Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Bitmeyen can pazarı



Toplam oy: 84
Giulio Galli // Çev. Güliz Akyüz Yıldırım
Yakamoz Yayınları
Giulio Galli imzalı İtalyan gerilim/polisiye serisi Issız Ada'nın ikinci kitabı Son Hedef, özellikle güçlü yan karakterleriyle dikkat çekiyor.

Gerilim türünü sevenlerin alışık olduğu belli ritimler vardır. Sayfalar boyu süren kovalamaca ve/veya gizemi, bulmaca misali çözme süreci. Sürekli yüksek seviyede tutulan adrenalin duygusu; hikayenin en önemli yerlerinde okuru bekleyen ters köşeler; olay nihayete vardığı zaman yaşanan rahatlama... Tess Gerritsen’den Paul Cleave’e, Jo Nesbo'ya kadar bu unsurlarla yaratılmış bir tempo ile karşılaşırız. Zaten okuyucunun bu türü tercih etmesinin asıl nedeni, karakter ile birlikte hikayenin bir parçası olup, katilden kaçma ya da suçluları kovalama hissinin yarattığı heyecan duygusudur.


Saydığım tüm özellikleri yerli yerinde kullanan, başladığı andan itibaren okuyucuyu hikayeden koparmayan ve bittiği zaman tamamlanmışlık hissi yaşatan bir kitaptan bahsedeceğim. Giulio Galli’nin imzasını taşıyan Son Hedef -genelde Amerikalı ve İskandinav yazarların tekelinde görülen- polisiye-gerilim türünde bir macera için bizi İtalya’ya götürüyor.

 

 

Kod adı Silver


Harry Miller adlı genç ve gelecek vaat eden bir elektronik mühendisi katıldığı bir reality şov sonunda kendisini ölümle burun buruna bulur. Zira şovun kendisi tüm katılımcıların ölmesi üzerine kurgulanmıştır. Bir dizi olay sonunda, hayatta kalan tek isim, sözünü ettiğimiz organizasyonun sonunu getirecek tanık durumuna düşer. Hal böyleyken kendisine gerçekten ölümcül bir düşman edinir. Kitabımız bu düşmanın tekrar harekete geçtiği noktadan başlıyor. Harry tehditlere karşı tedbir amacıyla koruma talep eder. Talebi cevap bulur ve altı kişilik bir koruma ekibiyle hayatına “Silver” kod adıyla devam eder. Tahmin ettiğimiz, görmeyi beklediğimiz şekilde gelişen olaylar neticesinde ana karakterimizi sürekli bir can pazarı içinde görürüz. “Lady Nightmare” kod adıyla tanıdığımız katil intikam almaya kararlıdır. Bir yandan da çok büyük bir suç organizasyonu kurmakla meşguldür...


Bir romanın kurgusu çok iyi olabilir; hikayesi ağzınızı açıkta bırakabilir; farklı bir şey denenmiş ve başarı sağlanmış olabilir; ancak karakterleri başarıyla ele alınmadığı müddetçe okuyucunun tatmin edici bir hisle sayfaları çevirmesi zorlaşır.


Son Hedef bu noktada ana karakterden çok yan karakterleri ile dikkat çekiyor. Harry Miller ya da Silver hem iş hem de duygusal anlamda başarısız olmuş, amaç ve tutku yoksunu bir hayat sürüyor. Pasif, ne yapması gerektiğini sürekli birilerinin söylemesi gereken bir kişilik sergiliyor. Beklentileri aşmıyor, herhangi bir sürprizi yok. Kitabın kurban kısmı için ideal ancak empati kurmayı istemeyeceğiniz türden bir karakter. Ondan ziyade, koruması rolündeki karakterlerin canlı olduğunu, “yaşıyor hissi” verdiklerini söylemek mümkün. Öte yandan, kitabın sac ayaklarından biri olan suçlu karakteri güzel işlenmiş.  “Kötü karakterimiz” gizemli, saplantılı, güçlü. Çok fazla ortalarda görünmese de sorun yok.

 

 

Bitcoin hadisesi


Kitabın kapağını açtığımızda bir önsöz ile karşılaşıyoruz. Tecrübeli bir polis muhabiri tarafından yazılan bu bölümde dikkat çeken detaylar, teknolojik gelişmelerin suç dünyasındaki etkisi ve dijital para birimi Bitcoin ile ilişkişi. Üretildiği bir merkez bankası, bağlı olduğu herhangi bir devlet ya da otorite olmayan bir para biriminden söz ediyoruz. İlk ortaya çıktığı günden beri, Bitcoin’in derin internet dediğimiz ortamda işlenecek suçlara finansman sağlamak için birinci tercih olacağı konuşuluyordu. Söylentilerin bir kısmı gerçek olmuş, 2013 yılında Silk Road adlı internet sitesi bu nedenle kapatılmıştı. Bu kitap içerisinde de kendisine yer bulduğunu gördüğümüz Bitcoin hadisesi, yazarın mevcut gündeme ve teknolojiye kayıtsız kalmadığının işareti. Giulio Galli, kurguladığı hikayeyle uyumlu bir ticaret/finans dünyası yaratmış. İyi bir kitap yazmak için dersine çalışmış olması memnun edici.

 

Son Hedef, Galli'nin Issız Ada serisinin ikinci kitabı; ancak okurken hiçbir yarım kalmışlık hissi yaşanmadığını söylemeliyim. Galli, önceki eserine doğru yerlerde referans vererek okuma aşamasında herhangi bir sorun çıkmasının önüne geçmiş. Nihayetinde Son Hedef gerilim ve benzeri türlerde okuma yapmayı sevenler için sezona uygun, yüksek tempolu bir eser. Sık kullanılan tabirle “tatil kitabı” diyebileceğimiz bir roman bu ve harcadığınız zamanın karşılığını size veriyor. Serinin ilk  halkasını okumamış olsanız bile, yaratılan anlatı dünyasına buradan giriş yaparak keyifli dakikalar geçirebilir ve devam kitabını beklemeye koyulabilirsiniz.

 

 


 

 

 

Görsel: Murat Miroğlu

 

 

 


 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Neil Gaiman’ın çağımızın hikâye anlatıcıları için bir tür süperstar olduğunu söylemek sanıyorum yanlış olmaz. En azından konu fantastik kurgu olduğunda türün pek çok gediklisi bu tanıma itiraz etmeyecektir.

Hollandalı Rönesans ressamı Pieter Bruegel; hayatı boyunca yer yer karanlık, düşündürücü ve etkileyici işleriyle öne çıkan, sanat tarihinde oldukça önemli yer edinmiş, usta diye addedilen bir isim. Çalışmaları arasında, zamanın ve mekânın ötesine geçen, günümüzde hâlâ adından söz ettiren birçok resim var ve bunlar edebiyattan sinemaya birçok eserin de esin kaynağı oldu.

 

“Velhasıl, diyeceğim o ki Tanrı’nın oğlunun ete kemiğe bürünmesindeki bereketin üstünden bin üç yüz kırk sekiz sene geçtikten sonra, İtalya’nın diğer tüm güzelliklerini gölgesinde bırakan muhteşem Floransa’ya ölümcül veba çıkageldi.”

 

Connell fakir bir genç. Üstelik annesi hoşlandığı kadının, Marianne’in evinde çalışıyor. Connell’ın Marianne’le ilişkisi, Connell’ın kendi kendine koyduğu yasaklarla sınırlandırılmış durumda; çünkü Connell,–Y kuşağının asla izlemediği– olasılıkla ailesinin evinde rastladığı, soap-opera’lardan gördüğü kahramanlardan öğrendiklerini tekrarlıyor.

“Her yerde olduğu gibi Fransa’da da bir artistin eserleri Bila kaydü şart hürmet görmesi için vefat etmiş olması lazımdır” diyor Fikret Mualla, Semiha Berksoy’a yazdığı bir mektupta.

 

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.