Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İyi kitabı kötü kitaptan ayırma rehberi




Toplam oy: 1105

Bir kitabı elinize aldığınızda onun hakkında bir değerlendirmede bulunmak kolay; zor olan, bu değerlendirmenin isabetli olması... Fakat Huffington Post'a göre bunu başarmak da imkansız değil. Öyleyse soralım: Bir kitabın kıymetini bilmeyi nasıl başarırız?

 

Burada kastedilenin yemek kitabı veya kullanım kılavuzları olmadığını hatırlatarak, yardımcı olabilecek beş maddeyi sıralıyoruz:

 

1) Tarih öncesinden kalanlar: Geri gidin; epey bir geri gidin. Destanlarınızı okuyun. Hatta sizin kültürünüze temel olanlarla yetinmeyin; Yunan, Mısır, Sümer, İskandinav... Elinize hangisi geçerse okuyun. Unutmayın ki insanlığın bu en eski öyküleri, insan ırkının belleğini de barındırıyor. Geriye kalan her şey varlığını bu öykülere borçlu. Elinizdeki kitabın bu öykülerden ne kadar etkilendiğini değerlendirmek, her zaman iyi bir başlangıçtır.

 

2) Biraz bilgi...: sahibi olmak iyidir. Burada sanattan anlamanın yolunu bulmaya çalışıyoruz aslında. Halbuki sanat, dinler tarihinden veya felsefeden ayrı düşünülemez. Bu yüzdendir ki sanatın izini Kant'ın yazdıklarında da, Kabala Öğretisi'nde de sürebilirsiniz. Sözün özü, Nietzsche'nin Üstinsanı'nı ya da Budizmin Sekiz Aşamalı Yol Öğretisi'ni kabaca bile olsa bilmek faydalıdır. Elinize bir ansiklopedi alıp Sofie'nin Dünyası'nı okuyun.

 

3) Brokolinizi yiyin: William Shakespeare'in kaleme aldığı her yapıtı okuyun. Klasikleşmiş yazarların (Charles Dickens, Jane Austen, Mark Twain vd) ise en az bir kitabını okuduğunuzdan emin olun. Burada ve bir önceki paragrafta altını çizmek istediğim şey şu: Bir perspektif sahibi olmak, dünya edebiyatının hangi noktaya geldiğini anlamak, elimizdeki kitabın bu kültürün neresinde durduğunu kavramak açısından önemlidir. Üstelik sizi medyanın bilgi bombardımanından, yanıltıcı yönlendirmelerinden korur. Bu yüzden klasikleri brokoliye benzetiyorum. Brokoli sağlıktır.

 

4) İyi hikayeydi, dostum: Hedeflediğiniz noktaya geldiğinizi anlamanın yolu ise kitapların çoğunun artık sizi etkileyememesidir. Bir kitabın neyin iyi yaptığını anlamaya başladıktan sonra kalan her şey yavan gelir. Elbette güncel veya klasik olsun, her zaman keşfedilecek daha birçok iyi kitap olacak. Fakat bir süre sonra bunların arasından sıradan veya kötü olanları ayıklayabilecek ve bunu hangi kriterlere göre yaptığınızı açıklayacak bir kelime dağarcığına sahip olacaksınız ki bu dağarcık o güne kadar okuduğunuz metinlerin bir sonucu olacak.

 

5) Aşırıya kaçmayın: Yazıyı bir uyarıyla noktalayalım. Tutkunuzun kapasitenizi genişletmesine izin verin.  İhtiyacınız olsansa bu yeni yaşam tarzınıza zaman ve emek harcamak. Fakat bu tek kişilik bir uğraş ve sizi asosyalleştirebilir. Bu yüzden kendinizi eve kapatıp, elinize her geçeni okumaktansa listeler yapın, kendinize bir yol haritası hazırlayın. Favori bellediğiniz kitapları zaman zaman tekrar okuyun. Ara sıra sırf eğlenmek için kolay okunan fakat pek de derin olmayan kitapları tercih edin. Kötü olsalar bile, siz kötü olduklarını bildiğiniz sürece, onlardan bir zarar gelmez.

 

 


 

 

GG

 

Görsel: Ezgi Bıçakçı

 

Kaynak: Huffington Post

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Merhaba, Ankit Sethi'nin Huffington Post için yazıdığı bu yazıyı editörümüz Gökçe Gündüç, Türkçeleştirdi. İlginize teşekkürler...

53%
47%

Selamlar, Yazı çok hoş. Yazarı kimdir? Ben göremedim mi acaba? Teşekkürler

33%
67%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Aynı zamanda boksör de olan bir şairdi Arthur Cravan. Fakat itiraf etmek gerekirse ne büyük bir şairdi, ne de çok arzulamasına rağmen sıkı bir boksör olabildi.

 

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.