Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Kütüphaneni tanımak istiyorsan...




Toplam oy: 229

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz.... Yeni yıl, evet bu anlamda yeni kitaplar demek, ama, yeni yıl hediyesi olarak gelecek her kitap bizim için her zaman yeni kitap olmayabilir! (Bir kitapsever olarak tanındınız artık, yeni yıl hediyesi elbette kitap gelecektir; o elektronik eşyaları, mücevherleri vb unutun!)


“Arkadaşını gerçekten tanımak istiyorsan, onunla yolculuk yap!” Bu özdeyişi biraz değiştirerek söylersek: “Kütüphaneni gerçekten tanımak istiyorsan, taşın!” Özellikle de “kontrolün” bir noktada kaybedildiği bir kütüphaneden söz ediyorsak, taşınma sürecinin birçok sürprize gebe olduğunu iddia edebiliriz... Kendi adıma, gelgitli bir ilişki içinde olduğum kütüphanemi arada bir –“temizlemek” değil– düzenlemek, kaçınılmaz bir iş; en azından daha verimli kullanmak istiyorsam. Dolayısıyla arada bir bazı kitaplardan (mesela ikileyen, hatta üçleyen kitaplardan) –“kurtulmak” değil– vazgeçip onları paylaşmam gerekiyor. Şimdiye kadar hep farklı yöntemlere başvurdum; siz ne yapıyorsunuz?

 

İşte SabitFikir’in yeni sayısında Gökçe Gündüç, bu soruya cevap arıyor. Yeni yıl hediyesi olarak gelecek “ikileyen ve hatta üçleyen” kitapları nasıl değerlendirebiliriz? Ya da kütüphanenizde bir yeni yıl “düzenlemesi” yapacaksanız...

 

2017’nin öne çıkan 50 romanı

 

SabitFikir’in Aralık sayısı, aynı zamanda artık gelenekselleştiğini söyleyebileceğimiz “yılın öne çıkan 50 romanı” listesini de yayımladığımız sayı. Yetmişe yakın ismin katkılarıyla bu yıl yedincisini hazırladığımız bu listenin de, ardında yatan bellek oluşturma amacına katkıda bulunacağını umuyoruz. 2011 yılından bu yana ortaya çıkan diğer listelere de internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Müslüm filminin başındaki bir sahne, popüler müzik türlerinde yaygın olan şarkıyı yüksek sesle, âdeta bağırarak okuma modasının ve aynı zamanda arabeskin Batı müziğinin ötekisi olarak gösterilmesi durumunun tersine ışık tutuyor gibidir. Öyle ki sanki bu ışık belli olsun diye Müslüm Gürses dinleyicisinin karşısına çıkarken elektrik kesiliyor.

Filmlerinde değişen, kentleşen, modernleşen Japonya’ya dair arka planda sunduğu nefis detaylarla farklı bir sineması var Yasujiro Ozu’nun. “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951) ve “Tokyo Hikâyesi”ni (1953) muhakkak görün isterim. Ama Japon Sineması’nda keşfedilmesi gereken Ozu haricinde de çok nitelikli yönetmenler var. Miyazaki’yi şahane animasyonları vesilesiyle duymuşsunuzdur.

Mizah unsuru çocuklar için vazgeçilmez ve ilgi çekici konuların başında gelir. Okurken kahkaha atmayı sever her çocuk. Tabii bir yazar onu güldürmeyi başarabilirse… Ülkemizde çocuklara kaliteli mizahı edebiyatla harmanlayarak sunan kitap sayısı çok fazla değil. İngiliz yazar David Walliams çocuk kitaplarına mizah katma becerisiyle dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi.

Tavuk tandır aldım tepsiye. Pilav üstü az kuru, lahana sarma, yanına çorba, salata ve ayran.” Bu cümleleri bir bilimkurgu hikâyesinden okuma ihtimaliniz nedir? Müfit Özdeş’i okumadıysanız buna ihtimal vermezsiniz elbette. Ancak okuduysanız bu soruyu sormamın ne kadar abes olduğunu en iyi siz takdir edeceksiniz.

 

Bir kütüphane için sahip olduğu kitapların çeşitliliği, niteliği ve sayısı başlıca gurur kaynağı ama modern kütüphaneler sahip oldukları kitaplardan çok daha fazlası artık; tasarımıyla, teknolojik donanımıyla, sahip oldukları kitap dışı koleksiyonlarıyla, neredeyse bir müze olabilecek denli geniş eserleriyle...

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.