Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Çünkü artık yazmanın tadını almıştır



Toplam oy: 132
Grazia Deledda // Çev. Leyla Tonguç Basmacı
Kolektif Kitap
İmkanların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendisini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler...

“O gün Cosima edebiyat öğretmeninin on dersinde öğrendiğinden çok daha fazla şey öğrendi. Meşenin dişli yaprağını pırnalın mızraksı yaprağından, sığırkuyruğunun kokulu çiçeğini tarla sarmaşığının çiçeğinden ayırt etmeyi öğrendi.” Hayatı böyle öğrenir Cosima; birinin ona bir çiçeği tarif ederek öğretmesindense, o çiçeğe dokunarak öğrenmeyi tercih eder. Henüz küçük bir çocukken anlar izlemenin, dokunmanın, temas etmenin hayatın ta kendisi olduğunu. Meraklı gözlerle etrafı seyrederken, dünyayla beraber dönen her şeyi anlamlandırmaya çalışır. Doğayı izler Cosima, sanki biri kulağına fısıldamış, hayatı boyunca ona eşlik edecek en geçerli bilgilerin doğanın kalbinde gizli olduğunu söylemiştir. Yüreğini ve aklını dolduran ve duygularını coşturan bu gerçekleri ona kim öğretebilirdi ki? Elbette hiç kimse! Biri ona bunları anlatabilirdi, ama hissettiklerini ona kim yaşatabilirdi?


Zengin ve soylu bir aileden gelen meraklı ve duygusal bir kızdır Cosima. Tutucu bir toplumda büyümeye çalışır, akranlarının aksine okuma ve yazmaya da çok meraklıdır. Çocukluk dönemini bağnaz uyarılar ve hiçbir mantıklı nedeni olmayan ailevi tepkilerle geçirir. Naif ve sakin tavrıyla herkes tarafından sevilen Cosima, meraklı yanını hiçbir zaman gizlemez ve her zaman o merakın peşinden gider. Hayata olan merakı, duygusal yanına coşku sağlar... Ve bir gün içindeki duyguları daha fazla tutamayıp yazmaya başlar. Yüreğindeki geniş coşkuyu, yetersiz kelime dağarcığıyla kağıda döker. Yazdıkça rahatlar ve rahatladıkça yazar. Hayata gelme amacı buymuş gibi yazar, hayatın tek anlamı buymuş gibi...  Kısa bir öyküsü o dönemin bir moda dergisinde yayımlanır. Yazdıkları cüretkar şeylerdir. Öyküsünün dergide yayımlandığını duyan ve okuma yazma bilmeyen iki kadın akrabası, günahkar ve lanetlenmiş olduğunu düşündükleri kadınların resimlerinin bulunduğu derginin sayfalarını yakarak etrafa dehşet saçarlar. Bu aynı zamanda Cosima’ya da bir gözdağıdır.


Bir süre sonra yazdığı bir kitap yayımlanır, işte o zaman daha büyük bir tepkiyle karşılaşır Cosima. Üzerine iftiralar, rezil varsayımlar, ahlaksız kehanetler yağar. Ama tüm bunlara rağmen pes etmez ve yazmaya devam eder o. İçindekileri yazma konusunda hiçbir şey onu durdurmaz, çünkü artık yazmanın tadını almıştır, kelimelerin ve cümlelerin sahip olduğu anlamların içine karışmıştır. Yazdıkça başka dünyalara girdiğini, yaşadığı bu rezil dünyadan uzaklaştığını görür. Tüm bunlara rağmen, yazmayı bırakması mümkün müdür?


Cosima’nın yazarlık macerası, Grazia Deledda’nın yazarlık macerasıyla paralellik taşıyor. Yılmadan usanmadan bildiğini yapmaya ve yazmaya devam eder. İnsanların onun yaptıkları ya da yazdıkları hakkında ne düşündüğüyle çok fazla ilgilenmez Cosima. Çünkü içinden yazmak gelir, bunun karşısında kim durabilirdi ki? Hayat ona meraklı ve yetenekli bir zihin vermiştir ve o da kendisine bahşedilen bu yeteneği sonuna kadar kullanarak yazmayı seçer. İmkanların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendisini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler, Grazia Deledda’nın bu otobiyografik romanında masal diliyle okurların karşısına çıkıyor.

 

 

 


 

 

Görsel: Türksen Kızıl

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Şiirde, mimaride, edebiyatta, hatta musikide sanatın en yüksek örnekleriyle bütünleşen dini tecrübe, sanki sinema sanatı söz konusu olduğunda o cömert ilhamlarını esirgemiş gibidir.

Bir şiirin içinde tarihler geçiyorsa, şiirle tarih arasında kurulması elzem bağları hatırlarım ilk elde. Tarihsiz şiir de, şiirsiz tarih de muhaldir. Bilincimizin dehlizlerinde iki fiyakalı dedektif gibi dolaşır her ikisi de. Birini diğerinden ayırmak ne derece mümkün? Türkçenin tarihi şiirimizin de tarihi değil midir bir bakıma? Bu bağı nerede aramalı?

20. yüzyıl - kaotik bir dönem

 

Ah Özgürlük, ah Özgürlük,

Ah Özgürlük, üzerimde benim!

Köle olmadan önce ben

Mezarıma gömüleceğim,

Ve eve Rabbim’e dönüp özgür olacağım!

 

Selim Baki’nin “Kısa Camel”ı

 

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.