Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Dönence Ayetleri



Toplam oy: 1303
Henry Miller
Siren Yayınları
Bu yazıyı edepsizce okuyun. Öyle ki yanınızdakiler "edep yahu" demekten kendini alamasın. Yengeç avlamaya gidiyoruz çünkü dönence ayetlerine.

Şeytan ayetlerini bilir misiniz? Gerçekten mi? Size arzunun ve budalalığın ayetlerinden bahsedeceğim. Size zevkin acıya şevkle dönüşmesinin sultalarını sıralayacağım. Sizin anneniz bir melek mi? Bu yazıyı bir sansür ihtarnamesi olarak da okuyabilirsiniz öyleyse. Cinsellik politik bir erdemdir. Tembellik biraz daha radikali. İçmek, tembellikten de hallice. Reddetmek mi? Sınırların kavşağı. Sınırların kavşağına frensiz dalan adam ve kadınlar iyi ki var. İyi ki varlıklarından çok yazarlar. Ne ülkeleri, ne birileri ne de kendileri için sadece yazmak gerektiği için yazarlar. Bu yazıyı edepsizce okuyun. Öyle ki yanınızdakiler "edep yahu" demekten kendini alamasın. Yengeç avlamaya gidiyoruz çünkü dönence ayetlerine.

 

 

 

Miller'lardan Henry Valentine. Bir kitap yazdı ve yirminci yüzyılın küresel ahlakı, ‘yedi iklim beş kıta’ korkuyla titredi. Bir kitap ikizi, bir devam filmi, ‘müstehcenliğe karşı ama açıklıktan yana’ bir insanlık tragedyası; Yengeç Dönencesi ile Oğlak Dönencesi. Paris, New York hattında boşvermişliğin farkındalığının otobiyografisi. Paris'te biten bir paliomarinin ardından aşklar, bocalama ve olamama hesaplaşması. New York'ta Beat kuşağının ilk tınıları, bir bohem saltanatı. Sansür resmi geçidinin başa bela muzır tefrikası.

 

 

 

 

 

 

 

 

Miller'ın Paris'e on dolar ile gelip on yıl yaşadığı, "Oldukça bol zamanım vardı, ama harcayacak tek meteliğim yoktu" diye iç geçirdiği yıllarının tanığı Yengeç Dönencesi 1934'te Fransa'nın Obelisk Yayınevi tarafından yayınlandı. Bu Yengeç Dönencesi için sonun başlangıcına da işaret ediyordu. Kitap yazarın kendi vatanı Amerika'da yasaklandı. Amerika, İngiliz, Kanada gümrüklerinde yıllarca olunmaz bir suç aleti gibi valizlerde didik didik arandı.

 

 

 

1964 yılında hakkında açılan davalardan beraat edene kadar Amerika'da cadı avının en korkulu arzu nesnelerinden biri oldu. Bunu hak edecek kadar tutkuluydu: "Beni hayati olarak ilgilendiren tek şey var artık, o da kitaplarda bugüne kadar yazılmamış olan her şeyi kayda geçirmek."

 

 

 

 
Yengeç Dönencesi açık saçık anlatımı gerekçesiyle Türkiye'de de yıllarca yayınlanmadı. Türkiye'de yayınlanma vakti, cinselliği de devrimlerinin bir parçası olarak dönüştürmeyi düşleyen ‘çiçek çocukları'nın son demine denk geldi. Kitap 1971 Ocak'ında Taç Kitapları tarafından Zehra Enger çevirisi ile yayınlanabildi. Parantez Yayınları tarafından Avi Pardo çevirisiyle tekrar yayınlanana kadar aradan 23 yıl geçmesi gerekecekti. Bu uzun sürenin nedeni zıt dönencesi ve eş kitabı Oğlak Dönencesi'nin 1985 yılında Erdal Öz tarafından yayınlanmasının ardından toplatılması olabilirdi. Oğlak Dönencesi'nin bazı kısımları sansür kurulu tarafından müstehcen adledilerek kitap yasaklandı. 1988 yılında 39 yürekli yayınevinin buna cevabı kitabı müstehcen olan kısımlarını ayrıştırarak ortaklaşa basmak oldu. Can Yayınları, 1995 yılında Miller'ın doğumunun yüzüncü yılı için yaptığı yeni baskısında bu ebedi eserin Türkiye'deki yasaklanma ayıbını da kalıcı kılacaktı. Kitabın ‘cinsel içerikli’ olduğu gerekçesiyle yasaklanmasına neden olan tümceler siyah bantla karartılarak yayınlanacaktı.

