Turgut Uyar'ın ELELE dergisindeki okuma güncesi | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Turgut Uyar'ın ELELE dergisindeki okuma güncesi




Toplam oy: 5
Turgut Uyar
Yapı Kredi Yayınları

Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında Elele dergisinde yayımlanan yazıları, geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitapta bir araya getirilen metinler, İkinci Yeni'nin büyük şairinin o dönemde okuduklarına dair görüşlerini dolambaçsız bir şekilde paylaştığı bir okuma güncesi olarak da görülebilir.

Aynı zamanda, ki belki de yazıları daha mühim kılan bu, Turgut Uyar’ın düzyazıya yer yer yaklaşan şiirlerindeki gibi içini açtığı, satır aralarında, dünyaya dair hassasiyetlerini kendine ait kelimelerle yansıttığı metinler bunlar. O yüzden de, yeni bir Turgut Uyar şiiri bulmuş kadar mutlu oluyor insan bu metinleri okuyunca.





İçinde hangi yazarların bahsi geçmiyor ki; Gabriel García Márquez, José Mauro de Vasconcelos, Elias Canetti, Sevgi Soysal, Oktay Rifat, Adalet Ağaoğlu, Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal, Cemal Süreya, Edip Cansever, Sevim Burak, Nazlı Eray, Orhan Pamuk...

Karşımızdaki şair değil de eleştirmen Turgut Uyar mı? Bunu öne sürmek biraz fazla iddialı olur. Uyar'a soracak olursanız, bu yazılar, bir eleştirmenin dikkatli bakışından ziyade okurda "tat" bırakma amacını taşıyor.

 

Her şekilde, Elele dergisindeki “Okuyalım” adlı köşede çıkmış bu yazıların arasında dolanmak, Uyar’ın güzel kelimeleriyle karşılaşmaya yetiyor.

 

Kitaptan, Nobel Ödüllü Yugoslav yazar İvo Andriç'in Ver Elini Çocukluk adlı yapıtına dair bir bölüm:


"Bir yazarın, daha doğrusu sadece bir yazarın değil bir insanın yaşlılık döneminde çocukluğuna dönmesi, onu anlatmaya çalışması nasıl açıklanır bilemiyorum. Çünkü bunlar çoğu zaman anı olmaktan ötede, çocukluk çevresinin -yaşlı kişi bili ve bilinciyle- yargılanması haline dönüşür. Çok uzakta kalmış sevgiler abartılıyor, korkuluyor, kinler farkına varmadan büyütülüyor, çocuğun çocuk yaşta algıladığı duygular yaşlı ağzı ve kafası ile belki de saptırılıyor. Yaşlı bir insan nasıl yeniden duyabilir, hatta düşünebilir çocukluğunu, duygularını nasıl yeniden yaşayabilir? Artık onun yazdığı çocukluk hele kötü geçmişse, ilendiği, yakındığı, daha doğrusu yeniden yarattığı bir çocukluktur. Çoğu kendisinin çocukluğu değildir. Yazarak kurtulmak istediği bir yaşam dilimidir sanki."

 

 

AB

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Borges hakkında Sonsuz Labirent alt başlığını taşıyan biyografik bir çizgi roman yayımlandı. Bizde daha önce çıkan, Márquez’in hayatının anlatıldığı Gabo’nun (Desen Yayınları, 2015) yazarı Pantoja’nın (d. 1971) senaryosunu yazdığı, genç İspanyol çizer Castell’in (d. 1988) çizdiği albüm, geçtiğimiz yıl İspanyolca yayımlanmıştı.

John Berger ve Selçuk Demirel işbirliğine daha önce Kıyıdaki Adam (1998), Katarakt (2011) ve Duman (2016) gibi kitaplarla tanık olmuştuk.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.