Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Dönence Ayetleri



Toplam oy: 1164
Henry Miller
Siren Yayınları
Bu yazıyı edepsizce okuyun. Öyle ki yanınızdakiler "edep yahu" demekten kendini alamasın. Yengeç avlamaya gidiyoruz çünkü dönence ayetlerine.

Şeytan ayetlerini bilir misiniz? Gerçekten mi? Size arzunun ve budalalığın ayetlerinden bahsedeceğim. Size zevkin acıya şevkle dönüşmesinin sultalarını sıralayacağım. Sizin anneniz bir melek mi? Bu yazıyı bir sansür ihtarnamesi olarak da okuyabilirsiniz öyleyse. Cinsellik politik bir erdemdir. Tembellik biraz daha radikali. İçmek, tembellikten de hallice. Reddetmek mi? Sınırların kavşağı. Sınırların kavşağına frensiz dalan adam ve kadınlar iyi ki var. İyi ki varlıklarından çok yazarlar. Ne ülkeleri, ne birileri ne de kendileri için sadece yazmak gerektiği için yazarlar. Bu yazıyı edepsizce okuyun. Öyle ki yanınızdakiler "edep yahu" demekten kendini alamasın. Yengeç avlamaya gidiyoruz çünkü dönence ayetlerine.

 

 

 

Miller'lardan Henry Valentine. Bir kitap yazdı ve yirminci yüzyılın küresel ahlakı, ‘yedi iklim beş kıta’ korkuyla titredi. Bir kitap ikizi, bir devam filmi, ‘müstehcenliğe karşı ama açıklıktan yana’ bir insanlık tragedyası; Yengeç Dönencesi ile Oğlak Dönencesi. Paris, New York hattında boşvermişliğin farkındalığının otobiyografisi. Paris'te biten bir paliomarinin ardından aşklar, bocalama ve olamama hesaplaşması. New York'ta Beat kuşağının ilk tınıları, bir bohem saltanatı. Sansür resmi geçidinin başa bela muzır tefrikası.

 

 

 

 

 

 

 

 

Miller'ın Paris'e on dolar ile gelip on yıl yaşadığı, "Oldukça bol zamanım vardı, ama harcayacak tek meteliğim yoktu" diye iç geçirdiği yıllarının tanığı Yengeç Dönencesi 1934'te Fransa'nın Obelisk Yayınevi tarafından yayınlandı. Bu Yengeç Dönencesi için sonun başlangıcına da işaret ediyordu. Kitap yazarın kendi vatanı Amerika'da yasaklandı. Amerika, İngiliz, Kanada gümrüklerinde yıllarca olunmaz bir suç aleti gibi valizlerde didik didik arandı.

 

 

 

1964 yılında hakkında açılan davalardan beraat edene kadar Amerika'da cadı avının en korkulu arzu nesnelerinden biri oldu. Bunu hak edecek kadar tutkuluydu: "Beni hayati olarak ilgilendiren tek şey var artık, o da kitaplarda bugüne kadar yazılmamış olan her şeyi kayda geçirmek."

 

 

 

 
Yengeç Dönencesi açık saçık anlatımı gerekçesiyle Türkiye'de de yıllarca yayınlanmadı. Türkiye'de yayınlanma vakti, cinselliği de devrimlerinin bir parçası olarak dönüştürmeyi düşleyen ‘çiçek çocukları'nın son demine denk geldi. Kitap 1971 Ocak'ında Taç Kitapları tarafından Zehra Enger çevirisi ile yayınlanabildi. Parantez Yayınları tarafından Avi Pardo çevirisiyle tekrar yayınlanana kadar aradan 23 yıl geçmesi gerekecekti. Bu uzun sürenin nedeni zıt dönencesi ve eş kitabı Oğlak Dönencesi'nin 1985 yılında Erdal Öz tarafından yayınlanmasının ardından toplatılması olabilirdi. Oğlak Dönencesi'nin bazı kısımları sansür kurulu tarafından müstehcen adledilerek kitap yasaklandı. 1988 yılında 39 yürekli yayınevinin buna cevabı kitabı müstehcen olan kısımlarını ayrıştırarak ortaklaşa basmak oldu. Can Yayınları, 1995 yılında Miller'ın doğumunun yüzüncü yılı için yaptığı yeni baskısında bu ebedi eserin Türkiye'deki yasaklanma ayıbını da kalıcı kılacaktı. Kitabın ‘cinsel içerikli’ olduğu gerekçesiyle yasaklanmasına neden olan tümceler siyah bantla karartılarak yayınlanacaktı.

 

 

 

 

 

 

 

Yeni baskısı yapılmayan ve sahaflarda bulmanın da güçleştiği sansürlü kitabın yayıncısı Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Zeynep Çağırıyor, konu ile ilgili olarak, bir yazarın bütün kitaplarına yer vermeyi ilke edindiklerini, Henry Miller'ın telif haklarının farklı yayınevlerine dağılmış olması sebebiyle de yazarı yayın listesinde tutamayacaklarına karar verdiklerini, Oğlak Dönencesi'nin yeni baskılarını da bu sebeple yapamayacaklarını kaydetti. Dönencenin zıt kutbuna dair mutlu haber ise Siren Yayınları'ndan geldi. Bir zamanlar tüm dünyada sadece elden ele gizlice okunabilen, Türkiye'de Parantez Yayınları'nca 2004 yılında yapılan ikinci farklı baskısı da tükenen Yengeç Dönencesi, Siren Yayınları'nca yeni bir editoryal süreçten geçirilerek Avi Pardo çevirisi ile yayınlandı. Siren Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Sanem Sirer, bir çağdaş edebiyat klasiğini yeni kuşak okurlarla buluşturduklarını, bir eksiği tamamladıklarını belirterek, Siren Yayınları'nın sonbahar hasadına dair de müjdeli bir haber verdi. Irwine Welsh'in 1994 yılında toplatılan Porno kitabı hakkında açılan müstehcenlik davasının düşmesiyle Siren Yayınları'nca yeniden basılacak.

 

 

 

Henry Miller bir zamanlar sevgilisi de olan erotik edebiyatın namlı kalemlerinden Anais Nin'in yardımları ile ilk kitabı Yengeç Dönencesi'ni Fransa'da yayınlayabildi. On haziran tarihli köşe yazısında Paris'teki Village Voice kitabevinden bir anektod aktaran Hasan Bülent Kahraman bir sansür başyapıtı olarak da anılan Yengeç Dönencesi'ne dair yeni bir kapıyı araladı. Paris sahafı Village Voice'in sahibi Michael Neal'in Kahraman'a aktardığına göre, "Yengeç Dönencesi'nin üç katı büyüklüğündeki orijinal daktilo metninin fotokopisi Neal'de mevcut. Neal, Miller'ın kitabı yayıncısına götürdüğünde fazla uzun bulduğu için kısaltmasını istediğini, tüm çevirilerin de kitabın bu kısaltılmış halinden oluştuğunu söylüyor. Yayınlandıktan sonra yıllarca sansür belası peşine bırakmayan Dönence'nin Yengeç'i ironik şekilde daha yayınlanmadan önce editoryal bir sansüre de maruz kalmış olabilir.

 

 

 

 

 

Sansürlenirken aslında resmileştirilen, yasaklanırken esasen kutsallaştırılan, okuyucusundan alkışlar içinde uzaklaşması umulan dönence ayetlerinin karşılığında Henry Miller ne elde etti? Ne elde etmesi gerekiyordu ki? "Sadece katiller ortaya koyduklarının karşılığını alıyorlar hayatta. Çağ şiddet gerektiriyor ama yarım kalmış patlamadan fazlası yok elde. Devrim filizlenirken kesiliyor ya da başarıya fazla hızla uğraşıyor. Tutku kendini çabucak tüketiyor. İnsanlar fikirlerinden taviz veriyor, alışılageldiği üzere."

 

 

 

Dönence ayetleri, en çok da kendine karşı. Dünyanın bütün sansür heyetleri toplansa onu kendisinin yargıladığı kadar yargılayamayacak. Kendi kendine çevirdiği oklar kadar yıpratamayacak. Kendisinin panzehiri o. Belki de bu yüzden her dem yeni ve kalıcı. Onu ayetleştirenlerin hala baş belası. Başı belada olanların hala kutsal bir sırdaşı: "Kızlar soyunuk; kıçlarına kıymık batmasın diye döşemeyi inceliyoruz. Yüksek topuklular ayaklarında hala. Ama kıç! Kıç sarkmış, kırışmış, zımparalanmış; bilardo topu ya da cüzzamlının kafatası kadar pürüzsüz, sert ve parlak."

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tıpkı sizin gibi. Kitabı eline almış ve alacaklar gibi, zarif kitap kapağına hayran oluyorum. Kitap kapağının güzelliğinin sadece çizgilerden ibaret olmadığını hissetmiş olmalıyız öyle uzun uzun bakarken. Kuşlarla gelen bir genişlik, kanatlanma duygusu, sarı ile gelen anlam, uçabilecek olmanın tedirginliği ve başkaca pıt pıt açıverecek nice duyguları bekleyerek bakıyoruz resme.

Kendi anlatı evrenini kuran, hikâyelerini birbirine teyelleyip size aşina bir karakteri başka bir öykünün kıyısından geçiren yazarlara pek meftunum. Bunun nedeni kültürel kodlarımıza kazınan Binbir Gece tarzı anlatılar olabileceği gibi Borges’i pek sevmemize neden olan oyuncu tavır ya da postmodern estetiğin parçalanmış gerçeklik fikri de pekâlâ olabilir.

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.