 

 

 

 

 

 

 

Yeni baskısı yapılmayan ve sahaflarda bulmanın da güçleştiği sansürlü kitabın yayıncısı Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Zeynep Çağırıyor, konu ile ilgili olarak, bir yazarın bütün kitaplarına yer vermeyi ilke edindiklerini, Henry Miller'ın telif haklarının farklı yayınevlerine dağılmış olması sebebiyle de yazarı yayın listesinde tutamayacaklarına karar verdiklerini, Oğlak Dönencesi'nin yeni baskılarını da bu sebeple yapamayacaklarını kaydetti. Dönencenin zıt kutbuna dair mutlu haber ise Siren Yayınları'ndan geldi. Bir zamanlar tüm dünyada sadece elden ele gizlice okunabilen, Türkiye'de Parantez Yayınları'nca 2004 yılında yapılan ikinci farklı baskısı da tükenen Yengeç Dönencesi, Siren Yayınları'nca yeni bir editoryal süreçten geçirilerek Avi Pardo çevirisi ile yayınlandı. Siren Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Sanem Sirer, bir çağdaş edebiyat klasiğini yeni kuşak okurlarla buluşturduklarını, bir eksiği tamamladıklarını belirterek, Siren Yayınları'nın sonbahar hasadına dair de müjdeli bir haber verdi. Irwine Welsh'in 1994 yılında toplatılan Porno kitabı hakkında açılan müstehcenlik davasının düşmesiyle Siren Yayınları'nca yeniden basılacak.

 

 

 

Henry Miller bir zamanlar sevgilisi de olan erotik edebiyatın namlı kalemlerinden Anais Nin'in yardımları ile ilk kitabı Yengeç Dönencesi'ni Fransa'da yayınlayabildi. On haziran tarihli köşe yazısında Paris'teki Village Voice kitabevinden bir anektod aktaran Hasan Bülent Kahraman bir sansür başyapıtı olarak da anılan Yengeç Dönencesi'ne dair yeni bir kapıyı araladı. Paris sahafı Village Voice'in sahibi Michael Neal'in Kahraman'a aktardığına göre, "Yengeç Dönencesi'nin üç katı büyüklüğündeki orijinal daktilo metninin fotokopisi Neal'de mevcut. Neal, Miller'ın kitabı yayıncısına götürdüğünde fazla uzun bulduğu için kısaltmasını istediğini, tüm çevirilerin de kitabın bu kısaltılmış halinden oluştuğunu söylüyor. Yayınlandıktan sonra yıllarca sansür belası peşine bırakmayan Dönence'nin Yengeç'i ironik şekilde daha yayınlanmadan önce editoryal bir sansüre de maruz kalmış olabilir.

 

 

 

 

 

Sansürlenirken aslında resmileştirilen, yasaklanırken esasen kutsallaştırılan, okuyucusundan alkışlar içinde uzaklaşması umulan dönence ayetlerinin karşılığında Henry Miller ne elde etti? Ne elde etmesi gerekiyordu ki? "Sadece katiller ortaya koyduklarının karşılığını alıyorlar hayatta. Çağ şiddet gerektiriyor ama yarım kalmış patlamadan fazlası yok elde. Devrim filizlenirken kesiliyor ya da başarıya fazla hızla uğraşıyor. Tutku kendini çabucak tüketiyor. İnsanlar fikirlerinden taviz veriyor, alışılageldiği üzere."

 

 

 

Dönence ayetleri, en çok da kendine karşı. Dünyanın bütün sansür heyetleri toplansa onu kendisinin yargıladığı kadar yargılayamayacak. Kendi kendine çevirdiği oklar kadar yıpratamayacak. Kendisinin panzehiri o. Belki de bu yüzden her dem yeni ve kalıcı. Onu ayetleştirenlerin hala baş belası. Başı belada olanların hala kutsal bir sırdaşı: "Kızlar soyunuk; kıçlarına kıymık batmasın diye döşemeyi inceliyoruz. Yüksek topuklular ayaklarında hala. Ama kıç! Kıç sarkmış, kırışmış, zımparalanmış; bilardo topu ya da cüzzamlının kafatası kadar pürüzsüz, sert ve parlak."

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Modern sanat telakkisinin adeta “dinselleştiği” ve bunun da en önemli etkisini mimarlık alanında gösterdiği bir bağlamda yaşadı Turgut Cansever. Türkiye ekseninde bir yanda pozitivist bir dünya görüşünün diğer yanda da seküler mistik ve “yaratıcı insan” düşüncesinin egemen olduğu, “bilim”in dogmatikleştiği bir dönem.

Hayat parantezi 1916’da İstanbul’un Fatih semtinde, Atik Ali Paşa’da açıldı Behçet Necatigil’in. Sonra parantezin içerisine bir başka şehir girdi: Kastamonu. Zeki Ömer Defne’nin zilleri çalarken derslere bir bir girenler arasında o hassas ortaokul öğrencisi de vardı. Evlerden, kırlardan, denizlerden duyulan bu ses zil değil şiirin tınısıydı.

“Sanatçı, gözün göremediğini görendir.”

 

Çağdaş Amerikan edebiyatının en parlak yazarlarından Michael Chabon’un bir söyleşisini hatırlıyorum. Yaratıcı yazma atölyelerinin desteklenmesi gerektiğini söylüyordu: “Tamam, kimse kimseye dâhi olmayı öğretemez kuşkusuz ama yazarken hata yapmamak, yazmak denen şeye ‘okur’ gibi değil de ‘yazar’ gibi bakmak pekâlâ öğrenilebilir.

Nehir söyleşi, ara bir tür. Ne biyografi ne de otobiyografi. Otobiyografi değil çünkü hayatınızı nasıl anlatacağınızı söyleşiyi yapan kişinin soruları belirliyor. O çerçeveyi siz çizemiyorsunuz ve birkaç soruyla hiç istemediğiniz günlere veya olaylara geri dönmeniz mümkün.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.