Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Okumanın anksiyeteyle baş etmekteki beş etkisi




Toplam oy: 593

Anksiyete, görülme sıklığı son yıllarda hızla artan bir problem. Özellikle şehir hayatının stresiyle baş etmek zorunda olanlar için anksiyete daha da ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Kalp sağlığından mide sağlığına, birçok hayati organı doğrudan etkileyen anksiyete kimi zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki hayatı kişi için çekilmez kılabiliyor. Anksiyetenin, ne yazık ki, doğrudan bir tedavisi yok. Ancak anksiyeteyle baş edebilmek için türlü yöntemler geliştirmek mümkün elbette. Meditasyon yapabilir ya da uzun yürüyüşlere çıkabilirsiniz. Bir diğer faydalı faaliyet ise kitap okumaktır. Peki kitap okumanın anksiyeteyle baş etmekte ne gibi bir etkisi vardır?

 

1. Okumak kan basıncını düşürür ve fiziksel olarak rahatlamanızı sağlar.

 

Anksiyete ruhsal bir sorundur ama yanında birçok fiziksel belirtiyle ortaya çıkar. Yoğun kasılmalara, mide ve baş ağrılarına, kalp çarpıntılarına sebep olabilir. Hatta anksiyetenin panik atağa evrildiği anlarda kişi kalp krizi geçirmekte olduğunu dahi sanabilir. Kitap okumak işte bu aşamada devreye girer. Kitap okumak kan basıncını düşürür, gerilmiş olan kasları gevşetir ve etkin bir fiziksel rahatlama sağlar.

 

2. Okumak zihninizi kurcalayan sorunlardan bir nebze de olsa uzaklaşmanızı sağlar.

 

Anksiyete özünde henüz çözülememiş problemlerle ilgilidir. Kişi bu problemlere gömüldükçe ve zihninde sürekli olarak bu problemlerle uğraştıkça problem sanal bir biçimde derinleşir ve kişinin gözünde gerçekte olduğundan çok daha çözümsüz ve güç bir hal alır. Okumak problemlerine gömülen kişi için mevcut durumundan uzaklaşmak ve zihnen rahatlamak için iyi bir yoldur. Zira okumak, dikkatinizi mevcut durumdan okuduğunuz şeye yönlendirmenizi gerektirir.

 

3. Okumak beyninizi, kendiniz de dahil olmak üzere, insanlara karşı daha şefkatli olmaya sevk eder.

 

Anksiyete ve utanç çoğu zaman el ele ilerler. Kişi kendini kimi konularda yetersiz bulur ve bu yetersizlik hissi beraberinde maksadını aşan bir özeleştiriyi de getirebilir. Bu yetersizlik hissinin anksiyeteyi tetiklemesi ise oldukça doğaldır. Ancak araştırmalar göstermiştir ki okumak kişinin empati yeteneğini geliştirmektedir. Başkalarının duygularını daha iyi anlayan ve onlara şefkat göstermeyi başarabilen birinin bu becerisini kendi üzerinde de kullanmaması için hiçbir neden yoktur.

 

 

 

4. Okumak size bakış açısı kazandırır; olaylara başka açılardan bakabilmenizi sağlar.

 

Sizin mevcut problemlerinizle doğrudan ilgili olmasalar dahi, başkalarının başından geçen hadiseleri okumak kendinizi başkalarının yerine koymak için oldukça etkili bir yoldur. Bu sayede kendi hayatınıza da başka bir açıdan bakma fırsatı yakalayabilirsiniz. Kurgusal karakterlerin problemleri hakkında kafa yormak kişiye kendi problemlerini çözmekte bir anahtar görevi görebilir.

 

5. Okumak gerilimi azaltarak ve düşünme biçiminizi değiştirerek rahatlamanıza yardımcı olur.

 

Anksiyete çoğunlukla yoğun stresin bir ürünüdür. Stres seviyesini azaltmak anksiyete üzerinde de olumlu etkiler görülmesini sağlayabilir.  Okumak stres seviyesini azaltmakta oldukça etkili bir yoldur. Araştırmalar sadece 6 dakika boyunca bir şeyler okumanın dahi stres seviyesini yüzde 60'a kadar düşürdüğünü göstermiştir.

 

 

Son olarak, okumak elbette tek başına anksiyetenin ilacıdır diyemeyiz. Ancak halihazırda sevdiğimnz bu faaliyet anksiyetenizle başa çıkmanızda size oldukça destek olabilir. İşte kitap okumak için bir neden daha!

 

 


 

 

 

Kaynak: Bustle

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Son birkaç yıldır sanata olan ilgi ülkemizde gitgide artıyor. Bu durumun farkında olan yayıncılar da daha fazla sanat kitabı yayınlıyorlar. Özellikle Batı resmi/sanatı hakkında ülkemizde genel kültür az olduğu için bu alana hitap eden kitapların sayısında ciddi bir artış var.

Edebiyat kelimesinin en büyük talihsizliği zaten biliniyor olması. İnsanların “zaten biliyorum” deyip sözlüklere müracaat etmediği talihsiz kavramlardan biri edebiyat. Hiç okumasak da, elimizden romanlar, öykü kitapları düşmese de edebiyat orada bir yerde aşikâr olarak durur zaten. Edebiyat kelimesinin ilk anlamı ile mecaz anlamı arasındaki tezat ise rahatsız edicidir.

Amin Maalouf, Türkiye’de çok az yazara nasip olabilecek bir sevgi halesiyle sarmalanmış bir yazar. Her kitabı sadece çok okunmakla kalmıyor aynı zamanda edebi çevrelerde tartışılmaya değer görülüyor. Hatta edebi çevrelerin dışına çıkıp düşünce dünyasına da ilham veriyor. Eleştiriler de ardından geliyor tabii ki.

Yeni bir yıl, yepyeni bir yıl… Başlangıçlar önemlidir ve nasıl başlarsan öyle gider. Her pazartesi başladıkların küçük bir adımdır ama ocak ayında yaptığın başlangıçlar daha büyüktür. Geçen yılı unut, kaç yaşında olduğunu da… Pırıl pırıl bir yıl var önünde… 365 gün, 12 ay, 52 hafta, 8.760 saat, 525.600 dakika… Bunları, seni sayılarla sıkmak için söylemiyorum.

Şule Yayınları’ndan çıkan son öykü kitabı Fantastik Şeyler ile okuyucu ile yeniden bir araya gelen Naime Erkovan, edebiyatın toprak sahasına adını ilk olarak Beşinci Düğme ile yazmıştı. Aynı eserinde “Her şey gezegenlerin konumu yüzünden’’ diyordu Erkovan. O sebepten mi yoksa başka nedenle mi bilmem, ama önemli bir mevzu bence de.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.