Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Bir avuç meczup



Toplam oy: 17
Birol Bayram
İş Bankası Kültür Yayınları

Mizahın ve yalakalık yapmayan, yani gerçek karikatürün, itinayla tu kaka edilmeye başlandığı bugünlerde, elimizden ağız dolusu eleştiri ve güldürüyü almaya yeltenenler var. Haybeye uğraştıklarını söylemek gerekiyor mu, bilinmez. Onlar tüm ucubeliğiyle ortalıkta fink atadursun, mizahı cesaretle savunanlar da yoluna devam ediyor. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz Birol Bayram.

 

Yüz Çizgileri kitabıyla çizgi ve yazıyı kaynaştırmayı başaran, kitaptaki kahramanların (ya da portrelerin), aslında her dem yanı başımızda durduğunu ya da durabileceğini kanıtlıyor. Hatta okura “Bu kitaptaki insan hikâyeleri İstanbul’da geçiyor, kişilerin ve olayların, gerçek kişi ve olaylar veya kurumlarla hiçbir ilgisi yoktur, birisi dışında!” diyerek ufak yollu ve yanıtı belli bir bilmece de sunuyor.

 

Dört yanımızı saran kart papazlardan tutun da melankolik ve çekinik kişiliklere, eve tıkılıp eşini delirtmek üzere olan reklamcı eskilerine, balkonuna Hint keneviri döşeyen asosyallere kadar bir dolu kayık insanla, hem kitapta hem de Bayram’ın dediği gibi İstanbul’da karşılaşmanız mümkün.

 

Yüz Çizgileri’ni karıştıranlar kendilerince favori tipler yakalayabilir. Affa sığınarak bir iki tane sıralayayım: Örneğin Okan Yılmaz; “arka plan adamı” Yılmaz, sorumluluk alamayan sinik kontrbasçı. Alemde “takma ismi bile olmayan” ve “kuyruksuz bir kediyle yaşayan” adam.

 

Öbürü “halkla ilişkiler kraliçesi” Semiramis. Telefonlara dahi kendisinin baktığı bir şirketi var. “Çapkın” ve çocuğunu yurt dışında okutuyor. Mangal uzmanı bir kocaya ve aslında “her şeye” sahip Nurhayat Birsen’i de pas geçmeyelim.

 

Pasaj plakçısı, karışık kasetin isim babası ve “çok bilen abi” Hoca Cengiz de aynı kaba edenlerden. Heavy Metal tişört işindeki başarısızlığı yüzünden kubura gömülen kaybedenlerden anlayacağınız.

 

Ses sistemlerine meraklı ama evde kurduğu müzik sistemlerinin kalitesinden memnun olmayan, şofben zehirlenmesinden ve çıplak şekilde ölü bulunmaktan korktuğu için üzerinde kıyafetle yıkanma gibi “önemsiz” bir takıntı geliştiren Gökhan’a da kucak dolusu selam.

 

Kitap, seç-beğen-al kişiler geçidi. Bayram’ın mizahi kitabı için şöyle okkalı bir laf etmek gerekirse, her ne kadar yazar-çizerimiz sayfalardakilere gerçek dışı dese de, Yüz Çizgileri, İstanbul'un insan tipolojisinden bir tutam sunuyor.

 

Bir de soru: Metinler mi çizgileri doğurmuş, yoksa çizgiler mi yazıyı tetiklemiş? Size hangisi yakın geliyorsa artık…

 

Yüz Çizgileri, dümbelek gibi gergin yüzlere birebir. Biraz kırışıklık yaratabilir ama olsun varsın. Gülmeyeceksek neden yaşıyoruz ki?..    

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun