Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

“Ve nihayet işte gene buradayız”



Toplam oy: 112
Dino Buzzati // Eren Cendey
Can Yayınları
Kısa anlatılar, birkaç sayfalık öyküler, günlük parçaları, felsefi düşünceler, taslaklar, tarihi hikayelerin anakronik yorumları ve anılardan mürekkep yüz elli altı mikro metin...

Büyülü gerçekçilik denince akla ilk gelen yazarlardan olan Dino Buzzati’nin yüz elli altı mikro metinden oluşan Tam O Anda kitabı, geçtiğimiz günlerde Eren Cendey’in harika çevirisiyle yayımlandı. Yaklaşık altmış parçacıktan oluşan ilk hali 1950 yılında yayımlanan kitap, Buzzati’nin zaman içindeki eklemeleriyle ve ölümünün ardından karısı Almerina’nın bulduğu dosyadaki yeni metinlerle birlikte nihai halini almış. Lorenzo Vigano’nun giriş yazısından, Buzzati’nin kitabın kurgusu için nasıl titizlendiğini, bir araya getirdiği parçaların tutarsız ve tekdüze bir yeküne ulaşmaması için nasıl denemeler yaptığını, hatta ana temasının “geçen zaman” olduğunu düşündüğü kitap için uygun bir ad bulmakta nasıl zorlandığı ve kitabın adının birkaç kez değiştiğini öğreniyoruz.

“Ve nihayet işte gene buradayız, hep aynıyız; bir kesinti, bir çatlak olmadı; gencecikken uğruna koşu tutturduğumuz hedef nokta hep bir sonraki gün oluyordu. Mutlu olduğumuzu sandığımız o eski dönemlere bizi bağlayan saatlerin ara vermeyen akışıydı bunlar. Üstelik günlerin o zamanlar pembe ya da uçuk maviyken şimdi boz bulanık olduğu da doğru değil, hatta hemen hep aynılar; öyle bir haldeler ki insan içinde olunca hiç de özelmiş gibi durmuyorlar ama dışarıdan, geçmişte kaldığı yere bakıldığında gizemli bir şekilde ışıldıyorlar.”

Kısa anlatılar, birkaç sayfalık öyküler, günlük parçaları, felsefi düşünceler, taslaklar, tarihi hikayelerin anakronik yorumları ve anılardan mürekkep yüz elli altı mikro metinden oluşan Tam O Anda, bir Buzzati kılavuzu olarak da değerlendirilebilir. İkinci Dünya Savaşı’nın ertesindeki karanlık ve karamsar yıllarda yazılan metinler Buzzati’nin siyasi görüşlerine, hayata bakışına, çevresiyle ilişkisine, algı biçimine, kişisel muhasebesine dair ipuçları veriyor.

Birbiriyle hayli bağlantısız gibi görünen bu metinler Buzzati’nin nefis kurgusu sayesinde ortak bir ritimde ve duyguda buluşuyor. Yazarın sıkı takipçilerinin bildiği üzere Buzzati’nin diğer eserlerinde de önemli bir yer tutan “geçen zaman” ve “bekleyiş” temaları bu kitapta da baskın. Tatar Çölü’nde genç teğmen Giovanni Drago’nun unutulmuş bir kalede asla gelmeyecek bir düşmanı ömrünü tüketircesine bekleyişi, Bir Aşk’ta melankolik âşık Dorigo’nun sevgilisinden merhamet görmek için umutsuzca bekleyişi gibi bu mikro metinlerde de belirsiz geleceği bekleyiş, ölümü bekleyiş, zamanın akışının değişmesini bekleyiş ve bu bekleyişin getirdiği yılgınlığın verdiği ruh hali kendini hissettiriyor.

Tam O Anda, Dino Buzzati’nin yarattığı bütün evrenlerin giriş kapısı.

 

Görsel: Dilem Serbest

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Ali Işık üçüncü öykü kitabını neşretti: Uzaklık Yaralar. Özellikle ikincisine göre bu kitabının postmodern uygulamalar anlamında daha “seyrelmiş” olduğunu gördüm. Görece daha serbest, daha sade bir anlatıma sahip Uzaklık Yaralar.

 

Yayın dünyasıyla ilişkiniz nasıl başladı?

 

İlk, orta, lise, üniversite eğitim hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır tarih. Zaten Türk olanın, Türkiye’de yaşayanın öyle ya da böyle tarih bahsi, tarih bilinci ya da tarih tartışması içermeyen bir hayatı olabilir mi?

Köpekler İçin Gece Müziği’nin ilk baskısı Can Yayınları arasından 2014’te çıkmış. Yeni baskısıysa, Ocak 2020’de Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bu arada üç baskı yapmış kitap. Faruk Duman dikkat çeken bir romancı… Köpekler İçin Gece Müziği’nin okuyucu üzerinde negatif etkiye neden olduğu söylenebilir. Roman bitince okuyucu merak içinde kalıyor. Bu arada epey hırpalandığını da düşünüyor.

Doksanlı yıllarda şiir hakkında yaptığım okumalarda “imge” kavramı farklı bağlamlarda o kadar çok karşıma çıkmıştı ki 2000’lerin başında bir arkadaşım bana “İmge nedir?” diye sorduğunda “Bilmiyorum” demekten başka çarem kalmamıştı. İmge, simge, eğretileme kavramlarının birbirleri yerlerine kullanımına çok şahit olmuştum mesela.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta