Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

İlhamını edebiyattan alan kurgusal sofralar




Toplam oy: 400

Edebiyatı yemek ve fotoğrafla buluşturan bir proje Fictitious Feasts. Fotoğrafçı Charles Roux edebiyatın yemekle olan ilişkisinden çıkarmış bu oldukça ilginç projeyi ve ortaya kitap sayfalarından fırlayan sofralar çıkmış en nihayetinde. Sofraların karakterlere kattığı sosyal ve kültürel kimliğe de dikkat çeken Charles Roux yazarlar tarafından tasarlanan kurgusal sofraları gerçek dünyaya taşımış ve ortaya oldukça ilginç bir portfolyo çıkarmayı başarmış. İşte o sofralar...

 

Goldilocks ve Üç Ayı - Grimm Kardeşler

 

 

Ulysses - James Joyce

 


Kolera Günlerinde Aşk - Gabriel Garcia Marquez

 


Jane Eyre - Charlotte Brontë

 

 

Sefiller - Victor Hugo

 


Deniz Feneri - Virginia Woolf

 

 

Dönüşüm - Franz Kafka

 


Moby Dick - Herman Melville

 


En Mavi Göz - Toni Morrison

 

 

Sırça Fanus - Sylvia Plath

 


 

Alice Harikalar Diyarında  - Lewis Carroll

 


Don Quixote - Miguel de Cervantes

 


Pippi Uzunçorap - Astrid Lindgren

 

 

Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap - Clive Staples Lewis

 


Carrie - Stephen King

 


Kırmızı Başlıklı Kız - Charles Perrault

 


Heidi - Johanna Spyri

 


 

Oyun Sonu - Samuel Beckett

 


Çavdar Tarlasında Çocuklar - J. D. Salinger

 


Oliver Twist - Charles Dickens

 

 

Kayıp Zamanın İzinde - Marcel Proust

 

 

 

EK

 


 

 

 

Kaynak: www.charlesroux.com

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yu Hua! Onu, bir romanının isminden mülhem modern Çin edebiyatının Kanını Satan Adam’ı olarak isimlendirebiliriz. Zira memleketinden uzaklarda, sürgün hayatı yaşayıp damarlarındaki hınzır hikâyeleri damıtarak yaşaması zor bir iş olsa gerek. Ne de olsa insanlar için kan neyse yazarlar için hayal odur.

 

Kadim zamanlardan beri “yalan” her din, her inanış ve her dünya görüşünce lanetlenmiştir. Tarihte yalanı hoş gören bir kavme denk gelmek mümkün değildir. Yine de insanın olduğu her yerde ve zamanda yalan “kullanılan” bir araçtır. Kimi zaman gerekmese bile yalan söyler insanlar. Yalanın yüzü insana daha sıcak, daha parlak görünür çoğu zaman.

 

Mad Max (2015), kıyamet-sonrası (post-apokaliptik) dünyanın kendi başına bir savaşçısı olan mücadeleci Max’ın muhtelif maceralarından oluşan macera-aksiyon türünde bir video oyunu. Kum altında kalmış havaalanlarından (Underdune), metro istasyonlarına; dağ, vadi diplerinden çok tuhaf yaylalara çeşit çeşit kamplarda efsane arabamız Magnum Opusla geziyoruz.

Çocukluğumun üç senesi Sivas’ın Gürün ilçesinin Çelikhan/Yazyurdu kasabasında geçti. Sekiz ile on yaşlarımdı bunlar. 1982-1985. Bunun öncesinde veya sonrasında köy, kasaba gibi yerlerde yaşamamıştım. Dolayısıyla hayatımın bu üç senesi, bana her zaman olağanüstü gelmiştir. İnanılmaz. Uzak. Yaşanmamış gibi. Ürkütücü. Masalımsı. Büyülü. Zorlu.

Dünya üzerindeki çok az lidere/politik figüre nasip olacak türde bir karizma ve 20. yüzyılı aşacak derinlikte devasa bir etki alanı. Malcolm X adını duyduğum her an içimdeki ateşin harlandığını hissediyorum. Heyecan verici bir kahraman Malcolm. Hakkında sürekli yeni bir şeyler yazılması ve isminin etrafında yanan ateşin hiç sönmemesi ne iyi.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.