Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Zor Zamanlar İçin Bir Nefes Molası: İnsaniyet Namına




Toplam oy: 4
İnsaniyet Namına bütün bir bakışla değerlendirildiğinde şu yaşadığımız karmaşık zaman diliminde insana bir soluk aldırıyor ve yön gösteriyor. Gösterdiği yön ise insanın ta kendisi, sıradan ve gerçek insanın…

Gökhan Ergür bir şair ve psikolog. İlk şiir kitabı Üzüntüden çıktıktan (2016) 3 sene sonra, genel itibariyle İtibar, Lacivert ve Kültür Gündemi’nde neşrettiği düzyazılarını da topladı. Profil Kitap’tan çıkan kitabın ismi İnsaniyet Namına. Tam da ismiyle müsemma bir kitap. İnsanın hem sosyal hem kişisel hem de psikolojik hayatına dair ne varsa psikolog birikimi ve şair nezaketiyle kaleme almış Gökhan. Hâlihazırda Lacivert Dergi’de yayınladığı yazılarının ilk okuru ve editörü olarak kitabı tahlil etmek benim için zor olmadı. Her yazısında yeni bir ışık yakıyor insanda. Bu ışığı kitabı iki bölüme ayırmış olmasından da anlıyoruz. İlk bölümün adı “Yara”, ikinci bö­lümün adı “Şifa.” Önce çağımız insanını neyin yaraladığını, ne gibi sorunlar yaşadığını, ne gibi sebeplerle bu sorunları yaşadığını tespit ve tahlil ediyor. Psikoloji bilimine ne denli hâkim olduğunu bu yazılarda görüyoruz.


Gökhan Ergür’ün bu zamana kadar yazılarında tespit etti­ğim kritik noktalar; sokak, çocukluk, sıradan insanın hayatı gibi kavramların aslında insanın ruhunda ne denli büyük yer ettiğini göstermesi. Özellikle çocukluğuna dair anlattığı hikâyelerden birini gözyaşlarıyla okuduğumu hatırlıyorum. “Yorgun Çocukluk: Tatilya ve Abdülkadir Geylani” yazısı. Yazıdan bir pasaj şöyleydi: “O perşembe akşamı babam koltukta, önündeki sehpada Uyanış Yayınevi’nin 1987 yılında bastığı Abdulkadir Geylânî’nin Sohbetleri isimli kitabı. Aile üyeleri halının üzerine dizilmişiz, ellerim dizlerimde. Başlıyor babam okumaya: ‘Elli ikinci sohbet; Ey ahâli! Allah’a koşu­nuz. Allah’a ilticâ ediniz. İnsanlardan, dünyadan, kısacası Allah’tan gayrı ne varsa hepsinden kaçınız. Allah’a sığınınız. Zahiren onlarla olunuz fakat kalplerinizle Allah’a yöneliniz. O’na bağlanınız.’ Gözlerimden pıtır pıtır yaşlar dökülüyor o an yorgun ellerime, sanıyorlar ki babamın ağzından çıkan sözlere ağlıyorum, aslında bütün yaz Tatilya’ya gitme haya­liyle gece gündüz çalışıp o hayali babası tarafından elinden alınmış birçocuğun kırık kalbine ağlıyorum, hepsi bu...”Yazının tamamını okuduğunuzda bir çocuğun bütün kırgın­lıklarını bulabiliyorsunuz ve sizi tutup en hassas noktanızdan yakalıyor. Kalakalıyorsunuz. Kırıklıklarla dolu bir çocukluk geçirmişseniz mutlaka anlayacaksınız. 


Yara ve şifa 

Sadece çocukluğa dair değil, yetişkin insanlara dair de birçok tespit var Ergür’ün yazılarında. Teknoloji ile sınanan insan, ailelerin yaşadığımız çağda karşılaştığı problemler, şehirleşme, kişiler arası ilişki vs. Bununla birlikte kitabın “Şifa” adlı ikinci bölümünde, ilk bölümde tespit edilen sorunlara dair bütüncül bir bakışla yazılmış, ayağı yere basan tespitler ve çözüm önerileri var. Yine “Şeyhim bana Prozac Verdi” adlı yazısında son yıllarda sıkça karşılaştığımız kişisel gelişim uzmanları ve kişisel gelişim dalına karşı yine geleneksel tasavvufun ne denli önemli olduğunu yerinde ve ciddi tespitlerle anlatıyor.

 

İnsaniyet Namına kitabını ciddi kılan en önemli unsur başta söylediğim gibi hem psikolog hem şair kimliğiyle birlikte alıntı yaptığı bilim adamları, şairler, yazarlar, mısralar, filmler, müzikler gibi birçok unsur. Bütün bir bakışla değerlendiril­diğinde şu yaşadığımız karmaşık zaman diliminde İnsaniyet Namına insana bir soluk aldırıyor ve yön gösteriyor. Gösterdi­ği yön ise insanın ta kendisi, sıradan ve gerçek insanın… 

 

 

İNSANIYET NAMINA
Gökhan Ergür

PROFIL KITAP 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kelimelerle ilişkimi şöyle tarif edebilirim; ‘Kelimelerin kalbi’ne şiir yazarak girmek... Tanpınarca söylersem ben de önce kelimeleri öğreniyorum, sonra da yaşadıkça anlamlarını. Ve şu: Bazı kelimeleri işaret ettikleri şeyden daha çok seviyorum.

 

 

 

 

Sinik Bir Başkaldırı: Edebiyat Ehlileştirilmeye Karşı


İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir.

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.