Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Dikkat, spoiler!



Toplam oy: 96
Christopher Golden // Çev. Cihan Karamancı
İthaki Yayınları
Yazılarda eğer illa bir özet sunmak gerekiyorsa, sonu üç nokta ile biten merak uyandırıcı bir cümleyle bitirilir paragraflar. Peki ama böyle bir durumda, söz konusu romanın hangi noktasına kadar hikayesini anlatmaya iznimiz vardır?

Televizyon dizileri, hayatımıza böylesine etkili bir şekilde girdiğinden beri, sıklıkla rastladığımız bir uyarıyı burada da yapmak gerekiyor: Dikkat, bu yazı spoiler içerir! Ama yine de bir çeşit “izin alınmış” bir spoiler bu; “ağır” bir spoiler diyemeyiz!

Ağrı Dağı’nı etkileyen şiddetli bir deprem, dağın güneydoğu yamacında daha önce orada olmayan büyük bir mağaranın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Daha doğrusu, 4 bin metre yukarıda bir gemi enkazının... (Evet, bunun Nuh’un Gemisi olduğuna dair iddialar da peşi sıra geliyor tabii ki.) Ve bu gelişme, daha önceki bir tırmanışta dost oldukları yerel rehber Feyiz aracılığıyla maceracı çiftimiz Meryem ve Adam’ın (isimlerin altını özellikle çizelim!) kulağına gidiyor. Bir çift olarak atıldıkları maceraları, çoğu kimsenin eşiyle yapmak bir yana tek başına bile cesaret edemeyeceği işlere birlikte kalkışmalarını konu alan kitap serisinin yazarları olarak elbette bu “olay” onların ağzını sulandırır ve evlilik dahil bütün planlarını erteleyip Londra’dan Türkiye’ye doğru yola çıkarlar.

 

Bir ekip oluşturulur. Adam ile Meryem önderliğinde arkeologlar, akademisyenler, dağ rehberleri ve hükümet görevlileri bu gizemli gemiye doğru Ağrı Dağı’na tırmanmaya başlarlar. Orada buldukları ise tüm ekibi dehşete düşürecektir: bir tabut ve içinde, boynuzlara sahip korku verici bir ceset! Tuhaf olaylar, esrarı çözmeye çalışırken tipi nedeniyle mağarada mahsur kalan ekibin peşini bırakmaz. İlk cinayet işlendiğinde ve yalnız olmadıklarını anladıklarında ise artık çok geçtir: Karşılaştıkları kötülük, yalnızca onları değil, tüm insanlığı tehdit etmektedir...

Yazılarda eğer illa bir özet sunmak gerekiyorsa, sonu üç nokta ile biten merak uyandırıcı bir cümleyle bitirilir paragraflar. Peki ama böyle bir durumda, söz konusu romanın hangi noktasına kadar hikayesini anlatmaya iznimiz vardır? Örneğin yukarıdaki özet, yaklaşık 300 sayfalık Ağrı Dağı romanının yarısına kadar geliyor neredeyse! Ama bu aynı zamanda kitabın arka kapağıyla paralel ilerleyen bir özet; diğer bir deyişle, “izin alınmış” bir spoiler aslında... “Konuyu bilmek önemli değil, önemli olan nasıl anlatıldığı.” Bu cümle de maalesef geçerli değil Christopher Golden’ın romanı için; dolayısıyla, biraz ileri “sarıp” başlamakta pek bir sakınca yok gibi görünüyor. Sonraki sayfalarda, temponun giderek arttığı hikaye ise türün meraklılarının ilgisini çekecektir. (Hakkında yazılanlara bakılırsa; hikayesini öykü formatına uygun görenler de olmuş, bir sinema filmi olarak görmek isteyenler de...) Ne de olsa karşımızda, yakın bir zaman önce açıklandığı gibi, Dracula’nın yazarı Bram Stoker anısına korku türündeki en iyi eserlere verilen ödüllerde “en iyi roman ödülü”nü kazanmış olarak duruyor Ağrı Dağı.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bir şiirin içinde tarihler geçiyorsa, şiirle tarih arasında kurulması elzem bağları hatırlarım ilk elde. Tarihsiz şiir de, şiirsiz tarih de muhaldir. Bilincimizin dehlizlerinde iki fiyakalı dedektif gibi dolaşır her ikisi de. Birini diğerinden ayırmak ne derece mümkün? Türkçenin tarihi şiirimizin de tarihi değil midir bir bakıma? Bu bağı nerede aramalı?

20. yüzyıl - kaotik bir dönem

 

Ah Özgürlük, ah Özgürlük,

Ah Özgürlük, üzerimde benim!

Köle olmadan önce ben

Mezarıma gömüleceğim,

Ve eve Rabbim’e dönüp özgür olacağım!

 

Selim Baki’nin “Kısa Camel”ı

 

“Hayatım insanları haberdar kılmak için hesaplanmış bir vecizedir”

 

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.