türünde yazdığı kitaplarla tüm dünyada tanınan bir isim.

Şiir ve roman gibi edebî eserlerin yanında çok sayıda deneme ve incelemeye de imza atan Ümit Aktaş’ın ilk romanı Âdem. İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’i tarihin sıfır noktasına inerek sancılı bir başkaldırının, ilk büyük kaçışın, en uzun sürgünün yongalarını hayata ve tabiata serpiştirerek ele alıyor.

Kulis

Her Şey Çölde Koşan Bir Atla Başladı

ŞahaneBirKitap

Mehmet Akif’in seciyesini en çok şu üç şey inşa etti der Mithat Cemal Kuntay: Kur’anlı ev, pehlivanlı mahalle, müspet ilimli mektep. Bu üç dayanağı anlamak, Türkiye’nin ve şiirin zeminine dair iyi bir fikir verecektir. Akif’te tarih kültürel bir miras değil. O bunu çok erken zamanda anlıyor ve Namık Kemal’in korktuğu varoluş krizinin ortasında kendisini buluyor.

Editörden

Doğu Batı sorunu yalnızca bizim edebiyatımıza özgü bir sorunlar yumağı değildir aslında, Rus edebiyatında da benzer bir tartışma söz konusudur. Bütün bir 19. yüzyıl romanı daha sonra şiddetlenecek bu tartışmanın ilk alevinin yakıldığı metinlerle doludur.