Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Zor Zamanlar İçin Bir Nefes Molası: İnsaniyet Namına




Toplam oy: 25
İnsaniyet Namına bütün bir bakışla değerlendirildiğinde şu yaşadığımız karmaşık zaman diliminde insana bir soluk aldırıyor ve yön gösteriyor. Gösterdiği yön ise insanın ta kendisi, sıradan ve gerçek insanın…

Gökhan Ergür bir şair ve psikolog. İlk şiir kitabı Üzüntüden çıktıktan (2016) 3 sene sonra, genel itibariyle İtibar, Lacivert ve Kültür Gündemi’nde neşrettiği düzyazılarını da topladı. Profil Kitap’tan çıkan kitabın ismi İnsaniyet Namına. Tam da ismiyle müsemma bir kitap. İnsanın hem sosyal hem kişisel hem de psikolojik hayatına dair ne varsa psikolog birikimi ve şair nezaketiyle kaleme almış Gökhan. Hâlihazırda Lacivert Dergi’de yayınladığı yazılarının ilk okuru ve editörü olarak kitabı tahlil etmek benim için zor olmadı. Her yazısında yeni bir ışık yakıyor insanda. Bu ışığı kitabı iki bölüme ayırmış olmasından da anlıyoruz. İlk bölümün adı “Yara”, ikinci bö­lümün adı “Şifa.” Önce çağımız insanını neyin yaraladığını, ne gibi sorunlar yaşadığını, ne gibi sebeplerle bu sorunları yaşadığını tespit ve tahlil ediyor. Psikoloji bilimine ne denli hâkim olduğunu bu yazılarda görüyoruz.


Gökhan Ergür’ün bu zamana kadar yazılarında tespit etti­ğim kritik noktalar; sokak, çocukluk, sıradan insanın hayatı gibi kavramların aslında insanın ruhunda ne denli büyük yer ettiğini göstermesi. Özellikle çocukluğuna dair anlattığı hikâyelerden birini gözyaşlarıyla okuduğumu hatırlıyorum. “Yorgun Çocukluk: Tatilya ve Abdülkadir Geylani” yazısı. Yazıdan bir pasaj şöyleydi: “O perşembe akşamı babam koltukta, önündeki sehpada Uyanış Yayınevi’nin 1987 yılında bastığı Abdulkadir Geylânî’nin Sohbetleri isimli kitabı. Aile üyeleri halının üzerine dizilmişiz, ellerim dizlerimde. Başlıyor babam okumaya: ‘Elli ikinci sohbet; Ey ahâli! Allah’a koşu­nuz. Allah’a ilticâ ediniz. İnsanlardan, dünyadan, kısacası Allah’tan gayrı ne varsa hepsinden kaçınız. Allah’a sığınınız. Zahiren onlarla olunuz fakat kalplerinizle Allah’a yöneliniz. O’na bağlanınız.’ Gözlerimden pıtır pıtır yaşlar dökülüyor o an yorgun ellerime, sanıyorlar ki babamın ağzından çıkan sözlere ağlıyorum, aslında bütün yaz Tatilya’ya gitme haya­liyle gece gündüz çalışıp o hayali babası tarafından elinden alınmış birçocuğun kırık kalbine ağlıyorum, hepsi bu...”Yazının tamamını okuduğunuzda bir çocuğun bütün kırgın­lıklarını bulabiliyorsunuz ve sizi tutup en hassas noktanızdan yakalıyor. Kalakalıyorsunuz. Kırıklıklarla dolu bir çocukluk geçirmişseniz mutlaka anlayacaksınız. 


Yara ve şifa 

Sadece çocukluğa dair değil, yetişkin insanlara dair de birçok tespit var Ergür’ün yazılarında. Teknoloji ile sınanan insan, ailelerin yaşadığımız çağda karşılaştığı problemler, şehirleşme, kişiler arası ilişki vs. Bununla birlikte kitabın “Şifa” adlı ikinci bölümünde, ilk bölümde tespit edilen sorunlara dair bütüncül bir bakışla yazılmış, ayağı yere basan tespitler ve çözüm önerileri var. Yine “Şeyhim bana Prozac Verdi” adlı yazısında son yıllarda sıkça karşılaştığımız kişisel gelişim uzmanları ve kişisel gelişim dalına karşı yine geleneksel tasavvufun ne denli önemli olduğunu yerinde ve ciddi tespitlerle anlatıyor.

 

İnsaniyet Namına kitabını ciddi kılan en önemli unsur başta söylediğim gibi hem psikolog hem şair kimliğiyle birlikte alıntı yaptığı bilim adamları, şairler, yazarlar, mısralar, filmler, müzikler gibi birçok unsur. Bütün bir bakışla değerlendiril­diğinde şu yaşadığımız karmaşık zaman diliminde İnsaniyet Namına insana bir soluk aldırıyor ve yön gösteriyor. Gösterdi­ği yön ise insanın ta kendisi, sıradan ve gerçek insanın… 

 

 

İNSANIYET NAMINA
Gökhan Ergür

PROFIL KITAP 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yaklaşık 500 yıl önce; 20 Eylül 1519’da İspanya’dan 5 gemi ve 265 kişi ile yola çıkılıp, 3 yıl sonra 6 Eylül 1522’de 1 gemi ve 18 kişiyle geri dönülerek dünya tarihi yeniden yazılmıştı. Çünkü “başlangıçta baharat vardı!”

 

Türkiye’de Japonya denildiğinde akıllara kültüre dair sayısız başlık gelse de Japonya son yıllarda edebiyat alanında da adından sıkça söz ettirir hale geldi. Japon edebiyatına artan ilgi edebi alanda üretimi beraberinde getirdi ve bu başlık altında çok sayıda kitap, makale vs. yazımını mümkün kıldı.

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.