Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sokaktan // Bozkırınız politiktir efendiler




Toplam oy: 1871
Televizyon haberleri ve gazetelerin yarattığı gündemin ve bunların gündeme bakışının taraflı ve yönlendiren bir yapısı olduğunu düşünüyorum.

Dümdüz bir çizgi çek, bak bozkır. Sonra çizgi yükselecek, bir ovaya denk düşecek, al sana Haymana. Bozkırın ayazında bir ova, ovanın başında bir mahpushane. Haymana Cezaevi'nden Ulucanlar'a bozkırın alameti teğet geçer bu çizgide. Karanfil Sokağı bürokratik olarak anılır, politiktir aslında. Ankara'lı siyasi meseleler üzerine akıl yürütmek için doldurmuş heybesini. Güncel mevzulara temkinliyse de sesinde aynı dizelerin sessizliği: ''Bir dal süzülür mavide/ Al al bir yangın şarkısı/ Bakmayın saksıda boy verdiğine/ kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.''  

 

 

 

Hayatın kendisi politiktir dolayısıyla edebiyatın politik olması doğru ya da yanlış değil doğaldır. Türkiye’nin politika gündemiyse zaten edebiyatı doğrudan etkiliyor. Çünkü edebiyat var olan toplumsal durum üzerinden yeni ürünler yaratır. Bu gerçeklikler sanatçının eserine ya da sanatçıya yansır. Örnek olarak Orhan Kemal ve Vedat Türkali'nin kitapları gösterilebilir. Geçmişte edebiyat belli bir kesimin elindeydi ama şimdi öyle bir şey yok. Edebiyat herkese hitap edebiliyor artık. Politik gelişmeler de kitap olarak daha derinlemesine irdelenebiliyor. 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

Övgü Özdoğan 17 / Öğrenci

 

 

 

 


 

 

 

Pek çok haber bültenini, haber metnini izliyor ve okuyorum.
Bize sunulanlar, öne çıkarılanlar özgün yaşamsal gelişmelerin alt metninden çok da farklı değil. Sadece, siyasal atmosferin biçimlendirdikleri dışa vuruluyor. Yani haberciler hazır olanı haberleştirirken konuyu aile, bekâret, ahlak gibi istenene bağlamakta veya öne çıkarmakta sıkıntı yaşamıyorlar. Üstelik böylece daha az zaman harcamış oluyorlar. Benim için öğretici. Hem mevcut yönetimin toplumdan ne istediğini görüyorum hem de toplumun ahlaki değerlerini.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Dilan İkizoğlu 27 / Ziraat Mühendisi

 

 

 

 


 

 

Türkiye'nin yoğun siyasi atmosferinde edebiyat benim için gündemden kaçış ve kafa dinlemek demek. Sığ olarak gördüğüm siyasi atmosferden kaçmak için edebiyata sığınıyorum. Son dönemde edebiyatın da siyasete her zamankinden daha fazla bulaştığına üzülerek tanık oluyorum. Elbette böyle bir siyasi ortamda bunun böyle olması doğal ama benim tercihim aşk ve polisiye romanlarından yana. Açıkçası yakınlarıma da bu tür kitaplar öneriyorum.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Levent Boz 33 / Alım satım müdürü

 

 

 

 

 

 

Siyaseti elbette televizyondan takip ediyorum. Ancak televizyon haberleri ve gazetelerin yarattığı gündemin ve bunların gündeme bakışının taraflı ve yönlendiren bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Buna karşılık ben siyasi kişiliklerin yazdığı kitapları, günceleri takip ederek onların anılarından olaylara bakmayı daha doğru buluyorum. Örneğin bazı siyasi gelişmeleri Mehmet Baransu'nun Karakutu, Soner Yalçın'ın Şamizdat, Çetin Doğan'ın Ateşi ve İhaneti Gördük kitaplarını okuyarak takip ettim. Bu okumaların bana daha objektif bir bakış açısı kattığını, fikirlerimi daha doğru yönlendirdiğini düşünüyorum.

 

 

 

 


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.