Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Gölgede Kalanlar // Hangi Bond, James Bond mu?




Toplam oy: 840
Oğlak Yayıncılık
Oğlak Yayıncılık
James Bond kitaplarını “prestij” olarak kabul edip yayımlayacak bir yayınevinin ortaya çıkmasını beklemek hakkımız.

Eğer modası geçmiş bir Bond’dan söz etmek gerekiyorsa, sanırım büyük bir çoğunluğun aklına ilk gelen “bond tipi çanta”lar olacaktır. Ne de olsa artık neredeyse kimse taşımıyor o bir zamanların vazgeçilmez sanılan çantalarını. Öte yandan Ian Fleming’in Türkçedeki James Bond kitaplarını göz önünde bulundurduğumuzda, bir başka deyişle “diğer” Bond’un da pek popüler olmadığını söyleyebiliriz; evet Bond’un, James Bond’un...

 

Yakın bir zaman önce, William Boyd tarafından kaleme alınan Solo isimli yeni bir Bond macerası yayımlandı. Tam da Ian Fleming’in ilk orijinal Bond kitabının yayımlanmasının (1953) üzerinden 60 yıl geçmişken... Bu, Fleming ailesinin de bilgisi dahilinde yazılan, “devam romanı” aslında ne bir ilkti ne de göründüğü kadarıyla bir son. (Daha önce de Kingsley Amis, Christopher Wood, John Gardnar, Raymond Benson, Sebastian Faulks ve Jeffery Deaver gibi yazarlarca da Bond kitapları kaleme alınmıştı.) William Boyd’un yeni kitabını klasik bir araba önünde, hostesler eşliğinde, şeffaf bir bond tipi çanta içerisinde tanıttığı haberini birçok yayında okuduk. Boyd’un Solo romanı belki henüz Türkçeye çevrilmiş değil ama daha önceki devam romanlarından bazılarını da Türkçede okumak mümkün; Deaver’ın Tam Yetki, Benson’ın Başka Bir Gün Öl ya da Faulks’un Afyon Çiçeği romanı gibi. Burada da bir sorun yok gibi görünüyor. İlginç olansa, orijinal James Bond kitaplarına ulaşmanın imkansızlığı...

 

 

“Çift sıfırlı”lığın anlamı

“Eğer adam öldürmeye hazırsan Çift Sıfırlı bir numara almak güç değildir. (...) Bunun anlamı yalnızca budur. Öyle özellikle gurur duyulacak bir şey değildir. Çift Sıfır olmamı New York’ta Japon bir şifre uzmanı ile Stockholm’de Norveçli bir ikili ajanın cesetlerine borçluyum. Belki ikisi de iyi insanlardı. Tito’nun öldürttüğü o Yugoslav gibi dünyada esen kasırgaya kapılmışlardı. Bu kafa karıştırıcı bir iştir ama eğer mesleğinse denileni yaparsın.” James Bond, “çift sıfırlı”lığın anlamını bu cümlelerle açıklıyordu serinin ilk kitabı olan Royale Kumarhanesi’nde. İlk kez o meşhur kendini tanıtma cümlesini sarf ettiği, karıştırılmaması yalnızca çalkalanması gereken o özel kokteyline isim bulduğu, sonrasında bir türlü aklından çıkaramayacağı Vesper’la tanıştığı romanda... 1953 tarihli bu romanının ardından Ian Fleming, 1964 yılında hayata veda edene kadar, toplamda 12 roman ve iki öyküde görünür kıldı James Bond’u. Ancak bu karakterin dünya çapında bu kadar popüler olmasının asıl sebebi, hiç kuşkusuz, beyazperde uyarlamaları.

James Bond’u ve elbette “Bond kızı”nı kimin canlandıracağından başlayarak, hangi son model arabanın görünür olacağı, Bond’un ne gibi son teknolojik “oyuncaklar”la oynayacağına, kullanılacak müziğe kadar uzanan geniş bir “ilgi” listesi var James Bond filmlerinin. Fleming’in kitaplarının gölgede kalması kaçınılmaz adeta. Ancak bu durum, Fleming’in orijinal James Bond serisini Türkçede okuma imkanından mahrum kalmamızı gerektirmez sanırım!

 

Türkiye’de, özellikle 60’lı yıllarda art arda, neredeyse soluksuz yayımlanan polisiye romanlar arasında Fleming’in James Bond kitapları da yer almış; hatta hemen hemen hepsi yayımlanmış. Günümüze geldiğimizdeyse, bayrağı 2003 yılında Maceraperest Kitaplar’ın devraldığına tanıklık etmiştik. İlk kitap Royale Kumarhanesi’nin ardından, bir sonraki yıl Öldür ve Yaşa’nın yayımlanmasıyla birlikte Maceraperest Kitaplar’ın tüm seriyi –üstelik kronolojik sıra gözeterek– tamamlayacağını ummuştuk. “İçindekiler” bölümünün 007’yle başlaması ve sayfa numaralarının da başında hep sıfırla kullanılması gibi hoşluklar barındıran seriye, ne yazık ki bu iki kitabın ardından devam edilmedi... (En azından ilk 7 kitap yayımlanabilseydi!) Yayınevinin bu kararı almasında, büyük bir ihtimalle, “yetersiz ilgi”nin de katkısı büyüktür. Ancak yine de, filmlere gösterilen ilginin neden en azından bir kısmının bile romanlara gösterilmediğine hayıflanmak kadar, bu kitapları “prestij” olarak kabul edip yayımlayacak bir yayınevinin ortaya çıkmasını beklemek de hakkımız – ya da seriye kaldığı yerden devam edilmesini...

 

Kitapları “savunmaya” çalışırken, en yeni Bond romanının yazarı William Boyd’un bile çıkıp, “Benim Bond'um Daniel Day-Lewis’tir,” şeklinde bir açıklama yapmasına ise söylenebilecek bir söz yok! Öte yandan, “Sarışın Bond mu olur,” diye şimdiye kadar Daniel Craig’e burun kıvıranlara Pierce Brosnan’ı aratmayacak bir isim gerçekten de Daniel Day-Lewis...

 

 


 

* Görsel Constance Vlahoulis'a aittir.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta