Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Kütüphaneni tanımak istiyorsan...




Toplam oy: 106

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz.... Yeni yıl, evet bu anlamda yeni kitaplar demek, ama, yeni yıl hediyesi olarak gelecek her kitap bizim için her zaman yeni kitap olmayabilir! (Bir kitapsever olarak tanındınız artık, yeni yıl hediyesi elbette kitap gelecektir; o elektronik eşyaları, mücevherleri vb unutun!)


“Arkadaşını gerçekten tanımak istiyorsan, onunla yolculuk yap!” Bu özdeyişi biraz değiştirerek söylersek: “Kütüphaneni gerçekten tanımak istiyorsan, taşın!” Özellikle de “kontrolün” bir noktada kaybedildiği bir kütüphaneden söz ediyorsak, taşınma sürecinin birçok sürprize gebe olduğunu iddia edebiliriz... Kendi adıma, gelgitli bir ilişki içinde olduğum kütüphanemi arada bir –“temizlemek” değil– düzenlemek, kaçınılmaz bir iş; en azından daha verimli kullanmak istiyorsam. Dolayısıyla arada bir bazı kitaplardan (mesela ikileyen, hatta üçleyen kitaplardan) –“kurtulmak” değil– vazgeçip onları paylaşmam gerekiyor. Şimdiye kadar hep farklı yöntemlere başvurdum; siz ne yapıyorsunuz?

 

İşte SabitFikir’in yeni sayısında Gökçe Gündüç, bu soruya cevap arıyor. Yeni yıl hediyesi olarak gelecek “ikileyen ve hatta üçleyen” kitapları nasıl değerlendirebiliriz? Ya da kütüphanenizde bir yeni yıl “düzenlemesi” yapacaksanız...

 

2017’nin öne çıkan 50 romanı

 

SabitFikir’in Aralık sayısı, aynı zamanda artık gelenekselleştiğini söyleyebileceğimiz “yılın öne çıkan 50 romanı” listesini de yayımladığımız sayı. Yetmişe yakın ismin katkılarıyla bu yıl yedincisini hazırladığımız bu listenin de, ardında yatan bellek oluşturma amacına katkıda bulunacağını umuyoruz. 2011 yılından bu yana ortaya çıkan diğer listelere de internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kurt Vonnegut’tan söz etmeden 20. yüzyıl Amerikan edebiyatından söz edemezsiniz. 21. yüzyıl yazarlarına gelince, onlar arasında Vonnegut’tan etkilenen öylesine çok yazar var ki, 21. Yüzyıl edebiyatında da onu es geçemezsiniz!

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.