Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Çünkü artık yazmanın tadını almıştır



Toplam oy: 62
Grazia Deledda // Çev. Leyla Tonguç Basmacı
Kolektif Kitap
İmkanların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendisini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler...

“O gün Cosima edebiyat öğretmeninin on dersinde öğrendiğinden çok daha fazla şey öğrendi. Meşenin dişli yaprağını pırnalın mızraksı yaprağından, sığırkuyruğunun kokulu çiçeğini tarla sarmaşığının çiçeğinden ayırt etmeyi öğrendi.” Hayatı böyle öğrenir Cosima; birinin ona bir çiçeği tarif ederek öğretmesindense, o çiçeğe dokunarak öğrenmeyi tercih eder. Henüz küçük bir çocukken anlar izlemenin, dokunmanın, temas etmenin hayatın ta kendisi olduğunu. Meraklı gözlerle etrafı seyrederken, dünyayla beraber dönen her şeyi anlamlandırmaya çalışır. Doğayı izler Cosima, sanki biri kulağına fısıldamış, hayatı boyunca ona eşlik edecek en geçerli bilgilerin doğanın kalbinde gizli olduğunu söylemiştir. Yüreğini ve aklını dolduran ve duygularını coşturan bu gerçekleri ona kim öğretebilirdi ki? Elbette hiç kimse! Biri ona bunları anlatabilirdi, ama hissettiklerini ona kim yaşatabilirdi?


Zengin ve soylu bir aileden gelen meraklı ve duygusal bir kızdır Cosima. Tutucu bir toplumda büyümeye çalışır, akranlarının aksine okuma ve yazmaya da çok meraklıdır. Çocukluk dönemini bağnaz uyarılar ve hiçbir mantıklı nedeni olmayan ailevi tepkilerle geçirir. Naif ve sakin tavrıyla herkes tarafından sevilen Cosima, meraklı yanını hiçbir zaman gizlemez ve her zaman o merakın peşinden gider. Hayata olan merakı, duygusal yanına coşku sağlar... Ve bir gün içindeki duyguları daha fazla tutamayıp yazmaya başlar. Yüreğindeki geniş coşkuyu, yetersiz kelime dağarcığıyla kağıda döker. Yazdıkça rahatlar ve rahatladıkça yazar. Hayata gelme amacı buymuş gibi yazar, hayatın tek anlamı buymuş gibi...  Kısa bir öyküsü o dönemin bir moda dergisinde yayımlanır. Yazdıkları cüretkar şeylerdir. Öyküsünün dergide yayımlandığını duyan ve okuma yazma bilmeyen iki kadın akrabası, günahkar ve lanetlenmiş olduğunu düşündükleri kadınların resimlerinin bulunduğu derginin sayfalarını yakarak etrafa dehşet saçarlar. Bu aynı zamanda Cosima’ya da bir gözdağıdır.


Bir süre sonra yazdığı bir kitap yayımlanır, işte o zaman daha büyük bir tepkiyle karşılaşır Cosima. Üzerine iftiralar, rezil varsayımlar, ahlaksız kehanetler yağar. Ama tüm bunlara rağmen pes etmez ve yazmaya devam eder o. İçindekileri yazma konusunda hiçbir şey onu durdurmaz, çünkü artık yazmanın tadını almıştır, kelimelerin ve cümlelerin sahip olduğu anlamların içine karışmıştır. Yazdıkça başka dünyalara girdiğini, yaşadığı bu rezil dünyadan uzaklaştığını görür. Tüm bunlara rağmen, yazmayı bırakması mümkün müdür?


Cosima’nın yazarlık macerası, Grazia Deledda’nın yazarlık macerasıyla paralellik taşıyor. Yılmadan usanmadan bildiğini yapmaya ve yazmaya devam eder. İnsanların onun yaptıkları ya da yazdıkları hakkında ne düşündüğüyle çok fazla ilgilenmez Cosima. Çünkü içinden yazmak gelir, bunun karşısında kim durabilirdi ki? Hayat ona meraklı ve yetenekli bir zihin vermiştir ve o da kendisine bahşedilen bu yeteneği sonuna kadar kullanarak yazmayı seçer. İmkanların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendisini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler, Grazia Deledda’nın bu otobiyografik romanında masal diliyle okurların karşısına çıkıyor.

 

 

 


 

 

Görsel: Türksen Kızıl

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Adalet Ağaoğlu’nun eylülde Everest’ten çıkan kitabı Düşme Korkusu adını taşıyor. Bir kitabın ismi içeriğinden bağımsız olabilir, Gülün Adı buna güzel bir örnektir; bazı isimler içeriğe dair ipucu verebilir, bazıları ise tamamen o isim üzerine inşa edilebilir. Düşme Korkusu son gruptan.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Birçok edebiyatçı intiharı temalaştırıp yazı ve şiirlerinde kullanmış ama bazıları onu metnin dışına taşıyarak bizzat tecrübe etmiştir. Ölümün sınır uçlarında gezinen ve kendi iplerini kendi kalemleriyle çeken bu edebiyatçılar yazdıkları metinlerle, arkalarında bıraktıkları notlar ve şiirlerle boğazda kalan bir düğüm gibi atılıyor hayatın sayfasına.

 

Edebiyat ödülleri, ister ulusal olsun ister uluslararası, daima tartışmalarla örülü bir ağın içindedir. Çünkü roman, öykü, şiir, kurmaca hatta edebiyatın ta kendisi dahi yüzde yüz objektif bir bakış açısıyla değerlendirilecek, teraziye konulup tartılacak, laboratuvara sokulup incelenecek şeyler değil.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.