Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Nutku tutulana




Toplam oy: 978

İki yıl önce eski bir gazete patronu bir röportajda hiç kitap okumadığını, okuduğu tek kitabın Tayyip Erdoğan'dan imzalı (!) Kuran-ı Kerim olduğunu söylemişti. Gerçekten çok şaşırmıştım ve buna benzer bir şaşkınlığı geçen ay yine yaşadım.

 

Başbakan Erdoğan dünyaca ünlü yazar Paul Auster’a “Gelsen ne olur, gelmesen ne olur” diye çıkışmış; bir de üstüne eklemişti “cahil” diye… Bu cümlenin "nutuk tutulması" ağır oldu ama hemen gerçekleşmedi ne var ki. İlk duyduğumda hiç umursamadım, epeyce bir süre.

 

 

 

Biliyorum, hepimiz farklı konularda cahiliz. Ama yine de Paul Auster’a cahil diye çemkirilmesini umursayamadım bir süre. Sonra o gazete patronunu düşündüm. Erdoğan ona Kuran-ı Kerim’i verirken içki içmemesini öğütlemiş. O da içkiyi bırakmış. Paul Auster’ı düşündüm; acaba çok içiyor mu? İçse olur, nasılsa cahilin teki… Acaba kütüphanesindeki bütün kitapları okudu mu? Türkiye’ye gelse ne olur, gelmese ne olur… Sonra durdum. Her şey gittikçe saçmalaşıyordu.

 

Başbakan Paul Auster’ı hiç okumamıştı ve tanımıyordu besbelli. Kendisi zamanın birinde Güney Kıbrıs için “Bütün dünya tanımış, ben tanımıyorum desem ne fayda” demişti. Bu geldi aklıma. Peki ya danışmanları da mı tanımıyordu Auster’ı? Kimse de “Pardon sayın başbakanım ama, şimdi bu Amerikalı yazar Paul Auster var ya...” diye de bir cümle kurmadı mı?

 

Amsterdam’da bunları düşünürken buldum kendimi. Orada birileri bize Türkiye’deki sanat ve edebiyat ortamını soracak diye ödüm koptu. Ne diyecektim? Bizim orada Paul Auster’a “Cahil” diyenler, “Atatürk’e çok benziyor, gelsin Atatürk’ü canlandırsın” diyenler ve hatta “gazeteci” diyenler var…

 

Bunlar yetmiyormuş gibi Auster’ın kitabı Kış Günlüğü çok satanlar listesine bir numaraya yükseldi diye; Auster’ı başbakanla polemiğe girerek kitabının promosyonunu yapıyor diyerek suçlayanlar mı dersiniz, yoksa “Zaten Paul Auster kendini tüketmiş, polemiğe bile değmez” diye çemkirenler mi?

 

Hepsi çok saçma… O zaman ben de kendimi bu saçmalığa son vermeye davet ediyor ve yeni bir başlangıç için bu yazıyı üstüne alınanlar için, ayın okuma listesini sunuyorum sizlere.

 

 

 

Amerikan edebiyatına giriş

 

 

 

“Şu hayatta başarılı olmak için, cahil olmak ve kendine güvenmek yeterli” diyen ve asıl mesleği ‘gazetecilik’ olan ‘Amerikalı’ yazar Mark Twain’in Huckleberry Finn'in Serüvenleri adlı kitabı birinci sırada. Çocuk kitabı deyip geçmeyin, Ernest Hemingway “Amerikan edebiyatı bu kitaptan gelir. O kitaptan önce hiçbir şey yoktu. O günden beri de ondan daha iyi bir kitap olmadı” derken biraz abartmış olsa da, Huckleberry Finn'in Serüvenleri’nden bahsediyordur.

 

 

Kendisini okuyanın canına okuyan bir kitap Ses ve Öfke… Değil sadece Amerikan edebiyatı, dünya edebiyatının önemli klasiklerinden biri. Sanıyorum ki “talihsiz” açıklamalarla “talihsiz” bir polemiğin içine giren Paul Auster’ın da sevdiği, saydığı yazarlardan biri.

 

 

Özellikle, "Paul Auster'i okumadım, ben onda daha başka bir kabiliyet keşfettim. Atatürk'e müthiş benziyor. Yani Türkiye zaman zaman Atatürk’le ilgili film çevirmek için birilerini getirirler. Paul Auster, makyajsız aynı Mustafa Kemal Atatürk. Bundan daha iyisini bulamazlar. Bizim tiyatrocular yüzde yüz makyajla bile bu kadar benzemiyorlar. Ben yüzüne bakarak söyledim, yoksa Atatürk’e benzemek mümkün mü?” diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a, ancak bir yandan da söylediğim gibi yazımı üstüne alınanların tümüne önerebileceğim tek bir kitap var. Paul Auster’ın bir oyuncu olmadığını, o taraklarda bezi olmadığını anlaması için çok önemli bir eser, otobiyografik bir çalışma: Kış Günlüğü.

 

Yahudi karakterleri ve anti-semitizm konularını işlemesiyle tanınan Amerikalı yazar Philip Roth'un kendisine Pulitzer Ödülü ve Amerikan Sanat ve Edebiyat Akademisi'nin en saygın ödülü olan altın madalya kazandıran Pastoral Amerika’yı mutlaka okunması gereken bir kitap olarak görsem de eğer ki Nathan Zuckerman’dan sıkılırsanız hemen kitabı elinizden atmanızı öneririm. Yerine ne mi öneririm? Antoine de Saint-Exupery’nin Küçük Prens’inin animasyon film olarak DVD’si.

 

 

İzninizle...

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta