Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Dikkat, spoiler!



Toplam oy: 86
Christopher Golden // Çev. Cihan Karamancı
İthaki Yayınları
Yazılarda eğer illa bir özet sunmak gerekiyorsa, sonu üç nokta ile biten merak uyandırıcı bir cümleyle bitirilir paragraflar. Peki ama böyle bir durumda, söz konusu romanın hangi noktasına kadar hikayesini anlatmaya iznimiz vardır?

Televizyon dizileri, hayatımıza böylesine etkili bir şekilde girdiğinden beri, sıklıkla rastladığımız bir uyarıyı burada da yapmak gerekiyor: Dikkat, bu yazı spoiler içerir! Ama yine de bir çeşit “izin alınmış” bir spoiler bu; “ağır” bir spoiler diyemeyiz!

Ağrı Dağı’nı etkileyen şiddetli bir deprem, dağın güneydoğu yamacında daha önce orada olmayan büyük bir mağaranın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Daha doğrusu, 4 bin metre yukarıda bir gemi enkazının... (Evet, bunun Nuh’un Gemisi olduğuna dair iddialar da peşi sıra geliyor tabii ki.) Ve bu gelişme, daha önceki bir tırmanışta dost oldukları yerel rehber Feyiz aracılığıyla maceracı çiftimiz Meryem ve Adam’ın (isimlerin altını özellikle çizelim!) kulağına gidiyor. Bir çift olarak atıldıkları maceraları, çoğu kimsenin eşiyle yapmak bir yana tek başına bile cesaret edemeyeceği işlere birlikte kalkışmalarını konu alan kitap serisinin yazarları olarak elbette bu “olay” onların ağzını sulandırır ve evlilik dahil bütün planlarını erteleyip Londra’dan Türkiye’ye doğru yola çıkarlar.

 

Bir ekip oluşturulur. Adam ile Meryem önderliğinde arkeologlar, akademisyenler, dağ rehberleri ve hükümet görevlileri bu gizemli gemiye doğru Ağrı Dağı’na tırmanmaya başlarlar. Orada buldukları ise tüm ekibi dehşete düşürecektir: bir tabut ve içinde, boynuzlara sahip korku verici bir ceset! Tuhaf olaylar, esrarı çözmeye çalışırken tipi nedeniyle mağarada mahsur kalan ekibin peşini bırakmaz. İlk cinayet işlendiğinde ve yalnız olmadıklarını anladıklarında ise artık çok geçtir: Karşılaştıkları kötülük, yalnızca onları değil, tüm insanlığı tehdit etmektedir...

Yazılarda eğer illa bir özet sunmak gerekiyorsa, sonu üç nokta ile biten merak uyandırıcı bir cümleyle bitirilir paragraflar. Peki ama böyle bir durumda, söz konusu romanın hangi noktasına kadar hikayesini anlatmaya iznimiz vardır? Örneğin yukarıdaki özet, yaklaşık 300 sayfalık Ağrı Dağı romanının yarısına kadar geliyor neredeyse! Ama bu aynı zamanda kitabın arka kapağıyla paralel ilerleyen bir özet; diğer bir deyişle, “izin alınmış” bir spoiler aslında... “Konuyu bilmek önemli değil, önemli olan nasıl anlatıldığı.” Bu cümle de maalesef geçerli değil Christopher Golden’ın romanı için; dolayısıyla, biraz ileri “sarıp” başlamakta pek bir sakınca yok gibi görünüyor. Sonraki sayfalarda, temponun giderek arttığı hikaye ise türün meraklılarının ilgisini çekecektir. (Hakkında yazılanlara bakılırsa; hikayesini öykü formatına uygun görenler de olmuş, bir sinema filmi olarak görmek isteyenler de...) Ne de olsa karşımızda, yakın bir zaman önce açıklandığı gibi, Dracula’nın yazarı Bram Stoker anısına korku türündeki en iyi eserlere verilen ödüllerde “en iyi roman ödülü”nü kazanmış olarak duruyor Ağrı Dağı.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

1970’lerde Tutunamayanlar yayımlandığında edebiyat kamuoyunda derin bir sessizlikle karşılanmıştı. Bunun nedenleri epeyce tartışıldı ancak şurasını hatırlatmakta fayda var: Kalbi bu dünya için fazla hassas olanların sayıca artıp toplumda daha görünür olduğu dönemler ile Oğuz Atay’ın kitabının tanınıp bilinirliği arasında doğrudan bir ilişki var.

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.