Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Mutlu Kemikler-2




Toplam oy: 10
Sırlar hayatlarımızdaki hava boşluklarıdır. Boşluklar sıra sıra dizilince o da insanlık. Ben gırtlağımda bir hava boşluğu barındırıyorum. Haliyle insan bir sırdır, boşluktur, çok fazladır ama mühim değildir.

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

 

D-

 

Mevcut gömlekliliğim ziyan olmadan gezdim. Arkadaşlarım olsa onlarla gezerdim. Yoklardı. Bir dükkân kestirdim gözüme. Camlarını taş ile indirdim ve bütün içkileri içtim. Fil büyüklüğünde bir midilli çıktı camlarını kırmış olduğum dükkândan. Bu kadar büyük bu kadar abartılı olmayı gerektiren ne vardı sanki. Midillinin üzerini gırtlağımdan çıkardığım parmağımla işaretledim. Nitekim sırlar hayatlarımızdaki hava boşluklarıdır. Boşluklar sıra sıra dizilince o da insanlık. Ben gırtlağımda bir hava boşluğu barındırıyorum. Haliyle insan bir sırdır, boşluktur, çok fazladır ama mühim değildir.

E-
Bu arada merhaba Allah’ım sizi seviyorum. Ya siz?
F-
Betonun içinde bir telefon çalıyor. Bir de kalp atıyor betonun içinde. Benim kalbim.
G-
Çıplak biri geldi sonra. “Giyinmek istiyorum” dedi. Koşarak uzaklaştı. Peşinden gitsem çıplak birini kovalıyor gibi olurdum. O yüzden koşmadım.
H-
Suyun üzerinde yürürken yüzmeyi bilmediğim aklıma geldi. Ve artık suyun üzerinde yürüyemiyorum. Koşamıyorum da.
I-
Nitekim kanatları olan kadın heykeli. Seni bir gün boyunca her saat sevebilirim fakat uzun vade için söz veremem.
J-
Bunun için belli bir süre yaşamam gerekiyor olabilir.
K-
Deniz beni seyretsin diye karşısında bekledim. Midillinin üzerinde gezdirdiğim parmağımı tekrar gırtlağımdaki hava boşluğuna götürdüm. Sırların yanına.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.