Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Bir insanın kaç hayat hikayesi vardır?



Toplam oy: 38
Tayfun Serttaş
Aras Yayıncılık

Osep Minasoğlu, İstanbul Samatya'da, 26 Şubat 1929'da doğmuş. Ermeni cemaatinden bakkaliye toptancısı babası hayattayken iyi sayılabilecek bir hayatları varmış. Minasoğlu, anaokulunu İtalyan Rahibe Okulu'nda bitirmiş. O sıralarda babasını kaybetmiş. Evin büyüğü olarak ağabeyi aileyi sahiplenmiş. Osep’e adeta babalık yapmış. Saint Benoit Fransız Lisesi'ne devam ederken ilk felaketi, Varlık vergisi’ni yaşamışlar. Aile tüm mal varlığını kaybetmiş. Liseyi son sınıfta terk eden Osep’in fotoğraf merakı kolayca iş bulmasına yaramış. Beyoğlu'ndaki Kodak şirketinde çalışmaya başlamış. Samatya’da kendi işyerini, Stüdyo Paris’i açmış. İşleri yoluna girerken ikinci felaket, 6-7 Eylül olayları olmuş. Çalıştığı Kodak şirketi de, kendi dükkanı da yerle bir edilmiş. İstanbul’da çalışma ortamı bulamayan Minasoğlu da bir yolunu bulup Paris'e gitmiş. Paris’te fotoğrafçılığın inceliklerini öğrenmiş. Altı yıl çalıştıktan sonra İstanbul'a dönmüş ve dönemin en büyük fotoğraf stüdyosunu Stüdyo Osep’i kurmuş. Fotoğrafçılıktaki tüm gelişmeleri yakından takip etmiş. İlk otomatik baskı makinelerini, ilk diyapozitifleri, ilk renkli baskıyı Türkiye'ye getirmiş. Beyoğlu’ndaki stüdyosunda Yeşilçam'ın ünlü isimlerinin fotoğraflarını çekmiş. Reklam fotoğrafçılığının ilk sanatçılarından olmuş. Çok para kazanmış. 12 Eylül askeri darbesi ile üçüncü büyük felakete uğramış, her şey tersine dönmüş. Terör, sokağa çıkma yasakları, kapanan iş yerleri, grevler işlerini olumsuz etkilemiş. Aldığı yanlış kararların da etkisiyle kısa sürede tüm mal varlığını kaybetmiş. Fotoğraf makinesiyle başbaşa kalmış. Eski dostların küçük yardımlarıyla yaşamaya çalışırken hayatına bir melek girmiş. Onlarca yıl önce tanıştığı Matmazel Maya İsviçre’den çıkıp gelmiş, Osep’i bulmuş ve ona yardım elini uzatmış. Osep’in hayatının son demlerinde sığınacağı küçük bir odası, az da olsa düzenli bir geliri olmuş.

“Stüdyo Osep” kitabının yayınlanması ise bir tesadüfe dayanıyor. On yıl kadar önce, o zamanlar antropoloji öğrencisi olan Tayfun Serttaş’la bir otobüs durağında tanışıyorlar. Osep, beş parasız yola düşen Tayfun Serttaş’a bir otobüs bileti veriyor. Ve Tayfun Serttaş bu bir anlık tanışmada hemen ilgisini çeken bu tuhaf adamın izini sürüyor. On yıllık bir çalışmanın sonucunda Stüdyo Osep (Aras Yay.) kitabı, bir sergi ve bir video çalışması ortaya çıkıyor.
"Stüdyo Osep" kitabı, "Biyografi", "Retrospektif" ve "Tanık" başlıklı üç ana bölümden oluşuyor. Kitapta, Samatyalı bir Ermeni aileden gelen Osep Minasoğlu'nun aile yaşantısı, 1915, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül gibi tarihsel dönüm noktalarının yanı sıra, bir stüdyo fotoğrafçısı olarak yaptığı çalışmalardan örnekler de yer alıyor. 70’li, 80’li yılların Beyoğlu ve Yeşilçam’ını yansıtan, portreleriyle ve mizansenli fotoğraflarıyla birlikte Osep Minasoğlu’nun hayat hikayesi de anlatılıyor. 

Tayfun Serttaş'ın Osep Minasoğlu'nun 90 yıllık hayatını fotoğrafçı ve İstanbullu bir azınlık mensubu olarak iki yönden anlatıyor. Çocukluk yılları ve ailesi ile ilişkileri dışında özel hayatını ise sadece bir kez, iflas gittiği yıllarda birlikte yaşadığı sevgilisi Claudia ile ilişkisi ekseninde kısaca anlatıyor. Sonuçta kitap, bir döneme tanıklık etmiş bir fotoğrafçıya ve kaybolmakta olan eserlerine yeniden dikkati çekmek amacında olduğu için bu durum normal karşılanabilir, ama “Tanık” başlıklı bölümde kendi ağzından hayat hikayesini anlattığı videonun yazıya dökülmüş halini ve Fatih Özgüven’in kitaptaki yazısını okuyunca Osep Minasoğlu’nun “Parisli Amca” yönünün, yani oldukça renkli olduğu anlaşılan özel hayatının, aşk ve ilişkilerinin kitaba yansıtılmadığını, böylelikle üç boyutlu bir hayatın bir yanının tamamen eksik bırakıldığını anlıyoruz. Osep Minasoğlu’nun bu yönünün hayatının gelişiminde önemli bir rolü olduğunu, hayatının bazı dönüm noktalarını etkilediğini düşünüyorum. Tabii ki sanatçının eserlerine odaklanan bir kitaptan çok özele girmesini bekleyemeyiz ama sanatını etkilediği yerlerde mahremiyetten de söz edilebilirdi.
“Stüdyo Osep” bize Cumhuriyet tarihinin önemli dönüm noktalarını yaşamış, ondan etkilenmiş bir sanatçının hayat hikayesini anlatırken Türk sinema ve eğlence hayatının bir dönemine de fotoğraflarla tanıklık ediyor. Tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun