Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Zor Zamanlar İçin Bir Nefes Molası: İnsaniyet Namına




Toplam oy: 11
İnsaniyet Namına bütün bir bakışla değerlendirildiğinde şu yaşadığımız karmaşık zaman diliminde insana bir soluk aldırıyor ve yön gösteriyor. Gösterdiği yön ise insanın ta kendisi, sıradan ve gerçek insanın…

Gökhan Ergür bir şair ve psikolog. İlk şiir kitabı Üzüntüden çıktıktan (2016) 3 sene sonra, genel itibariyle İtibar, Lacivert ve Kültür Gündemi’nde neşrettiği düzyazılarını da topladı. Profil Kitap’tan çıkan kitabın ismi İnsaniyet Namına. Tam da ismiyle müsemma bir kitap. İnsanın hem sosyal hem kişisel hem de psikolojik hayatına dair ne varsa psikolog birikimi ve şair nezaketiyle kaleme almış Gökhan. Hâlihazırda Lacivert Dergi’de yayınladığı yazılarının ilk okuru ve editörü olarak kitabı tahlil etmek benim için zor olmadı. Her yazısında yeni bir ışık yakıyor insanda. Bu ışığı kitabı iki bölüme ayırmış olmasından da anlıyoruz. İlk bölümün adı “Yara”, ikinci bö­lümün adı “Şifa.” Önce çağımız insanını neyin yaraladığını, ne gibi sorunlar yaşadığını, ne gibi sebeplerle bu sorunları yaşadığını tespit ve tahlil ediyor. Psikoloji bilimine ne denli hâkim olduğunu bu yazılarda görüyoruz.


Gökhan Ergür’ün bu zamana kadar yazılarında tespit etti­ğim kritik noktalar; sokak, çocukluk, sıradan insanın hayatı gibi kavramların aslında insanın ruhunda ne denli büyük yer ettiğini göstermesi. Özellikle çocukluğuna dair anlattığı hikâyelerden birini gözyaşlarıyla okuduğumu hatırlıyorum. “Yorgun Çocukluk: Tatilya ve Abdülkadir Geylani” yazısı. Yazıdan bir pasaj şöyleydi: “O perşembe akşamı babam koltukta, önündeki sehpada Uyanış Yayınevi’nin 1987 yılında bastığı Abdulkadir Geylânî’nin Sohbetleri isimli kitabı. Aile üyeleri halının üzerine dizilmişiz, ellerim dizlerimde. Başlıyor babam okumaya: ‘Elli ikinci sohbet; Ey ahâli! Allah’a koşu­nuz. Allah’a ilticâ ediniz. İnsanlardan, dünyadan, kısacası Allah’tan gayrı ne varsa hepsinden kaçınız. Allah’a sığınınız. Zahiren onlarla olunuz fakat kalplerinizle Allah’a yöneliniz. O’na bağlanınız.’ Gözlerimden pıtır pıtır yaşlar dökülüyor o an yorgun ellerime, sanıyorlar ki babamın ağzından çıkan sözlere ağlıyorum, aslında bütün yaz Tatilya’ya gitme haya­liyle gece gündüz çalışıp o hayali babası tarafından elinden alınmış birçocuğun kırık kalbine ağlıyorum, hepsi bu...”Yazının tamamını okuduğunuzda bir çocuğun bütün kırgın­lıklarını bulabiliyorsunuz ve sizi tutup en hassas noktanızdan yakalıyor. Kalakalıyorsunuz. Kırıklıklarla dolu bir çocukluk geçirmişseniz mutlaka anlayacaksınız. 


Yara ve şifa 

Sadece çocukluğa dair değil, yetişkin insanlara dair de birçok tespit var Ergür’ün yazılarında. Teknoloji ile sınanan insan, ailelerin yaşadığımız çağda karşılaştığı problemler, şehirleşme, kişiler arası ilişki vs. Bununla birlikte kitabın “Şifa” adlı ikinci bölümünde, ilk bölümde tespit edilen sorunlara dair bütüncül bir bakışla yazılmış, ayağı yere basan tespitler ve çözüm önerileri var. Yine “Şeyhim bana Prozac Verdi” adlı yazısında son yıllarda sıkça karşılaştığımız kişisel gelişim uzmanları ve kişisel gelişim dalına karşı yine geleneksel tasavvufun ne denli önemli olduğunu yerinde ve ciddi tespitlerle anlatıyor.

 

İnsaniyet Namına kitabını ciddi kılan en önemli unsur başta söylediğim gibi hem psikolog hem şair kimliğiyle birlikte alıntı yaptığı bilim adamları, şairler, yazarlar, mısralar, filmler, müzikler gibi birçok unsur. Bütün bir bakışla değerlendiril­diğinde şu yaşadığımız karmaşık zaman diliminde İnsaniyet Namına insana bir soluk aldırıyor ve yön gösteriyor. Gösterdi­ği yön ise insanın ta kendisi, sıradan ve gerçek insanın… 

 

 

İNSANIYET NAMINA
Gökhan Ergür

PROFIL KITAP 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Şöyle diyor Tolstoy: “Her edebi eser, iki türden birine aittir; ya bir kahraman yola çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” Hikâyeleri bambaşka saiklerle türlere ayıran birçok edebi otorite olmasına rağmen (Booker, Thomas, vb.) Tolstoy’un söylediğine pek az kişi karşı çıkabilir. Herman Melville’in Redburn kitabı da bir yola çıkış hikâyesi.

Tüm edebi eserlerin kısa olması gerektiğine inanan ve bunu ‘şiirselliğe’ saygı olarak nitelendiren Edgar, 1838’de kaleme aldığı Nantucket’li Arthur Gordon Pym’in Öyküsü adlı kitabının başına gelenleri bilse ne yapardı peki acaba?

“At” dendiğinde benim aklıma tarihin görkemli sayfaları, cenk meydanları, rüzgâr gibi akıp giden süvarilerle birlikte Yahya Kemal’in; “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” dizeleri gelir.

 

Doğunun son birkaç yüzyıldır tarih sahnesinden çekilip deyim yerindeyse tatile çıktığını söyleyen Daryush Shayegan’a göre; Rönesans’ın başlattığı süreç beraberinde getirdikleriyle -bir çeşit “Asyalılık” kimliğiyle tanımladığı- Doğuluları “yaralı bilinç”lere dönüştürmüştür.

Sanırım anne babaların günümüzde en çok dertlendiği ve sıkıntı çektiği konuların başında çocuklarının teknoloji ile bağımlılık derecesindeki ilişkisi geliyor. Çocuklarının önündeki ekrandan başını kaldırarak doğal bir şeylerle uğraşmasını arzulamak her büyüğün en masum isteklerinden birisi olmaya başladı.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.