Editörden // Kütüphaneni tanımak istiyorsan... | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Kütüphaneni tanımak istiyorsan...




Toplam oy: 124

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz.... Yeni yıl, evet bu anlamda yeni kitaplar demek, ama, yeni yıl hediyesi olarak gelecek her kitap bizim için her zaman yeni kitap olmayabilir! (Bir kitapsever olarak tanındınız artık, yeni yıl hediyesi elbette kitap gelecektir; o elektronik eşyaları, mücevherleri vb unutun!)


“Arkadaşını gerçekten tanımak istiyorsan, onunla yolculuk yap!” Bu özdeyişi biraz değiştirerek söylersek: “Kütüphaneni gerçekten tanımak istiyorsan, taşın!” Özellikle de “kontrolün” bir noktada kaybedildiği bir kütüphaneden söz ediyorsak, taşınma sürecinin birçok sürprize gebe olduğunu iddia edebiliriz... Kendi adıma, gelgitli bir ilişki içinde olduğum kütüphanemi arada bir –“temizlemek” değil– düzenlemek, kaçınılmaz bir iş; en azından daha verimli kullanmak istiyorsam. Dolayısıyla arada bir bazı kitaplardan (mesela ikileyen, hatta üçleyen kitaplardan) –“kurtulmak” değil– vazgeçip onları paylaşmam gerekiyor. Şimdiye kadar hep farklı yöntemlere başvurdum; siz ne yapıyorsunuz?

 

İşte SabitFikir’in yeni sayısında Gökçe Gündüç, bu soruya cevap arıyor. Yeni yıl hediyesi olarak gelecek “ikileyen ve hatta üçleyen” kitapları nasıl değerlendirebiliriz? Ya da kütüphanenizde bir yeni yıl “düzenlemesi” yapacaksanız...

 

2017’nin öne çıkan 50 romanı

 

SabitFikir’in Aralık sayısı, aynı zamanda artık gelenekselleştiğini söyleyebileceğimiz “yılın öne çıkan 50 romanı” listesini de yayımladığımız sayı. Yetmişe yakın ismin katkılarıyla bu yıl yedincisini hazırladığımız bu listenin de, ardında yatan bellek oluşturma amacına katkıda bulunacağını umuyoruz. 2011 yılından bu yana ortaya çıkan diğer listelere de internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.